′TTIP çevreyi olumsuz etkileyecek′ | EKONOMİ | DW | 13.10.2015
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

EKONOMİ

'TTIP çevreyi olumsuz etkileyecek'

Sivil toplum örgütlerinin düzenlediği protesto gösterilerinde bu anlaşmanın özellikle çevreyi olumsuz etkileyeceği dile getiriliyor.

Avrupa ile ABD arasında imzalanması planlanan Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşması'na (TTIP) Almanya’dan ve diğer Avrupa ülkelerinden tepkiler gelmeye devam ediyor. Sivil toplum örgütlerinin düzenlediği protesto gösterilerinde bu anlaşmanın özellikle çevreyi olumsuz etkileyeceği dile getiriliyor.

Münih Çevre Enstitüsü'nden uyarılar

Almanya'da TTIP anlaşmasını protesto eden kuruluşlar arasında Münih Çevre Enstitüsü de bulunuyor. Bu kuruluştan Karl Bär endişelerini şöyle dile getiriyor: “Biz bu anlaşma nedeniyle çevre koruma alanında mevcut standartların aşağı çekilmesinden ve özellikle gelecekte benzer standartların saptanmasını zorlaştıran birtakım yöntemlerin ortaya çıkmasından endişe ediyoruz.”

Ekonomi çevreleri TTIP'i destekliyor

Ekonomi çevreleri ise bu anlaşma sayesinde ekonomide büyüme ve istihdamda artış olacağı tahmininde bulunuyor. Alman Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği’nden (DIHK) Felix Neugart, TTIP Anlaşması’nın önemini şu ifadalerle vurguluyor: “Özellikle Almanya gibi dış ticaret ilişkileri önemli olan, ekonomisi yoğun ihracatlara ve dolayısıyla istihdama bağlı olan bir ülke için böyle bir anlaşma, refah düzeyimizi korumak için önemli faktördür.”

Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşması’nın (TTIP) önşartlarını oluşturmak üzere Avrupa Birliği ile ABD arasında 2013 yılından bu yana -kapalı kapılar ardında- görüşmeler sürdürülüyor.

Federal Çevre Dairesi, planlanan anlaşmanın bir “regülasyon işbirliği” olduğunu, yapılacak düzenlemelerle AB ile ABD arasındaki ticaret standartlarının basite indirgenmesinin amaçlandığını belirtiyor. Ancak bunun AB ülkelerinde çevre koruma konusunda oldukça riskleri olduğunu da hatırlatan Federal Çevre Dairesi, anlaşmanın çevre koruma standartlarını aşağı çekebileceğini ve ürünlerin çevre koruma özelliklerini tehlikeye düşürebileceğini vurguluyor.

'AB standartlarına uygun olmayan ürünler Avrupa pazarlarına giremeyecek'

AB Komisyonu'nun Ticaretten Sorumlu Üyesi Cecilia Malmström ise serbest ticaret anlaşmasını savunuyor ve geçen nisan ayında yaptığı açıklamada, “AB standartlarına uygun olmayan hiçbir ürün Avrupa pazarlarına giremeyecektir” diye konuşuyor.

Çoğu kez AB’nin çevre standartlarının ABD’dekilere kıyasla daha sıkı olduğu belirtiliyor, bunun özellikle de kimya sektörü için geçerli olduğuna işaret ediliyor. Çevre koruma kuruluşları, ABD’nin yoğun baskısı altında AB’nin daha gevşek standartları kabul etmeye zorlanabileceğini belirtiyorlar.

Sıkı çevre koruma standartları için yasal imkanlar

Gelecekte Avrupalıların arzuladığı çevre koruma düzenlemelerine ABD’den gelecek olası itirazları dikkate alıp almamama konusunun her zaman siyasi iradeye bağlı olacağını belirten Alman Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği’nden Felix Neugart, bu görüşüne şöyle açıklık getiriyor: “Eğer Avrupa’da ABD’dekinden daha sıkı çevre koruma standartları olması isteniyorsa, o zaman tabii bunun normal yasal çerçeve prosedürü içinde yapılması bundan sonra da mümkün olacaktır.”

Yatırımcı-Devlet İhtilaf Halli” (ISDS) eleştiriliyor

Anlaşma çerçevesinde planlanan yatırımların korunması maddesi de çevre koruma kuruluşlarının karşı çıktığı bir madde. İşletmelere bu maddeye dayanarak, çevre koruma standartlarını sıkılaştıran herhangi bir devlete tazminat davası açma hakkı doğuyor. Özellikle büyük tröstlerin talep ettiği, Yatırımcı-Devlet İhtilaf Halli” (ISDS) adındaki yatırımcılar ile devletler arasındaki anlaşmazlıkları çözme mekanizması da Avrupa’da yoğun eleştiri topluyor. Bunun yerine yeni bir Uluslararası Ticaret Mahkemesi kurulması öneriliyor.

'Anlaşmanın yıl sonuna kadar imzalanması zor'

Almanya’nın Başbakan Yardımcısı ve Sosyal Demokrat Parti lideri Sigmar Gabriel, devam eden görüşmelerde neredeyse hiçbir ilerleme kaydedilemediğini, Avrupa’nın da ABD’nin de uzlaşmaz ekonomik çıkarlarının bunda önemli rol oynadığını hatırlatıyor. Anlaşmanın öngörüldüğü gibi bu yılın sonuna kadar imzalanmasının ise imkansız olduğu belirtiliyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Hilke Fischer

Reklam