06.06.2013 - Avrupa basınından özetler | BASIN | DW | 06.06.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

06.06.2013 - Avrupa basınından özetler

Avrupa basını Türkiye'deki hükümeti protesto gösterilerine ve Suriye'deki iç savaşa ağırlık veriyor.

Polonya'dan sol liberal Gazeta Wyborcza gazetesinin, Türkiye'deki gösterilerle ilgili yorumunda şu satırlar göze çarpıyor:

"Türkiye'de bazılarının inandığı gibi Türk Baharı başlamış değil. Türkiye, iktidardaki liderin şiddetle devrilmek zorunda olmadığı, demokratik bir ülke. Ancak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, tıpkı Macaristan'da Başbakan Viktor Orban gibi, çoğunluğu temsil etmenin, anayasadan daha önemli olduğunu düşünerek, bir demokrasiyi liberal olmayan yöntemlerle yönetmeye çalışmak istiyor. Mısır'da Devlet Başkanı Muhammed Mursi ve Rusya'da Başbakan Vladimir Putin ülkelerini böyle yönetiyorlar."

Danimarka'dan sağ liberal Jylands-Posten gazetesinin aynı konuyla ilgili yorumunun başlığı ise "Erdoğan'ın zamanı daralıyor". Yorumda şu satırları okuyoruz:

"Huzursuzluklar bir Türk Baharı'nın alameti mi? Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Mısır'ın devrik Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'le aynı kaderi mi paylaşacak? Şu an durum öyle görünmüyor ama iş bu aşamaya gelebilir. Erdoğan artık güvenilir bir politikacı değil, halkı giderek ondan daha fazla korkuyor. Demokrasiyi, insan haklarını ve düşünce özgürlüğünü değil, tam tersine otoriter bir yönetim tarzını savunuyor. Erdoğan'ın ve Adalet ve Kalkınma Partisi'nin bütün ulusa İslamcı-muhafazakâr değerleri yerleştirmeye çalıştığı endişesi mevcut. Erdoğan ve partisi şimdi neler olup bittiğini anlamıyorlarsa, o zaman Türkiye'nin ve bizzat Erdoğan'ın ciddi bir sorunu var demektir. Erdoğan'ın verdiği sözleri tutarak halkla işbirliği içinde çalışmasının tam zamanı."

İtalya'dan La Stampa gazetesinde ise konuyla ilgili yorumda şu satırlar göze çarpıyor:

"Türkiye'nin Avrupa'dan mütemadiyen ayrılmasıyla aslında 'Erdoğan'ın İslamı' olarak tanımlanabilecek bu tuzaktaki asıl tehlike ortaya çıkıyor. Bu, diyalog, uzlaşma, hedefler ve kıtalararası birlikte yaşam şeklinde bol sözcükle anlatılan yumuşak bir İslam bu. Ancak diğer yandan hiç kimse Ankara'nın neye çabaladığını ve asıl kimlerle bir yerlere gitmek istediğini bilmiyor. Türkiye'nin geleceği ekonomik ve siyasi açıdan giderek daha bariz bir biçimde ümit vaat ediyor. Türkiye Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin'in ardından yükselişte olan bir ulus. Ancak Avrupa ile ilişkilerde durum böyle görünmüyor. Somut bir yakınlaşmadan daha çok belirsiz bir mesafe gözleniyor."

Bugünkü gazeteler Suriye'deki gelişmelere de geniş yer ayırıyor. Fransız Le Midi Libre gazetesi, Suriye'deki iç savaşı şöyle yorumluyor:

"Suriye Mali değil. Fransa Ortadoğu'daki jandarmayı oynama yönündeki bütün diplomatik çabalarına rağmen, bu konuda gerekli çapta değil. Beşar Esad rejiminin önünde, halkına karşı Sarin gazı kullansa dahi, güzel günler var. Diktatör Esad, İran, Rusya ve Lübnan'daki Şii Hizbullah milislerinin desteğini alarak, uluslararası bir askerî müdahaleden korundu. Esad bunu çok iyi biliyor. Şam'ın banliyölerindeki katliamlar Avrupa'da Naziler'in iktidarı ele geçirdiği ya da Bosna Hersek ve Ruanda'daki soykırımları hatırlatıyor. Dert yanıyoruz, kızıyoruz, tehdit ediyoruz ama hiçbir icraatta bulunmuyoruz."

©Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Topçu

Editör: Başak Özay

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam