′Çocuk annelerin′ dramı | YAŞAM | DW | 30.10.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

'Çocuk annelerin' dramı

BM Dünya Nüfus Fonu'nun 2013 raporu açıklandı. Çocuk yaşta yapılan evlilikler, komplikasyonlar nedeniyle kaydedilen ölümler ve kız çocuklarının yaşadığı insan hakları ihlâlleri raporda öne çıkan konulardan bazıları.

Dünya Nüfusu Vakfı'ndan Renate Bähr BM Dünya Nüfus Fonu'nun "Çocuk Anneler: Ergenlerde Gebelik Sorunuyla Yüzleşmek" başlıklı 2013 Dünya Nüfusu Durum Raporu'nu "cesur bir rapor" sözleriyle değerlendiriyor.

Her gün dünya çapında 15 yaşın altında 5 bin kız çocuğunun doğum yaptığını belirten Bähr, bu durumun bazı gelişmekte olan ülkelerde çocuk ve kadınların haklarının ne kadar kötü durumda olduğunun en önemli kanıtı olduğu görüşünde.

Bähr "Özellikle Afrika ve Sahra çölünün güneyindeki birçok bölgede kız çocuklarının ve genç kadınların hakları hâlâ ayaklar altında. 13 yaşındaki kız çocuklarının anne olması -ki bunu isteyerek yapmıyorlar- bunun en önemli kanıtı. Önlerinde hiç de hoş bir gelecek perspektifi yok. Her gün 5 bin kız çocuğunu etkileyen bu konu tamamen bir tabu. Bunu gençleri cinsel konularda bilgilendirmeye çabalayan bir vakfın çalışanı olarak edindiğim izlenimlerden yola çıkarak söylüyorum. 10 ila 14 yaşlarındaki kız çocuklarına cinsel konularda bilgi verebilmek için ilgili merciilere ulaşmak çok uzun zaman aldı. Zira işe oradan başlamak gerekiyor" açıklamasını yapıyor.

'Pek çok komplikasyon yaşanıyor'

Ergenlikte yaşanan hamilelikler gerek annenin, gerekse bebeğin sağlığı açısından büyük tehdit oluşturuyor. BM Dünya Nüfus Fonu Başkanı Werner Haug her yıl yaklaşık 70 bin genç kızın hamilelik veya doğum sırasında meydana gelen komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybettiğine dikkat çekiyor. Düzgün yapılmayan kürtaj, doğum sırasında oluşan yaralanmalar ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar genç kızları bekleyen tehlikelerin başında geliyor. Haug henüz vücut gelişimi tamamlanmadığı için birçok komplikasyon yaşandığının altını çiziyor:

"Doğumların çoğu, şayet şartlar el veriyorsa sezaryenle gerçekleştiriliyor. Sezaryenin gerektirdiği tıbbî donanımın bulunmadığı durumlarda, söz konusu doğumlar ağır sağlık sorunlarına neden oluyor. Gerek çocuklar, gerekse kadınlar bu sıkıntıları daha sonra ömür boyu çekiyor."

Werner Haug raporun Berlin'de kamuoyuna sunumu sırasında çocuk yaşta ve ergenlikteki hamileliklerin bir dizi insan hakları ihlaline de işaret ettiği uyarısında bulundu. Söz konusu bu çocuk ve genç kızların elinden eğitim ve bir iş hayatına sahip olma şansının alındığına vurgu yapan Haug burada karar verici rolünü ise aile, ebeveyn ve eşin üstlendiğine dikkat çekti:

"Her yıl daha henüz kendileri çocuk olan bu kadınlar 7 milyon 300 bin çocuk dünyaya getiriyor. Bu gerçekten de çok yüksek bir rakam. Bu doğumların 2 milyonunu vücut gelişimini henüz tamamlamamış, içinde bulunduğu fiziksel ve sosyal bağlam nedeniyle anne olabilecek durumda olmayan 15 yaşın altındaki genç kızlar yapıyor."

'Hamile kalan kızların çoğu evli'

BM Dünya Nüfus Fonu Başkanı'na göre erken yaşta yaşanan hamileliklerin başlıca sorumlusu ise çocuk yaşta yapılan evlilikler, zira hamile kalan kızların çoğu evli.

Öte yandan 2013 Dünya Nüfusu Durum Raporu'na göre gelişmekte olan ülkelerde 15 yaşın altında doğum yaptığı belirtilen kadınların sayısı son 5 yılda yüzde 4'ten yüzde 3'e geriledi. Bunun nedeni bu ülkelerde çok erken yaşta yapılan evliliklerde kaydedilen düşüşe bağlanıyor. Ancak Bangladeş, Gine, Mali, Mozambik, Nijer ve Çad gibi ülkelerde bu oran hâlâ yüzde 10'larda seyrediyor. Rapora göre Latin Amerika ve Karayipler'de de ergenlik çağında yaşanan hamileliklerin sayısı artıyor. Bir diğer çarpıcı nokta ise birçok ülkede 10 ila 14 yaşları arasındaki kız çocuklarının hamilelik vakalarıyla ilgili yeterli veri bulunmaması.

2013 Dünya Nüfusu Durum Raporu'nun ortaya koyduğu bir başka noktaysa ergenlik çağındaki hamileliklerin sadece gelişmekte olan ülkelerin yüz yüze olduğu bir sorun olmaması. 15 ila 19 yaşları arasındaki hamileliklerin yaklaşık yüzde 5'i yani yaklaşık 680 bini sanayi ülkelerinde kaydediliyor. Bunların yaklaşık yarısı ise ABD'de yaşanıyor. Bu durumun başlıca sebebi olarak ise ekonomik faktörlerin yanı sıra cinsel eğitim yetersizliği ve cinsellik konusundaki geleneksel önyargılar gösteriliyor.

©Deutsche Welle Türkçe

Heiner Kiesel / Banu Wöltje

Editör: Ercan Coşkun

Reklam