Şiddet mağduru kadınlar: Karakol kapısından dönmek | Türkiye | DW | 19.04.2021

Yeni DW ile tanışın

Yeni DW'nin beta sürümüne herkesten önce göz atın. Görüşünüzü bize bildirerek yeni DW'yi daha da geliştirmemize yardımcı olabilirsiniz.

  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

Türkiye

Şiddet mağduru kadınlar: Karakol kapısından dönmek

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının ardından şiddet gören kadınlar karakollarda nasıl karşılanıyor? DW Türkçe muhabiri Burcu Karakaş, bu sorunun yanıtını mağdur kılığında gittiği karakollarda aradı...

Türkiye'nin 20 Mart 2021 tarihinde İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı almasının ardından şiddet gördükleri erkekler hakkında karakola başvuran kadınların başvurularının alınmadığına dair iddialar var. Karakollarda şiddet mağduru kadınlara yönelik muameleyi anlamak için İstanbul’da üç karakola gittim, İstanbul dışında ise dört karakolu aradım.

Sorum şuydu:

"Erkek arkadaşım için uzaklaştırma kararı aldırmak istiyorum, ne yapabilirim?"

İlk durağım, Beyazıt Polis Merkezi Amirliği. Karakol girişinde durduruluyorum. Polis memurlarına uzaklaştırma kararı aldırmak istediğimi söylüyorum. İçeri alınmadan güvenlik noktasında bilgi veriyorlar. Öncelikle şiddet faili erkekle ilişkim soruluyor. Ardından burada başvuru yapamayacağımı öğreniyorum.

"Biz buradan başvuru almıyoruz, Aile İçi Büro'dan alınıyor. Aksaray’a gitmeniz lazım. Bürolar kurulduğundan beri oradan alınıyor."

Böylece kapıdaki polis memuru, Aksaray Emniyet Müdürlüğü'nün adresini tarif etmeye başlıyor. Adres tarifi sonrası merkezden yolculanıyorum. Bir sonraki durağım, Karaköy Polis Merkezi Amirliği. Güvenlikteki polis memuru da benzer şekilde faille aramda duygusal bağ olup olmadığını soruyor. "Beyoğlu’ndaki aile bürosuna gitmeniz gerekiyor" yanıtını alıyorum. Ancak o sırada beni gören bir başka memur konuşmamıza dahil olarak beni kapısında beklediğim karakolun bahçesine davet ediyor ve "Gelin sizi şöyle alalım, prosedürü anlatalım" diyor. Erkek arkadaşımın ne iş yaptığını, kaç yıldır birlikte olduğumuzu, bana fiziksel şiddet uygulayıp uygulamadığını soruyor. Beni "Seni yaşatmam" sözleriyle tehdit ettiğini söylüyorum. "Eğer hayatınızdan endişe ediyorsanız sizi hemen tutanakla Beyoğlu’na sevk edelim" diyen ikinci polis memuruna avukatımla görüşeceğimi söylüyorum. Karakol bahçesinden ayrılırken ardımdan sesleniyor:

"Eğer cinayet gibi bir durumla ilgilenmiyorsak direkt bu konularla ilgileniyor, çok ciddiye alıyoruz."

"Uzaklaştırma kararı için aile içi büroya gidilmesine gerek yok"

Telefonla ulaştığım diğer karakollar da Aile İçi ve Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Büro Amirlikleri'ne yönlendirme yapıyor. Yozgat Şehitler Polis Merkezi Amirliği’ni aradığımda, "Bize değil, asayiş şubeye gitmeniz gerekiyor. Biz başvuru almıyoruz hanımefendi. Aile İçi Büro var asayiş şubeye bağlı, Emniyet Müdürlüğü'nün 4. katında. Oraya gitmeniz gerekiyor" cevabını alıyorum. Ancak 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'da "aile içi büro" diye bir ibare yok. Kanun'un 8. maddesi, "Tedbir kararı, bakanlık veya kolluk görevlileri ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine verilir. Tedbir kararları en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden ya da kolluk biriminden talep edilebilir" diyor.

Avukat Selmin Cansu Demir

Avukat Selmin Cansu Demir

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’ndan avukat Mine Akarsu da kanunu hatırlatıyor:

"Kadınlar başvurdukları bütün kolluk birimlerinden kararı alabilirler. Aile içi büro olmasına gerek yok. Kanun herhangi bir yere yönlendirmeksizin ‘Kadına ilk elden koruma kararını ver' diyor."

Avukat Akarsu, "duygusal bağ" sorusunun da gerekli olmadığını ifade ediyor çünkü fail kadının tanımadığı bir erkek de olabilir. Duygusal bağın varlığı ya da yokluğunun alınacak karara bir etkisi yok: Akarsu'ya göre, "Tek önemli nokta failin şiddet uygulamış olması."

Bu kez Erzurum Aziziye İlçe Emniyet Müdürlüğü'nü arıyorum. Telefonu açan polis memuru daha önce başvuru yapıp yapmadığımı ve nerede oturduğumu soruyor.

"Mahallenizde hangi karakol varsa oraya müracaatta bulunuyorsunuz. Herhangi bir karakola değil, nerede oturuyorsanız, olay nerede gerçekleştiyse oradaki polis merkezine gideceksiniz. Aziziye’de oturuyorsanız Aziziye Polis Merkezi’ne, Dadaşkent’te oturuyorsanız, Dadaşkent Polis Merkezi’ne gideceksiniz."

Telefonu bu sözlerin ardından kapatıyoruz. Ancak bu yönlendirme de kanuna aykırı. Avukat Mine Akarsu, "Karakolların ikametgah ya da suçun gerçekleştiği yer şeklindeki yönlendirmeleri Ceza Kanunu'na atıfla yapılıyor ama 6284 Sayılı Kanun’da bunun yeri yok" diyor.

Video izle 03:32

"İstanbul Sözleşmesi'nin feshi failleri cesaretlendirecek"

 

"Biz vermiyoruz uzaklaştıma kararını, mahkeme veriyor"

Aramalarımı sürdürüyorum. Telefonun ucunda, Nevşehir Avanos İlçe Emniyet Müdürlüğü var. Daha önce başvuru yapıp yapmadığımı, eşim için mi karar aldırmak istediğimi sorduktan sonra, "Karakola gelmeniz lazım. Tehdit mi ediyor sizi?" diyor. "Evet" dediğimde, nerede ikamet ettiğimi soruyor. İlk defa en yakın polis merkezine başvurabileceğime dair bir yanıt alıyorum. Ancak yine oturduğum yerdeki karakola başvurmamın daha iyi olacağı yönünde bilgilendirme yapılıyor.

"En yakın polis merkezine, mahalle karakoluna müracaat edebilirsiniz. Oturduğunuz yerdeki polisin yapması daha iyi olur. Çünkü uzaklaştırma kararı verilen şahısla ilgili ifade verdiğiniz karakolun numarasını verir arkadaşlar. KADES uygulaması var. Bu şahıs size fiziki rahatsızlık verdiğinde konum düşer ve arkadaşlar size dönüş yapar."

Bir sonraki aramayı, Trabzon Sürmene İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne yapıyorum. Telefondaki polis memuru da nerede oturduğumu soruyor.

"Jandarma bölgesindeyseniz oraya yönlendirecektim, emniyet bölgesindeyseniz emniyete. O yüzden sordum. Herhangi bir yere de gidebilirsiniz ya…"

Uzaklaştırma kararı için bir kez daha karakola başvuramayacağımı öğreniyorum.

"Biz vermiyoruz uzaklaştıma kararını, mahkeme veriyor. Emniyet’e başvuru yaparsınız da uzaklaştırma kararı için değil. Bir şikayetiniz, darpınız, raporunuz olur. Yani olayınız bunu gerektiriyorsa ifadenizi alıyoruz, savcıya bilgi veriyoruz. Daha sonra uzaklaştırma kararı istiyorsanız konuyla ilgili bir form dolduruyoruz, mahkemeye yolluyoruz. Mahkeme kabul ederse…"

Avukat Selmin Cansu Demir’e göre, polise giden kadınların destek alabilmesi oldukça önemli. "Kolluğun karşılaştığı şiddet olaylarına klasik bir adli vakadan çok daha farklı bir yaklaşım sergilemesi gerekiyor. Devletin bu konudaki yükümlülükleri oldukça geniş" diyor. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü 6 Nisan'da yaptığı açıklamada, karakollara başvuran kadınlara "Aile mahkemesine başvuracaksınız" denildiği iddialarını yalanladı. "Mağdurun, şiddet uygulayan kişiden şikâyetçi olmadığı veya herhangi bir tedbir istemediği durumlarda dahi aile içi ve kadına karşı şiddetle mücadele birim amirleri tarafından her vaka ayrı ayrı ele alınmakta ve riskli olduğu tespit edilen vakaların takibi titizlikle yapılmaktadır" denildi.

Son durağım, Kadıköy İskele Polis Merkezi Amirliği… En kısa görüşmem burada gerçekleşiyor. Güvenlikte duran polis memuru başka bir işle meşgul. Yüzüme şöyle bir baktıktan sonra duraksamadan yanıt veriyor.

"Savcılık veriyor kararı"

Önündeki kağıda bir şeyler yazdığı için ilgisiz davranıyor. "Aile içi bir mesele mi?" diye soruyor, erkek arkadaşım hakkında karar aldırmak istediğimi söylüyorum.

Avukat Mine Akarsu

Avukat Mine Akarsu

"Savcılığa gideceksiniz."

Avukat Mine Akarsu’ya göre, bu da yanlış bir uygulama. "Acil tedbirler kolluk tarafından verilebilir. Savcılığa yönlendirmek yanlış" diye ekliyor.

"Opuz kararının üzerinden 12 yıl geçti, hâlâ aynı şeyleri konuşuyoruz"

Avukatlara göre, karakollarda yapılan yanlış bilgilendirme ve kanuna aykırı uygulamaların İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı ile ilgisi var. Avukat Mine Akarsu, "Her ne kadar 6284 Sayılı Kanun yürürlükte olsa da, İstanbul Sözleşmesi kararı ile birlikte kötü uygulamalara zemin açılmış gibi bir psikolojik durum oluşturulduğunu düşünüyorum" diyor.

Video izle 11:21

Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi serüveni

Avukat Selmin Cansu Demir de aynı fikirde… "6284 Sayılı Kanun’un dayanağı İstanbul Sözleşmesi. İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasına ilişkin karar, uygulamaları etkiliyor" diyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin şiddet görmesine rağmen devletin koruma sağlamaması sonucunda eşi tarafından öldürülen Nahide Opuz hakkında 2009’da Türkiye'yi mahkûm ettiği kararı hatırlatıyor."Bu kararın üzerinden 12 yıl geçti. Hâlâ aynı şeyleri konuşmamız, kadınların hayatlarına mal oluyor."

Burcu Karakaş

© Deutsche Welle Türkçe

Editoryal bilgi notu: Emniyet Genel Müdürlüğü haberimiz üzerine 20 Nisan 2021 tarihinde basına şu açıklamayı yapmıştır: https://www.egm.gov.tr/20042021-tarihli-basin-aciklamasi

 

Önerdiğimiz linkler