Yorum: Sevgili çocuklar, ev ödevini yapan kazançlı çıkar | DÜNYA | DW | 27.09.2016
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

DÜNYA

Yorum: Sevgili çocuklar, ev ödevini yapan kazançlı çıkar

Televizyon düellosunda ilk raundu Demokratların adayı Clinton kazandı. Ines Pohl’e göre Trump büyük bir hezimete uğradı.

Terbiyeli olmayı başaracak mı? Donald Trump kendine hâkim olup televizyondaki 1,5 saatlik tartışmada küfür etmeden ya da yabancılara, kadınlara ve Müslümanlara hakaret etmeden yapabilecek mi? ABD Başkanı’na yakışır bir tavır sergileyebilecek mi?

Clinton ile Trump arasındaki ilk söz düellosundan önce ABD’de en çok dile getirilen sorular bunlardı. Dünyanın en önemli siyasi makamıyla ilgili olarak kamuoyunda konuşulanların böyle bir seviyede kalması tabii ki içler acısı bir durumdu. Ne var ki, sahnede siyasi program ve stratejilerin değil de ellerin ve diğer uzuvların büyüklüğünün tartışılması seçim kampanyasının önemli konusu olmuştu.

İmaj değişikliği de işe yaramadı

Sonunda gerçekten nispeten terbiyeli davrandı, saldırganlık yapmadı, kadınları ve Müslümanları aşağılamadı. Ama değişmesi ona bir şey kazandırmadı. Aksine televizyondaki düello Trump’ın son aylardaki başarısını vurdumduymazlığını çarpıcı sözlerle perdelemesine borçlu olduğunun kanıtıydı. Başarısının bir diğer nedeni de izleyicisini arttırmak için Trump’ın her dediğini yapan medya kuruluşlarının sergilediği tutumdu. Anlaşılan seçim kampanyasının en önemli aylarına girerken danışmanları Trump’a imaj yenilemeyi salık vermişlerdi. Şimdiye kadar bu kaba adamı desteklemeyi mümkün görmeyen geleneksel Cumhuriyetçi Parti seçmenini kazanabilmesi için değişmesi gerekiyordu. Ama taktik tutmadı.

DW Mitarbeiterin Ines Pohl (DW)

Ines Pohl

Milyonların tanık olduğu hezimet

Hillary Clinton ironisiyle, bilgisiyle, esprisiyle ve şirinliğiyle Cumhuriyetçi rakibinin sırtını yere getirdi. Clinton argümanlarının boşluğunu kabalığı ve küfürbazlığıyla örtmeye çalışan Trump’ın bu huyundan vazgeçtiği zaman bir hiç haline geleceğini gösterdi. Trump dış politikadan, ekonomi ve vergi politikasına, terör ve iç güvenliğe kadar her konuda boş iddialara dönüşürken, narsist benliğini de dışa vuran çelişkili sözleri dikkat çekti.

Televizyondaki tartışmayı tarafsız gözlerle seyreden herkese göre Trump’ın uğradığı hezimet ağdalı vaatleri kadar çarpıcıydı. Clinton ise bir kez daha, ağır çalışmaya ne kadar hazır olduğunu ve Başkanlık makamı için ne kadar saygı ve gayretle mücadele ettiğini gözler önüne serdi.

Seçmenin tercihini olgulara ve siyasi programlara göre belirlediği bir dünyada Trump’ın, Barack Obama’nın zor ve son derece yorucu halefliğini üstlenmeye layık olmadığı bir kez daha anlaşıldı.

Kanaatlerinin esiri olanlar

Ancak, fertlerinin giderek artan bir şekilde sosyal medyanın sunduğu küçük paralel dünyasında yaşadığı ve kendisi gibi düşünenlerle hayatı paylaştığı bir toplumdan da söz ediyoruz. Bakalım televizyondaki tartışma onların dünyasına nüfuz edebilecek mi? Trump’ın nihai olarak kaybettiğini söylemek için henüz erken. Daha çok tartışmalar ve mitingler olacak. Clinton da, sosyal medyada abartılarak eleştirilebilecek hatalar yapabilir.

Kesin olan, ilk raundu Clinton’ın kazandığıdır. Trump bu raundda ağır darbe aldı. Sözde debdebesinden başka verecek şeyi olmayan politikacı projektörler söndüğünde ne yapacağını bilemez. Clinton akıllı bir kadının rujlu dudaklarına vuran tebessümüyle rakibinin gerçek yüzünü ortaya çıkarmayı başardı.

© Deutsche Welle Türkçe

Ines Pohl

Önerdiğimiz linkler

Reklam