Yorum: DİTİB yanlış yolda | ALMANYA | DW | 18.01.2019
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Yorum: DİTİB yanlış yolda

DW'den Christoph Strack, DİTİB'in yeni yönetim kuruluna ilişkin yorumunda kuruluşa eleştirel yaklaşıyor. Strack'a göre, Türkiye ile bağlarını koruyan DİTİB yeni bir başlangıç yapmaktan uzak.

Ocak ayı başında Diyanet İşleri Türk İslam Birliği'nin (DİTİB) Köln'deki merkez camiinde Avrupa Müslümanları konferansı düzenlendi. Konferansa Müslüman Kardeşler'e yakınlığıyla bilinen kişiler de katıldı. Birçok ülkenin uzmanları konferansta konuşanların radikal İslamcı hareketin sadece bir ya da iki temsilcisinden ibaret olmadığını fark ettiler.

Yine ay başında DİTİB'in Köln'deki merkezinde yeni yönetim kurulu seçildi. Frankfurt'taki Küresel İslam Araştırmaları Merkezi'nden Susanne Schröter delegelerin çoğunun Türkiye'den gönderildiğini söyledi.

Devletin uzantısı

DİTİB yönetimi yeni bir başlangıç yapacaklarını, geleceğe bakacaklarını ve dini cemaat olarak kamu tüzel kişiliklerinin resmen tanınmasını hedeflediklerini açıkladı. DİTİB yönetim kurulu başkanlığına getirilen Berlin Din Hizmetleri Müşaviri Kazım Türkmen Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği'nde konuştu. DİTİB yönetim kuruluna Diyanet'ten de iki temsilci seçildi. DİTİB'in devletin bir uzantısı olduğu hiç bu kadar açık şekilde gözler önüne serilmemişti.

Almanya'da görev yapan imamlar dil bilip bilmediklerine bakılmadan devletin en önemli kurumlarından biri olan Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından buraya gönderiliyor.

Alman anlayışına uygun İslam

Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer Kasım ayında İslam konferanslarının dördüncüsünün açılış konuşmasını yaptı. Konferansın konusu pot kırmaya elverişli bir mayın tarlasını andırıyordu. Aynı zamanda dini topluluklardan da sorumlu olan Bakan Seehofer bu tehlikeli parkuru başarıyla tamamladı.

Seehofer konferansa ilginç ve aynı zamanda da gergin bir karışım oluşturan kuruluş ve kişileri davet etmişti. İçişleri Bakanı ülkede Alman toplumunda kök salmış anlayışa uygun bir İslam arzuladıklarını ve imamlarla İslam din dersi öğretmenlerinin Almanya'da yetiştirilmesi gerektiğini söyledi. Devlet ile dini cemaatler arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuka uygunluk, maddi bakımdan dışarıdan bağımsızlık ve dışarıdan gönderilmeyen ve Almanca bilen kadroların çalıştırılmasını istedi. Bu sözler dilde bile uyuma ağırlık vermeyen DİTİB gibi kuruluşların kulağına savaş ilanı gibi çalınmış olmalı.

Devletin taleplerini hiç olmazsa şeklen yerine getirebilmek için DİTİB'in imamlık öğretmek üzere Almanya doğumlu Müslüman ve din değiştirmiş gençler aradığına dair söylentiler dolaşıyor. Diğer taraftan Almanya'nın eyaletlerinden gelen haberlerde, DİTİB'in Ankara'ya bağlı olmasından rahatsızlık duyan DİTİB camilerine bağlı kişilerin örgütten ayrıldıkları belirtiliyor. Böylece DİTİB'in sözünü ettiği yeni başlangıçtan neyi kastettiği anlaşılmış oluyor. DİTİB yanlış yola girip de yeniden gaza basmak için fren yapan bir sürücüye benziyor.

Çok yönlü baskı

DİTİB'e farklı yönlerden baskı geliyor. Ankara'dan, kendi bünyesinden ve Alman siyasetinden. DİTİB'in sözünü ettiği yeni başlangıç, İçişleri Bakanı Seehofer'in doğru yolda olduğunu gösteriyor. Seehofer İslam Konferansı'ndan önce söylediği "Müslümanlar Almanya'ya aittir" sözüyle Köln'den gelen "DİTİB Almanya'ya aittir" sloganı arasındaki uçurumun ne kadar derin olduğunun mutlaka farkındadır.

İslam Konferansı'na sadece her zamankinden daha fazla başarı dilenebilir.

Christoph Strack

© Deutsche Welle Türkçe

Önerdiğimiz linkler

Reklam