Özgecan cinayeti ′idam′ tartışması başlattı | AVRUPA | DW | 15.02.2015
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

Özgecan cinayeti 'idam' tartışması başlattı

Mersin’de Özgecan Aslan’ın yakılarak öldürülmesinin ardından, kadına şiddet suçlarında cezaların artırılması talep edilirken, idam cezasının yeniden getirilmesi tartışılmaya başlandı.

Mersin’in Tarsus ilçesinde üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ın kaçırıldıktan sonra yakılarak öldürülmesi, son yıllarda giderek artan kadına şiddet vakalarında adeta bardağı taşıran son damla oldu. Aslan'ın katledilmesi onlarca kentte binlerce kişinin katıldığı eylemlerle protesto edildi. Siyasi partilerden spor kulüplerine kadar toplumun tüm kesimlerinden kadın cinayetlerini lanetleyen açıklamalar gelirken, tecavüz ve cinayet suçları için idam cezasının yeniden getirilmesi tartışılmaya başlandı.

Ülke genelinde protesto edildi

Mersin'de eve gitmek için bindiği minibüste tecavüze kalkışılıp defalarca bıçaklandıktan sonra yakılarak bir dereye atılan 20 yaşındaki Özgecan Aslan için tüm Türkiye yas tutuyor. Dün Mersin'de binlerce kişinin katıldığı cenaze töreniyle defnedilen Aslan için Mersin, İstanbul, Ankara, İzmir, Karabük, Bursa, Muğla, Balıkesir, Batman, Tunceli ve Adana’da yürüyüşler yapıldı. Başını kadınların çektiği gösterilerde Türkiye'de son yıllarda çığ gibi büyüyen kadın cinayetleri protesto edildi.

Kadınlar taciz ve cinayet suçlarına daha ağır cezalar isterken, hükümeti de bu konuda daha duyarı davranmaya çağırdı. Sosyal medyada ise on binlerce kişi cinayeti lanetleyen mesajlar paylaştı ve internet üzerinden faillerin en ağır cezayı alması için imza kampanyası başlatıldı.

Siyasetçilerden 'Özgecan' açıklamaları

Siyasiler de Özgecan Aslan'ın ölümü sonrasında peş peşe açıklamalar yaptı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Aslan ailesine telefon edip taziyelerini belirtirken, HDP Genel Başkanı Selahaddin Demirtaş, dün partisinin Ağrı il kongresinde yaptığı konuşmada “Adına erkek denen üç yaratık tarafından tecavüz edildikten sonra vahşice katledilen 20 yaşındaki genç kadını saygıyla anıyorum” dedi. Demirtaş, kongre salonundaki tüm erkekleri de Özgecan için bir dakikalık saygı duruşunda bulunmaya çağırdı.

Bakan Zeybekçi: İdam geri gelmeli

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise Twitter hesabından “Tertemiz bir yavrumuzu, Özgecan Aslan’ı kaybettik. Kadınların fıtratında taciz, tecavüz, şiddet yok! Bu zihniyete hep beraber dur diyeceğiz!" açıklaması yaptı.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ Aslan'ın katil zanlıları için "En ağır cezayı alacaklar" derken, Twitter hesabından açıklama yapan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi ise "Özgecan Aslan gibi insanlığın katledildiği cinayetler için idam cezasını getirmeyi hassasiyetle tartışmamız ve getirmemiz gerekiyor" dedi. Zeybekçi'nin bu açıklaması sosyal medyada büyük yankı uyandırırken, binlerce kişi idamın geri getirilmesine destek verdi.

Kadın cinayetleri durmak bilmiyor

Türkiye aile içi şiddet ve kadın cinayetleri konusunda her geçen yıl daha da kötü bir tablo sergiliyor. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2009’da 7 bin 100 kişi cinsel suçlardan dolayı cezaevine girerken, bu sayı 2013'te 12 bin 585'e yükseldi. Üstelik rakamlar, bu suçlardan hapse girenlerin daha sonra aynı suçları tekrar işlediğini de gözler önüne seriyor.

Deutsche Welle Türkçe Servisi'ne konuşan sosyal psikoloji uzmanı Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı, Türkiye toplumundaki muhafazakar eğilimlerin kadınları giderek baskı altına aldığını dile getiriyor. Kadın-erkek ilişkilerindeki hiyerarşinin dini değerler üzerinden meşrulaştırıldığını ve bu durumun kadına şiddeti artırdığını vurgulayan Kağıtçıbaşı, "Türkiye'de kadına bakış hala cinsellik temelli. İslam dininin hoşgörü, tolerans gibi insancıl mesajları görülmeyip kadına hükmetmeyi temel alan öğretiler benimseniyor ve özendiriliyor. Fıtrat söylemi ile kadına şiddetin kapısı aralanıyor" değerlendirmesinde bulunuyor.

"Tacize uğrayan kadın suçlanıyor"

Türkiye'de artık her kadının taciz ve tecavüz tehdidi ile karşı karşıya kaldığına işaret eden Prof. Dr. Kağıtçıbaşı, "Kadınlar her an kendini korumak zorunda hissediyor. Çünkü 'Eğer bir kadın taciz ediliyorsa kendi kabahati vardır' gibi bir algı var. Uğradığı tacizden bile kadını suçlu gören bir anlayış var" diye konuşuyor.

Toplumdaki 'idam cezası' talebinin kadın cinayetlerine karşı oluşan öfkenin bir yansıması olduğunu kaydeden Kağıtçıbaşı, şunları söylüyor: "İdamın geri gelmesi sorunu çözmez. Dünyanın birçok yerinde yapılan kriminal araştırmalar gösterdi ki, idam cezası suçu azaltmıyor. Suçun kaynağına inmek gerekiyor. Bu da önce aile içi eğitimden sonra örgün eğitimden geçiyor. Toplumda siyasetçisinden medyasına kadar kadın-erkek eşitliğini bir kampanya gibi işlemek gerekiyor."

"Türkiye'deki cezalar yeterince caydırıcı"

İnsan hakları hukuku uzmanı Prof. Dr. Semih Gemalmaz ise, Türkiye'de seçim dönemlerinde 'idam' tartışması başlatmanın artık sıradan hale geldiğine dikkat çekiyor. Türkiye'deki ceza yasalarının tecavüz ve cinayet gibi suçlarda yeterince caydırıcı olduğunu belirten Gemalmaz, "Bu açıdan Türkiye'nin Avrupa Konseyi'nin diğer üye ülkelerinden farkı yoktur" diyor.

Türkiye'nin Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi nezdinde imza attığı insan hakları sözleşmeleri uyarınca idam cezasını geri getiremeyeceğini vurgulayan Prof. Dr. Gemalmaz, "Türkiye, idam cezası ile ilgili BM'nin Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 2 no'lu, AİHM Sözleşmesi'nin ise 6 ve 13 no'lu protokollerine taraftır. Dolayısıyla idamı kaldırmış bir ülke olarak, tekrar idam cezasına geri dönemez" diye konuşuyor.

©Deutsche Welle Türkçe

Aram Ekin Duran