05.06.2013 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 04.06.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

05.06.2013 - Alman basınından özetler

Türkiye'de günlerdir devam eden hükümet karşıtı protestolar, bugünkü Alman basınında öne çıkan ağırlıklı yorum konusu.

Neue Osnabrücker Zeitung yorum sütunlarında Başbakan Erdoğan'a ağır eleştiriler getirliyor.

"Ülkede hemen her kesimi kapsayan protestoların yatıştırılabilmesi için kilit isim, Recep Tayyip Erdoğan. Birçok vatandaş, yaşam biçimlerinin kendilerine Erdoğan tarafından dikte edilmesini istemiyor ve kişisel özgürlük haklarına yapılan müdahalelere karşı direniyor. Ancak Başbakan’ın aklına yaptığı açıklamalarla gerilimi tırmandırmaktan daha akıllıca bir şey gelmiyor. O nedenle, olanları kavrama kapasitesine sahip mi, şüphesi doğuyor. Erdoğan Arap Baharı bağlamında demokrasi, adalet ve güvenlik konusunda büyük sözler söylüyordu. Şimdi ise 'Ankara’nın Sultanı', insan hakları ve vatandaş haklarıyla pek ilgisi olmayan biri gibi davranıyor."

Thüringische Landeszeitung'un yorumunda ise şu satırları okuyoruz:

"Başlangıçtaki hoşnutsuzluğun nedenleriyle artık pek ilgisi kalmamış, çoktan başka yönlere kaymış protestolar vardır. Türk sivil toplumu ayaklanıyor. Modern bir ülkeye uymayan bir politikaya isyan etme denemesi yapıyor. Ama bu protesto Türkiye’deki siyasi kırılma noktalarında bir şeyler değiştirecek mi? Şu an Türkiye’de olanlar, hem Türkler hem de bizim için; aynı anda büyük bir zorluk, fırsat ve risk anlamına geliyor."

Düsseldorf’ta yayımlanan Westdeutsche Zeitung, Başbakan Erdoğan’ın geri vitesin yerini bulmakta zorlandığını, Cumhurbaşkanı Gül’ün uyarıcı sözlerinin bile yatıştırıcı etki yaratamadığını, polis şiddetinin sürdüğünü belirtiyor ve ekliyor:

“Görüntüler zalimce. Bir iç savaşı andırıyor ve son yıllar boyunca oluşan birikimi gösteriyor. Bu, Erdoğan ve Gül’ün saltanatı. Bu, dinin siyasete dönüşü, kesin bir din-devlet ayrımı yolundan sapılmasıdır. Türkiye uzun yıllar Atatürk’ün açtığı yoldan yürüdü. Atatürk’ün istediği, Batı örneğinde modern bir devletti. Herkes için eğitim istiyor, ancak başörtüsü istemiyordu. Cumhurbaşkanı’nın başörtülü eşi Hayrünnisa Gül, İslam’ın günlük politikaya dönüşünü sembolize etti. Pek çok Türk’ün bu yoldan gitmek istemediği açıkça ortada. Yine de son olaylar şaşırtıcı. Türkiye bir yanda Suriye’ye diş gösterirken, diğer yanda hapisteki Kürt lider Abdullah Öcalan ile diyalog kurdu. Şimdi ise tüm bunlarla Türk toplumunda oluşan çatlakların üstü badanayla kapatılmak isteniyor izlenimi oluşuyor. Şüphesiz şimdi ne olacağı sadece Türkleri ilgilendirir. Türkiye hâlâ AB’ye girme çabası içinde ve NATO içinde de giderek istikrarsızlaşan Ortadoğu’da tampon olarak rolü giderek önem kazanıyor. Alman politikacıların Erdoğan ve demokrasiyle ilgili görüşleri konusunda açık ve net bir tutum sergilemeleri işte bu nedenle doğru ve gereklidir.”

Die Welt gazetesi ise Türkiye’nin Avrupa açısından taşıdığı önemi vurguluyor.

“Atatürk, orduya da dayanarak ülkeyi zorla modernleştirdi ve geri kalmışlık olarak gördüğü İslam’ı bastırdı. Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasî dehası ise birbirinden kopmuş, birbiriyle yarış içindeki ögeleri ılımlı bir İslamcılık altında birleştirmesi oldu. Açık bir şekilde, Akdeniz’de bir ‘Neo-Osmanlıcılık’ hayali kuruyordu. Şimdi ise komşu Suriye, Lübnan ve Irak’ın durumu Türkiye’yi de tehdit ediyor. Türkiye ile AB üyelik müzakerelerinin durdurulmamasının zekice olduğu şimdi görülüyor. Avrupa güçlü bir konumda ve Erdoğan’a otoriter ve İslamcı rotasını yumuşatması için baskı yapmalıdır. Avrupa’nın güneydoğu kanadında istikrarlı, demokratik bir Türkiye, hayatî önem taşımakta. Atatürk ve Erdoğan’ın olumlu mirasının korunması gerek.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Başak Demir

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam