03.03.2014 - Avrupa basınından özetler | BASIN | DW | 03.03.2014
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

03.03.2014 - Avrupa basınından özetler

Avrupa basınında bugün yer alan yorumlarda, Kırım ve Ukrayna’daki gelişmeler Avrupa ve Rusya ilişkileri açısından irdeleniyor.

Ses dosyasını dinle 04:16
Şimdi canlı
04:16 dk

03.03.2014 - Avrupa basınından özetler

Avusturya gazetesi Der Standard, Rusya’nın büyük güç olarak siyaset sahnesine çıktığı vurgulanan yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

“Rusya’nın G-8'den uzaklaştırılma tehditlerinin işe yarar değil, ama güçlü sembolik bir anlamı olabilir. Bu da ‘bu tür tavırlar kabul edilemez’ mesajıdır. Putin’in kibri de böyle bir girişimden etkilenmiş olurdu. Ama öte yandan Putin, tüm dünyanın Rusya’ya karşı birleştiğinin bir ‘kanıtını’ daha iç politikada kullanma olanağına kavuşmuş olurdu. Başkan Obama’nın dış politikası (İran örneğinde de görüldüğü üzere) askerî çözümler yerine diplomasiyi öne çıkartıyor. ABD’nin bu rotasını başkaları gibi Putin ve ABD’deki kimi çevreler zaaf olarak yorumluyor ve Suriye meselesinde Putin bu durumu çok akıllıca kullandı. Rusya büyük güç olarak uluslararası siyaset sahnesine dönüş yaptı. Ancak Sovyetler dönemindeki gibi Putin'in Rusyası da uluslararası oyun kurallarını dilediği gibi yorumluyor. Sınırların değiştirilemez olması, devletlerin egemenliğine saygılı olunması gibi kurallar örneğin… Suriye söz konusu olunca Rusya bunlara ‘evet’, Ukrayna olunca ‘hayır’ diyor.”

Sağ liberal İspanyol gazetesi El Mundo ise yorumunda Putin'in uluslararası arenada izole olduğunu vurguluyor:

“Batılı güçler, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i emperyalist vizyonundan vazgeçirmek için her türlü yola başvuruyor. Batı'nın bu tepkisi yerinde, ancak bir etkisi olur mu, onu zaman gösterecek. Kremlin’in oldu-bittiye getirdiği gelişmeler çok fazla iyimserliğe yer olmadığını gösteriyor. Askerler Kırım’ı işgal etti. Bu, NATO ile dostane ilişkiler içinde olan bir devletin mevcut egemenlik haklarının ağır şekilde ihlâli anlamına gelir. Putin eskisinden çok daha fazla izole olmuş durumda. Ne var ki Avrupa’da barışın korunması söz konusu olduğunda tüm bu uluslararası baskıların yeterli olup olmayacağı da bir soru olarak kalıyor.”

İsviçre gazetesi Neue Zürcher Zeitung ise bu son olaylarda asıl kaybedenin Ukrayna olduğu görüşünü savunuyor:

“Bu gelişmelerin en büyük kaybedeni Ukrayna. Öngörülebilir bir süre içinde ülkenin her bölgesinde kabul görecek bir hükümet kurulamayacak. Eğer Kiev’de yeniden Rusya’ya yakın güçler iktidara gelecek olursa, o takdirde ülkenin batısı ayağa kalkacaktır. Eğer bu olmazsa, o zaman da ülkenin Rusya yanlısı bölgeleri Kiev’e nihaî olarak sırtını dönecektir. Moskova toprak işgaline girişmeyecektir, çünkü sınırları değiştirmek için uygun bir ortam yok. Daha olası görünen, Sovyetlerin yıkılmasından sonraki dönemde Ukrayna’da 1990’lı yıllardaki kopma savaşları sonucunda ortaya çıkan ve devletler hukuku tarafından tanınmayan Abhazya ya da Moldova’ya bağlı Transdinyester gibi oluşumların ortaya çıkmasıdır. Bu bölgelerin halkı ise bu durumun getireceği tüm olumsuzlukları yaşamak zorunda kalacaktır.”

İngiliz Independent da yorumunda, Avrupalıların bir an önce Kiev için bir yardım paketi hazırlamalarının daha akıllıca olacağını belirtiyor:

“Eğer Batılı politikacılar Ukraynalılara gerçekten yardım etmek istiyorsa, o takdirde Kırım’ı şimdilik unutmaları, onun yerine Ukrayna’ya bir finans yardım paketi hazırlamaları gerekir. Yatırımlar olmazsa ve Rus doğal gazının fiyatı artarsa, ki Rusya’nın sevkiyatları tamamen durdurması da olası, o zaman Ukrayna tam anlamıyla ödeme gücünü kaybetmiş olacak. İşte bu da Ukrayna'nın ekonomik açıdan ayakta kalmaya imkânı olmadığını ortaya koyan ek bir argüman niteliğinde. Burada tek çözüm yolu, Batı'nın Moskova ve Kiev ile Ukrayna'nın imarı için temaslar içinde olmasıdır. Avrupalılar, Amerikalılar ve Ruslar burada atılacak tek bir yanlış adımın, hatta Ukrayna konusunda söylenecek tek bir yanlış sözün feci sonuçları olabileceğini bilmek durumunda.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen Çelik Akpınar

Editör: Hülya Schenk

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam