1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Yeni trend paylaşmak

28 Haziran 2013

Özellikle büyük kentlerdeki genç kuşak, satın almak yerine paylaşmayı tercih ediyor. Uzmanlara göre; zira artık statü sembolleri değişiyor.

https://p.dw.com/p/18xda
Fotoğraf: Fotolia/Kurhan

Eskiden komşulara, akrabalara veya arkadaşlara ihtiyaçları olduğunda otomobilden limona kadar her türlü şey ödünç verilirdi. Günümüzdeyse bilinçli tüketiciler sayesinde ödünç alıp vermenin boyutları hayli büyüdü. Artık ödünç verilen kişiyi tanımak bile gerekmiyor.

Üniversite öğrencisi Thekla Wilkenning, arkadaşı Pola Fendel ile birlikte Hamburg’da 'Kıyafetçi' anlamına gelen 'Kleiderei' adlı bir butik işletiyor. Butikte sergilenen kıyafetler, özel gardolaplardan, bitpazarlarından ya da çeşitli tasarımcıların ürünlerinden toplanarak bir araya getirilmiş. Hatta Thekla’nın büyükannesi de bazı kıyafetlerini torununun butiğine bağışlamış. Thekla, "Bizim amacımız, içinde her şeyin bulunduğu ve sürekli yenilerinin eklendiği, bir nevi kıyafet kütüphanesi oluşturmak" diye konuşuyor.

Sosyal ve ekonomik bir köprü

Müşteriler 19 euro karşılığında butiğe üye oluyorlar. Ve seçtikleri 4 parça kıyafeti, iki haftalığına kiralayabiliyorlar. Amaç müşterilerin, deneysel alternatiflerle giyim tarzlarını belirleyebilmesi... Hamburg’un St. Pauli semtindeki butik kadınlara hitap ediyor. Müşterileri daha çok alternatif tüketim yollarına önem veren, moda bilincine sahip genç kadınlar. Ayrıca Thekla ve Pola’nın moda danışmanlık hizmetinden de yararlanıyorlar. Ancak butik, müşterileri sadece alternatif tüketicilerden oluşmuyor. Thekla,"Müşterilerimiz arasında birçok başarılı iş kadını da var. Çünkü özellikle onların sürekli yeni kıyafetlere ihtiyacı oluyor, ama o kadar fazla alışveriş yapmak istemiyorlar" şeklinde konuşuyor.

Thekla ve Pola için sürekli yeni kıyafetler satın almak, büyük bir israf. Berlin'de 'Leila' adlı benzer bir butik işleten Nikolai Wolfert de bu görüşü paylaşıyor. Leila bir yıl içerisinde yaklaşık 300 üyeye sahip olmuş. Burada sabit bir üyelik aidatı yok, müşteri ne kadar isterse o kadar ödüyor. Nikolai Wolfert’in amacı bu işten para kazanmaktan ziyade semte sosyal bir hizmette bulunmak. Zira Wolfert, eşyaların paylaşılması sayesinde semt sakinlerinin birbirine daha da yakınlaştığını düşünüyor.

Wolfert "Bu yöntemin avantajı şu: Daha az para harcıyor, evinizde daha fazla yere sahip oluyorsunuz. Eşyaları daha bilinçli kullanıyorsunuz" diye konuşuyor. Wolfert, butiğinin, insanlar arasında ekonomik ve sosyal bir köprü kurduğunu da anlatıyor. Zira butikten faydalanan müşteriler genelde birbirleri ile tanışıp sohbete dalıyorlar.

Tüketim alışkanlıklarındaki değişiklikler

Bir başka değiş tokuş trendi ise ev ve daire paylaşımında kendini gösteriyor. "airbnb" adlı internet platformu, tatilini bir başka kent veya ülkede geçirmek isteyenlere kiralık ev bulmaları için kurulmuş. Bir süre mobilyalı evlerini başkalarına kiralayanların CD koleksiyonunu da verdiği ilana yazması isteniyor. Avustralya’da yaşayan, ancak iki haftalığına Köln’e gelen Karin Roth, seyahatlerinde mobilyalı bir evde kalmayı otelde konaklamaya tercih ettiğini söylüyor. Ancak şimdiye dek kendi müzik zevkine uygun bir kiralık ev bulmayı başaramamış.

Trend araştırmacıları ve sosyologlar son yıllarda Almanya’da tüketim alışkanlıklarında büyük değişiklikler olduğuna işaret ediyor. Toplum ve tüketim alanlarında trend araştırmaları yürüten Profesör Peter Wippermann, "Bundan birkaç yıl öncesine kadar Almanya’da toplumun büyük bir kesiminde tatili yabancı birisinin evinde geçirmek düşünülemezdi bile. Zira bu sosyal sınıfta bir düşüş anlamına gelirdi" diye konuşuyor. Wippermann’a göre günümüzde ise özellikle 30’lu yaşların sonlarındaki tüketiciler için eşya ve daire paylaşımı, büyük bir öneme sahip. Wippermann "Bugün akılcılık daha ön planda. İnsanlar, daha fazla para harcamaya gerek kalmadan işlerini nasıl organize edeceklerini çok daha iyi biliyorlar" diye konuşuyor.

"Statü sembolleri değişiyor"

Profesör Wippermann’a göre günümüzde eşyaları ortak kullanmayı yeğleyenler, büyük kentlerde yaşayan dijital kuşak. Yani internet ve onun getirdiği diğer teknolojilerle büyüyen kuşak. Wippermann, "Yaşları ne kadar genç ise bir eşyaya sahip olmak yerine onu ödünç alma isteği de o kadar fazla" diye konuşuyor. Wippermann, bu trendin arkasında aslında daha fazla tüketmek olduğunu savunuyor. Trend araştırmacısı, insanların tasarruf ettikleri parayı başka alanlarda harcadığını belirtiyor. Profesör Wippermann, günümüzde statü sembollerinin değiştiğine dikkat çekiyor.

"tamyca.de" adlı otomobil paylaşım platformunun kurucularından Michael Minis, statü sembollerinin değişimine şöyle bir örnek veriyor: "Zira artık bir otomobil sahibi olmak, eskiden olduğu gibi bir statü sembolü değil. Özelikle genç kuşak için iyi bir akıllı telefon sahibi olmak ya da dünyayı gezmek, otomobil sahibi olmaktan çok daha önemli."

Profesör Peter Wippermann, paylaşma kültürünün, gelecekte toplumun diğer kesimlerine de yayılacağını düşünüyor. Trend araştırmacısı, "Genç kuşağın tüketim alışkanlıklarının en önemli avantajı, toplumsal paylaşım ve bu yolla kazanılmış olan çeşitlilik" diye konuşuyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Carolina Machhaus / Başak Demir

Editör: Hülya Schenk