′Şüpheli liste harekete geçirir′ | TÜRKİYE | DW | 14.10.2015
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

TÜRKİYE

'Şüpheli liste harekete geçirir'

Ankara saldırısı sonrası yetkililerin yeterli önlem alıp almadığı sorusu gündeme geldi. Uzmanlara göre, kolluk kuvvetlerinin kuvvetli şüphesi olması durumunda izledikleri kişileri yakalama ve gözaltına alma yetkisi var.

Ankara’da 97 kişinin hayatını kaybettiği bombalı saldırının ardından, valilik izniyle yapılacak barış mitingi öncesinde polisin yeterli güvenlik önlemlerini almadığı eleştirileri gündeme geldi. Ancak istifası istenen İçişleri Bakanı Selami Altınok, güvenlik zaafiyeti yaşandığına ilişkin iddiaları reddetti. İntihar eylemi yapacak kişilerin listesine sahip olduklarını söyleyen Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun “Eylem yapmadan canlı bombayı tutuklayamazsınız. Bir uyuyan hücre varsa hepsini içeri atamazsınız” açıklaması ise eleştirilerin daha da artmasına yol açtı.

Ceza hukuku uzmanları ise terör şüphelilerinin takibi ve hukuki olarak alınabilecek önlemler konusunda yasal olarak polisin elinin kolunun bağlı olmadığına ve hükümetten gelen açıklamaların hukuki geçerlilik taşımadığı görüşünde.

“Polisin eli kolu bağlı değil”

Türk Ceza Yasası'nın 2005'te geçirdiği reformun baş mimarlarından biri olan Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. İzzet Özgenç, terör şüphelilerinin takibi ve hukuki olarak alınabilecek önlemleri DW Türkçe'ye değerlendirdi. Özgenç, “Başbakan, siyasi olarak başka bir mesaj vermek istemiş olabilir, ama Türkiye’de yasal mevzuat kuvvetli suç şüphesine sahip polisin elini kolunu bağlamaz. Polis ya da jandarma, yani kolluk güçleri şüpheli listesine aldığı herkesi yakalama hakkına sahiptir ve bunu istediği zaman yapar” diye konuştu.

Özgenç, “Şimdi burada sorulması gereken –intihar bombacısı ile ilgili nasıl somut şüphe olabilir- sorusudur. Polis de der ki; -evinde bomba bulduk, düzenek bulduk, takip ettik, bu işleri yapıyor, bu işleri yapanlarla yakın bağlantı kuruyor- işte bu cevaplar, somut şüphe cevaplarıdır. Ama diyorsa ki; -kılığına kıyafetine baktım, menşeinden şüphelendim- o zaman bu cevapların hukuki geçerliği yoktur” açıklaması yaptı.

Polisin, bir kişinin örgüt mensubu olduğunu tespit etmesi durumunda da o kişiyle ilgili kuvvetli şüpheyi güçlendirmiş olacağını söyleyen Özgenç, şüpheli listesinin öyle gelişigüzel bir liste olmadığına, somut delillere dayandığına dikkat çekti.

Polisin şüpheli gördüğü, özellikle intihar bombacısı durumundaki kişileri kontrol altına almak için de yasal olarak birçok önlem alma yetkisinin olduğunu anlatan Özgenç, “Her şeyden önce ciddi bir polisiye takip yapılır ve polis, takip ettiği kişinin peşini hiç bırakmaz. - Takibe aldım. Listeyi kenara koydum- mantığı yoktur. İntihar bombacısını öyle bir takip eder ki; her şeyden önce onu tıbbi bir desteğe kavuşturur. Çünkü intihar bombacısı hastadır ve ölümü göze almıştır. Polis, böyle bir kişinin peşini zaten bırakmaz” diye konuştu.

“Şüpheli liste harekete geçirir”

Ufuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Muhakemesi Ana Bilim Dalı Başkanı Yard. Doç. Sinan Kocaoğlu da; terör şüphelilerinin takibi konusunda “Polis ve Vazife Selayetleri Kanunu var. Ceza Muhakemesi Kanunu var. Terörle Mücadele Kanunu var. Adli ve Önleme Arama Yönetmeliği var. Bunların hepsi polisin terörü, saldırıları önleme yükümlülüğünü hatırlatır. Polis; bu kanunlar doğrultusunda – gereğini yapma- yükümlülüğüne de sahiptir” diye konuştu.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinin 3. fıkrasının çok açık olduğunu, kasten adam öldürme girişimi, örgüt kurma gibi suçların kuvvetli şüphe doğurduğunu ve bu şüphe doğrultusunda şüphelinin yakalanabileceğini, tutuklanması için de yargı sürecinin işletilebileceğini anlatan Kocaoğlu, "Bir hükümet 'elimizde şüpheli liste var diyorsa harekete geçip, gereğini yapmak yükümlülüğündedir. Harekete geçilmemişse o liste hükmünü yitirir” dedi.

"Sadece polisin değil, jandarmanın bile oluşturduğu ‘şüpheli listesi’ vardır. Kolluk güçlerinin asıl misyonu önleyiciliktir. O liste sürekli takip edilir ve gereği yapılır” diyen Kocaoğlu, Başbakan Davutoğlu’nun açıklamalarının ‘hiçbir hukuki temelinin olmadığına’ ve ‘tartışma yaratmasının da normal olduğuna’ dikkat çekti.

Davutoğlu’nun açıklamalarının hukukla bağdaşmadığı gibi hükümetin hukuka nasıl yaklaştığını da ortaya koyduğunu vurgulayan Kocaoğlu’na göre, 'hukuku yanlış yorumlayan, değerlendiren yönetimler', halkın hukukla arasındaki güven ilişkisini de zedeliyor.

“İşte bu yüzden yargıya güven, yargıya inanç Türkiye’de azaldı” diyen Kocaoğlu, “Bir hükümet şüphelisini, şüphesizini ayırt edemiyorsa, ne yapacağını bilemiyorsa üzerine çok da yorum yapmak yanlış oluyor. Başbakan'a birileri hukuku yanlış anlatmış” diye konuştu.

© Deutsche Welle Türkçe

Hilal Köylü / Ankara

Önerdiğimiz linkler

Reklam