1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Özgür Kadınlar Festivali’ne var mısınız?

Türkei Banu Güven
Banu Güven
29 Mayıs 2022

“Milliyetçilik ya da ahlakçılık yarışına girip, özgürlükleri sınırlayarak iktidar alanları yaratmaya çalışanlara inat, kadınların başını çektiği bir “Özgürlük Festivali” güzel olmaz mı?” Banu Güven DW Türkçe’de yazdı.

https://www.dw.com/tr/%C3%B6zg%C3%BCr-kad%C4%B1nlar-festivaline-var-m%C4%B1s%C4%B1n%C4%B1z/a-61968349
Aynur Doğan
Aynur DoğanFotoğraf: Massimo Solimene/Pacific Press/picture alliance

Kafayı kadınlara taktılar. Ellerinde tuttuklarını düşündükleri iktidarı söz dinlemeyen kadınlar yüzünden kaybetmekten korkuyorlar çünkü. Haklılar da. Kadınlar özgür olurlarsa mahvolurlar. Zaten çok kırılgan olan “iktidarları” yıkıldı mı, yok olurlar. Bu yüzden kadınlar üzerinden hem siyasi, hem de cinsel bir iktidar mücadelesi içindeler. “İktidarsız” sözünün Türkçe’deki bir karşılığının da “cinsel gücü yetersiz erkek” olması tesadüf değil.

Melek Mosso da tam erkek iktidarını tehdit eden kadını temsil editor. Mosso, 2019’da bir konserinde ayağını ses monitörüne dayayıp, bacağını da inadına göstererek, “Açmak istiyorsanız açın, konuşmak istiyorsanız konuşun. Kimsenin nasıl davranmanız gerektiğine, nasıl konuşmanız gerektiğini söylemesine, ne yapmanız gerektiğini söylemesine ihtiyacınız yok ihtiyacınız yok kızlar! Sizin kendi kanatlarınız var! Kimsenin kanatları altında durmanıza ihtiyacınız yok! Aksini söyleyenlere ‘Babayı Alırsın’ diyoruz” deyip, aynı isimdeki şarkısını söylemişti. Sonra sosyal medya bağnazları bunu malzeme yapmaya kalkıştı. Kızını konsere götüren bir baba da Melek Mosso hakkında suç duyurusunda bulundu. O da kendi kızının kıyafetine, düşüncelerine karışma hakkını kaybederse diye paniğe kapılmıştı herhalde. Eminim o baba kızına Melek Mosso dinlemeyi de yasaklayabileceğini düşündü. Ne acizlik! Soruşturma takipsizlik kararıyla son buldu, ama iktidar peşindeki bazı erkekler Melek Mosso’nun Isparta konserini fırsat bildiler. Burada iki anlamıyla da iktidardan söz ediyorum.

Melek Mosso’nun Isparta Gül Festivali’ne çağrılmasına, gençlerin oylarıyla karar verilmişti. İptal talebi belki çoğunun düşündüğü gibi AKP cenahından çıkmadı. Necmettin Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan’ın başında olduğu Milli Görüşçü Yeniden Refah Partisi’ne yakın bir dernek olan Anadolu Gençlik Derneği’nin Isparta Şubesi ilk adımı attı. AKP’li belediyeyi ahlaksızlıkla suçlayarak puan toplayacaklarını düşünmüşlerdi herhalde. Ne acizlik değil mi? AKP’li belediye de “Canımıza minnet” diyerek Mosso konserini iptal ediverdi. Gerisini biliyorsunuz. Melek Mosso, şahane bir açıklama yayınladı. Şu kısmı çok hoşuma gittiği için alıntılayacağım: “Birkaç kendini bilmeze kalmadı benim ahlakımı sorgulamak, kadınlık onuruma laf atmak. Bu zihniyetteki insanlar, kendi yüreklerindeki karanlığı ve sapıklığı bizim hayatımıza da sokmaya çalışıyorlar ama buna asla izin vermeyeceğim, vermeyeceğiz.”

Melek Mosso’nun konserinin iptalinin ardından aynı festivalde sahneye çıkması planlanan Derya Uluğ ve Funda Arar’ın gösterdiği kadın dayanışması umut vericiydi. Öğrendik ki, onların yerine Seda Sayan sahneye çıkacakmış. Kimse şaşırmadı herhalde, değil mi?

İktidarın diğer yüzü

İktidar kavgasındakilerin hedef aldığı bir başka isim de Türkiye’nin en güçlü ses ve yorumcularından olup dünya çapında ünlenen Aynur Doğan. “Kim en milliyetçi” yarışına sanatı ve sanatçıyı kurban etmeye çalışıyorlar.

Aynur Doğan ilk kez hedef alınmadı, bilmem hatırlıyor musunuz? 18. İstanbul Müzik Festivali’nde Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda Javier Limon’un “Suyun Kadınları” projesinde Glykeria, Buika ve Rita ile birlikte Aynur Doğan da sahne alıyordu. Tarih 16 Temmuz 2011’di. Aynur aşktan sevdadan bahseden şarkılarını söylerken, bir grup ona “Türkçe şarkı söyle. Şehitlerin kanı daha kurumadı” diye bağırmaya başladı. Kastettikleri Diyarbakır’da iki gün önce pusuya düşürülen 13 askerdi. Sahneye pet şişe atanlar bile oldu. O şişelerden biri müzisyenlere isabet etti. Aynur devam edemedi, kulis geçti. Sonra sahneye çıkan Buika şarkı söylerken de bir grup İstiklal Marşı söyleyerek protestoya devam etti.

Banu Güven
Banu GüvenFotoğraf: Privat

İşte o cenah, sosyal medyadaki kıymeti kendinden menkul bazı tiplerin de galeyana geirmesiyle, Aynur Doğan’ı yine hedefe oturttu. Aramalar yapıldı ve bir Newroz’da yurtdışında Öcalan’ın posterinin olduğu bir sahnedeki görüntüleri dolaşıma girdi. Müzisyen Aynur Doğan, yıllar süren çözümsüz bir çatışmanın tarafı haline getirildi bir anda. Oysa ki Aynur Doğan siyaset ve iktidar kavgalarının üzerinde bir isimdi. Ahmet Kaya gibi. Yirmi üç yıl önce Ahmet Kaya’ya çatal bıçak fırlatanlarla, 11 yıl önce Aynur’un sahnesinde pet şişe atanlar şimdi de sosyal medyada lince girişmişlerdi. Kocaeli’nin Derince Belediyesi Aynur Doğan konserini iptal ettiğini, “Organizasyon yapılan detaylı inceleme sonucunda uygun olmadığı tespit edildi” gibi bir açıklamayla, Aynur Doğan’ın adını bile anmadan duyurdu. Doğan'ın Bursa Kültürpark’ta 31 Mayıs’ta vereceği konser de iptal edildi. Ama İstanbul’daki konser Cumartesi akşamı gerçekleşti. Aynur Doğan daha önce şarkı söylemesine izin verilmeyen sahnede bu kez onu çok özleyen kendi dinleyicisiyle buluştu ve görüntülerden anladığımız kadarıyla şahane bir konser verdi.

“Kürtçe” lafını duyunca aklı doğrudan “teröre” kayanlara, meselenin özünü Aynur Doğan’ın Antalya konseri sonrasında attığı “Tek ömürlük hayatlar ve yüzyıllık şarkılar” Tweet’i iyi anlatıyor bence.

Konser yasakları bunlarla da kalmadı, malumunuz. Birbirleriyle milliyetçilik ya da ahlakçılık yarışına girip, özgürlükleri sınırlayarak iktidar alanları yaratmaya çalışanlara inat, bir festival yapmak gerekiyor bence. Kadınların başını çektiği bir “Özgürlük Festivali” güzel olmaz mı?

Türkei Banu Güven
Banu Güven Gazeteci ve TV moderatörü. Türkiye, Almanya ve dünyadaki gelişmeler üzerine yazılar kaleme alıyor.