Yorum: Trump′tan alınabilecek dersler | DÜNYA | DW | 26.09.2016
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Yorum: Trump'tan alınabilecek dersler

Hillary Clinton ile Donald Trump arasındaki televizyon düellosunu 100 milyon kişinin izleyeceği tahmin ediliyor. Bunun nedenini ve Trump’un başarısından çıkarılması gereken dersleri Ines Pohl yorumluyor.

1.  İçerik yerine mizansen

Başkan adayları Donald Trump ile Hillary Clinton arasındaki televizyon düellolarının ilki tarihin en fazla izlenen siyasi programı olacak. Bütün dünyada 100 milyon kişi adayların söz düellosunu izleyecek. Bunun tek nedeni ABD Başkanı olmanın küresel önemi değil. Asıl, provokasyon ve tabusuzluğuyla dinleyenleri eğlendirmeyi bilen Donald Trump'ın her sahneye çıkışını gösteriye dönüştürmesi büyük ilgi topluyor. Anlaşılan bu taktik, dünyanın sorunlarının nesnel bir şekilde ele alınmasını yorucu hatta hayal kırıcı bulan kitlelere cazip geliyor.

 2. Olgu yerine iddia

Donald Trump ve ekibinin taktiği, gerçeğe aykırı olan şeyleri gerçekmiş gibi algılanana kadar tekrar etmekten ibaret. Problem, ABD'de bu iddiaların foyasını ortaya çıkarıp yalandan başka bir şey olmadığını kanıtlayabilme inandırıcılığına sahip kuruluşların kalmamış olmasıdır. Aşırı derecede kutuplaştırıcı seçim kampanyası sırasında bu görevi yerine getirebilecek toplumsal otorite yıpratıldı. Elitlerin başarısız kalmış olması ciddiye alınması gereken bir tehlikedir. Demokrasiler, kasıtlı yanlış bilgilerle toplumsal tartışmaya hâkim olan demagogları yalancı çıkarma yeteneğini kaybediyor.

 3. Gazetecilik yerine izlenme oranı

Trump'ı, gazetecilik görevini izleyici sayısına kurban eden medya büyüttü. Donald Trump'ın hırçın üslubu başından beri izlenme oranını arttırmanın garantörü olarak görüldü. Böylece Trump medya mensuplarına istediğini yaptırdı, her konuşması New Yorklu işadamının televizyondan saatlerce nakledilen reklam spotuna dönüştü. Gazeteciler onun iddialarını araştırıp soruşturmaya çok geç başladılar.

 4. Paralel dünyalar

Sosyal medya haberleşme alanını daralttı. Seçmen kendi dünyasına çekilip onun gibi düşünenlerle haberleşmeye, objektif habercilik yapmayan ve karşılıklı tezleri adil bir şekilde tartmaya özen göstermeyen medyayla yetinmeye başladı. Ana medya şimdiye kadar sosyal ağların paralel dünyasına nüfuz etmeyi başaramadı. Bunu erken fark eden Trump Twitter sayesinde taraftarlarıyla doğrudan haberleşme imkânını buldu. Trump'ın yalın mesajları kısa haberleşmeye izin veren internet kanalları için biçilmiş kaftandı.

DW Mitarbeiterin Ines Pohl

Ines Pohl

 5. Çözüm hasreti

Trump'ın, Meksika sınırına duvar örmek ya da IŞİD'i ortadan kaldırmak gibi planlarının ne ölçüde gerçekçi olduğu önem taşımıyor. Amerikalılar güvensizlik ve refahını kaybetme korkusuyla basit çözümlere inanmak istiyorlar. Trump açık konuştuğu, somut projeler vaat ettiği ve suçlu gördüklerini adıyla zikrettiği için Amerikalılar kendilerini ciddiye alınmış hissediyorlar.

 6. Statükoya isyan

Şimdiye kadar hiçbir Başkan adayı yerleşik düzene Hillary Clinton kadar yakın olmamıştı. Taraftarlarının ona otoriterlik kazandırdığını iddia ettikleri bu özelliği rakiplerine ve eleştirenlerine göre siyasi sistemin ne kadar yozlaştığının ve elitlerin ülkeyi nasıl selfservis büfesi gibi gördüklerinin kanıtı sayılıyor. Bernie Sanders de kendini devrimci amatör olarak tanıttığı için başarılı olmuştu. Mevcut siyasi sistemin hayal kırıklığına uğrattığı kitleler büyüyor. Donald Trump'a verilen desteğin de büyük ölçüde protesto özelliği taşıdığı anlaşılıyor.

 7. Gerçeğin inkârı

İnsanlar küreselleşmiş dünyada yeri olmayan geçmişin özlemini çekiyorlar. Trump'ın propagandası ve iktidar hayalleri gücünü büyük ölçüde gerçeğin inkârından alıyor. Başarısı sadece çoğunluğun eğitim derecesiyle açıklanamaz. Çünkü taraftarlarının arasında çok sayıda iyi eğitim almış olanlar da var. Sanal dünyanın paralelliğinde kaybolanların gerçekle bağları kopuyor. Donald Trump'un kendi televizyon programını böylesine başarıya ulaştırması tesadüf olamaz.

 8. Her şey olabilir

Seçim yılının başlarında Trump'un Cumhuriyetçi rakiplerini geride bırakıp Başkanlığa seçilme şansının bu kadar artabileceğine kimse ihtimal vermiyordu. Britanya'nın Avrupa Birliği'nden ayrılma kararı alması ve Donald Trump fenomeni, yerleşik düzenin çarçabuk kendi dünyasını terk edip seçmenin sorunlarıyla ilgilenmesi gerektiğini gösteriyor. Donald Trump bir defaya mahsus olabilir. Belki Amerikan seçim sistemi ruh hallerine ve popülizme pek açıktır. Ancak Donald Trump'un başarısını, toplumsal atmosferin bozulmasının ve süper zenginlerle fakirlik sınırında yaşayanlar arasındaki uçurumun derinleşmesinin mümkün kıldığı unutulmamalıdır. Bu ortamın sadece ABD ile sınırlı olmadığı da gözden kaçırılmamalıdır.

© Deutsche Welle Türkçe

Ines Pohl

 

Önerdiğimiz linkler

Reklam