03.06.2014 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 02.06.2014
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

03.06.2014 - Alman basınından özetler

Yorumlar, İspanya Kralı’nın tahttan çekilmesi, Suriye’de devlet başkanlığı seçimi, İngiltere’nin AB'den çıkma tehdidi ve Bayern Münih’in eski başkanı Uli Hoeneß’in cezaevine girmesi ile ilgili.

Ses dosyasını dinle 04:52
Şimdi canlı
04:52 dk

03.06.2014 - Alman basınından özetler

Süddeutsche Zeitung, İspanya Kralı Juan Carlos’un tahtı bırakma kararına ilişkin olarak dünya gençliğinin artık monarşilere ihtiyacı olmadığını vurguluyor:

“Bu torunlar kaybolmuş bir nesilden gelmiyorlar. Bunlar bilgiye aç, öğrenme sevdalısı, dünyaya açık, her yeri görmek isteyen, açık kalpli insanlar. Avrupa’nın şu sıralar bu en dinamik gençliği, geleneksel değerler ile modern, ekonomik açıdan akılcı gelişme olanakları arasında kendine yeni bir yol arıyor. Bunun için kendisine kralların, prenslerin ve dalkavukların yol göstermesine ihtiyaç duymuyor. Tasarruf çılgınlığına ve yolsuzluklara karşı oluşan ve milyonlarca kişiyi seferber eden protesto dalgası örneğin tamamen bilinçli olarak kendisine herhangi bir lider figürü seçmedi. İspanyol monarşisi devrini tamamlamıştır. Artık gitme zamanı gelmiştir.”

Suriye’de bugün (03.06.) başlayan devlet başkanlığı seçimine istinaden Frankfurter Rundschau gazetesinin Arap diktatörleri başlıklı yorumunda şu satırlar göze çarpıyor:

“Şu sıralar yaşadıklarımız, Arap diktatörlüklerinin ‘mutlu saatleri’ olarak nitelendirilebilir. 2011 yılındaki Arap başkaldırısından bu yana diktatörler, kendi meslek gruplarının ortadan kaldırılacağından ürkmeye başlamışlardı. Şimdi ama yeniden var oluşlarını kutluyorlar. Sadece o da değil; iktidarlarını sağlamlaştırırken, karşıtları olan demokrasi hareketlerinin yöntemlerini ve silâhlarını kullanıyorlar. Bunu yaparken de demokrasi ve yönetime katılım gibi ilkelerin içini boşaltıyor ya da tanınmaz hale getiriyorlar. Beşar Esad Batı'yı kendi silâhlarıyla vurmak istiyor. Demokrasi, seçimler, halkın yönetime katılım hakkını istiyordunuz, tamam verelim! Ama ben buna rağmen iktidarımı sürdürürüm!”

Alman 'Der Spiegel' dergisi, İngiltere Başbakanı David Cameron’ın, Avrupa Parlamentosu seçimlerinden birinci parti olarak çıkan Avrupalı muhafazakârların adayı Jean-Claude Juncker'in AB Komisyon Başkanı olması halinde ülkesinin Avrupa Birliği'nden ayrılacağı tehdidinde bulunduğunu haber vermişti. İngiltere’siz bir Avrupa vizyonu konusunda Hannover kentinde yayımlanan Neue Presse gazatesi şunları yazıyor:

“Avrupa, tuhaf özellikleri olan İngilizler olmadan bir yanı eksik kalırdı. Ama durum böyle diye onların istediklerini yapmasına da müsamaha gösterilemez. Açıkça söylemek gerekirse, Avrupa düşüncesine yürekten hiçbir zaman bağlı olmadılar. Uzun zamandır bilinen şey, adalı İngiliz halkının çoğunluğuna AB’den gına geldiğidir. 2017 yılında bu konuda halk olmasına gidilmek isteniyor. Ancak İngilizlerin Başbakanı daha şimdiden Jean-Claude Juncker’in AB Komisyonu başkanlığına getirilmesi durumunda ülkesinin daha önceden birliğe sırt çevireceği tehdidinde bulunuyor. Bu çıkışa siyasî poker de denebilir, ya da en basit deyimle şantaj da… . Her halükârda hoş bir stil değil ve demokrasi ile de yakından uzaktan bir ilintisi yok! Üstüne üstlük bu çıkış, demokrasinin ana vatanı olan bir ülkenin başbakanından geliyor.”

Dünyaca ünlü efsanevi futbol kulübü Bayern Münih’in eski başkanı Uli Hoeneß, 28,5 milyon euro vergi kaçırdığı suçlamasıyla yargılanmış ve hapse mahkûm edilmişti. Hoeneß'in dün (02.06.) cezaevine yerleştirildiği haber verildi. Mannheimer Morgen gazetesinin konuya ilişkin yorumunda şu satırları okuyoruz:

“Hoeneß çok normal bir cezaevi hükümlüsü… Her ne kadar resmî ağızdan böyle denilse de, aslında o kadar da normal değil. Sadece eski bir hükümlünün Hoeneß'e şiddet uygulama tehdidinde bulunması bile 62 yaşındaki eski başkanı gözden ırak tutmamak için yeterli bir gerekçe. Hoeneß'in başına, bulvar gazetelerine malzeme olacak kötü ya da iyi hiç bir şey gelmemeli! Zaten er ya da geç içeride cereyan eden her şey dışarıya yansıyacaktır. Cezaevine girmesiyle birlikte artık Hoeneß hakkındaki alaycı yaklaşımlar bir son bulsa ve özel yaşamı kendisine kalabilseydi… . Ama büyük bir olasılıkla bunlar sadece olmayacak istekler olarak kalacak.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Çelik Akpınar

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam