1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Petrol devine dava

Shell, Nijerya’da çevre kirliliğine yol açtığı gerekçesiyle Hollanda’nın Lahey kentinde mahkeme önüne çıkartılıyor. Dava birçok anlamda bir ilki ifade ediyor.

Afrika’da Nijer nehri deltasındaki gökkuşağı renkleri insanın dikkatini çekiyor. İlk bakışta bir doğa oyunu gibi görünen şeyin, nehirleri ve gölleri sarmalayan petrol tabakası olduğu sonradan belli oluyor. Halkın yaşam temelini bir zamanlar burada yapılan balıkçılık ve tarım faaliyetleri oluşturuyordu. BM’nin 2011 yılında yapmış olduğu bir araştırma, 50 yıldan bu yana devam eden petrol arama faaliyetlerinin bölgeye nasıl yoğun bir biçimde zarar verdiğini gözler önüne seriyor. Araştırmada, hasarın giderilmesinin yaklaşık 30 yıl alacağı ve bir milyar Amerikan dolarına mal olabileceğine de dikkat çekiliyor. Peki ama bu bölgede çevrenin kirlenmesinden kim sorumlu? Hollandalı sivil toplum örgütü “Milieudefensie” çalışanı Geert Ritsema ile dört Nijeryalı köylü Shell’e dava açtı.Geert Ritsema şunları söylüyor:



“Çifte standart anlayışı var. Shell gibi holdingler, Nijerya gibi ülkelerde Avrupa’dakinden tamamen farklı bir tavır sergiliyor. Bir petrol şirketinin Avrupa’daki köylülere ait arazilerin, kalınlığı bir metreye ulaşan yoğun petrol tabakası ile sıvanmasına yol açması ve bu tabakayı uzun yıllar orada olduğu gibi bırakması düşünülemeyecek bir şeydir. Ama Nijerya’da işlerini sürdürebiliyorlar. Bu nedenle çevre koruma standartlarını da savsaklamaya başlıyorlar.”

Davacıların talebi

Davacıların talebi, Shell’in yeni boru hatları kurarak, ham petrolün dışarı sızmasını önlemesi, ayrıca toprağın ve zemin suyunun esaslı bir biçimde arındırılması. Bunun ötesinde de geçim kaynaklarını yitirmiş olan köylüler ile balıkçılara tazminat ödenmesi… Böyle bir konu Hollanda'da ilk kez yargı önüne çıkıyor.

Peki bir Avrupa mahkemesi, Avrupa’daki bir durumla ilgili olmayan bir davaya bakabilir mi? Utrecht Üniversitesi’nden hukuk uzmanı Liesbeth Enneking, bu konuda sadece mahkeme masraflarının yüksek olmasının değil, başka bazı engellerin bulunduğunu da vurguluyor:

“Delillerin çoğunluğu, durumdan zarar görenlerin değil, şikayet edilen firmaların elinde bulunuyor. Örneğin ham petrolün neden sızdığı, bu konuda ne gibi gelişmeler olduğu, sabotajın mı, yoksa yanlış bakımın mı bu duruma yol açtığını ortaya koyacak deliller… . Boru hatları hangi sürelerle bakımdan geçiriliyor? Ham petrolün sızmaya başlamasından sonra Shell holdingi ne gibi önlemlere başvurdu? Royal Dutch Shell’in Nijerya’daki petrol boru hatlarının nasıl kullanılması gerektiğine ilişkin ne ölçüde söz hakkı ve etkisi bulunuyor?”

Liesbeth Enneking

Liesbeth Enneking



Shell davayı engelleyemedi


İşte şimdi Shell’in mahkeme önünde bu sorulara yanıt vermesi gerekiyor. Holding önce Hollanda’da yargı önüne çıkmayı engellemeyi, konuyu bir Nijerya mahkemesine götürmeyi denedi. Ancak Lahey'deki mahkeme yargıçları, bu konudaki tüm sorumluluğun Nijerya’daki kardeş firmada olduğu yönündeki gerekçeyi kabul etmedi. Utrecht Üniversitesi’nden hukuk uzmanı Liesbeth Enneking bu konuda da şunları söylüyor:

“Mahkeme sadece Hollanda’daki Royal Dutch Shell’in değil, Nijerya’daki kardeş firmanın durumuna ilişkin olarak da davaya bakabileceğine hükmetti. Bu haliyle bile şimdi artık ilginç bir emsal yaratılmış oluyor. Yani artık Hollanda'daki bir mahkemede sadece çok uluslu şirketlerin ana holdingleri değil, bunların dış ülkelerdeki kardeş şirketleri de yargılanabilecek.”

Hukuk uzmanı Liesbeth Enneking, buna benzer bir durumun Avrupa’da şimdiye kadar sadece Londra’daki bir mahkemede ele alındığını belirtiyor ve çok uluslu şirketlerin işlediği suçlara karşı şikayetlerin daha çok ABD’de yaşandığına işaret ediyor. Enneking, ABD’deki yasaların çoğunlukla davacıların lehine işlediğini de anımsatıyor.


© Deutsche Welle Türkçe

DW/VK/ÇA/BK

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız