Televizyon kimlik arayışında | YAŞAM | DW | 19.11.2014
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Televizyon kimlik arayışında

ABD'de televizyon izleyenlerin sayısı giderek azalırken, özellikle gençler arasında televizyonu cazip kılmak için çeşitli yenilikler üzerinde çalışılıyor.

ABD’de gazete ve dergilerden sonra televizyonda çalışan gazetecileri de korku sarmış durumda. Zira ülkede gençler, klasik diye tarif edilen televizyon programlarını artık pek izlemiyorlar. Özellikle New York'lu gazeteciler bu televizyon krizinin daha fazla dallanıp budaklanmaması için televizyonu yeniden keşfetmeye çalışıyorlar, düzenledikleri seminerlerde, toplantılarda bu konuda kafa yoruyorlar.

Üniversitede gazetecilik dersleri veren Amerikalı Profesör Jeff Amy, yapılan araştırmalarda 18-29 yaş grubundaki kişilerin bundan 8 yıl önceki televizyon izleme oranının yüzde 42 dolayında olduğunu, bugün ise bu grubun televizyon izleme oranının yüzde 30’u geçmediğinin ortaya çıktığını anlatıyor. sosyal araştırmacı Amy Mitchell bu konuda şunları söylüyor: “Amerikalılar televizyon haberlerini seviyorlar, bu durum çok çok uzun zamandan beri böyleydi. Ama şimdilerde bir düşüş var.. Ve bu çok hızlı bir düşüş.”

'Televizyonu yeniden keşfetmek'

Profesör Jeff Amy, durum böyle olduğu için geleceğin televizyonunu yaratmak üzere “Yeni ve cesaretli vizyonlara” ihtiyaç olduğunu söylüyor. Gazeteci Jeff Jarvis bir noktaya daha dikkat çekiyor: “Biz televizyonu mezara koyacak kişiler olmak istemiyoruz, onu yeniden keşfetmek istiyoruz. Gazete kuruluşları, -aslında iş işten geçmiş olmasına rağmen- çaresiz durumda kaldıkları için yeni imkânlar aramaya başladılar. Şimdi bu konuda sırayı televizyon almış bulunuyor.”

Televizyonu çekici kılmak üzere yeni öneriler ortaya atılıyor. Örneğin kullanıcıların ihtiyacına göre hazırlanmış özel haberlerin ön plana çıkması, burada da sosyal medyadan tanıdığımız ucuz teknolojik yeniliklerin kullanılması öneriliyor. İnsanların haber içerikleri ile nasıl karşılıklı iletişim içinde olmaları gerektiği üzerinde duruluyor. Örneğin Ipad üzerinden bir muhabirin haber programını nasıl hazırlayabileceği tasarlanıyor. Ve burada da haberin kişiselleştirilmesi ile sosyal bakış açılarının birleştirilmesi hedefleniyor.

IŞİD içinden yayın

Ancak insanların ve grupların arasına girerek, doğrudan o atmosfer içinden birebir haber verme anlayışını eleştirenler de var. Örneğin Vice News adlı kuruluş, doğrudan IŞİD terör grubu içinden yayın yapmış, onların görüşlerini kamuoyuna iletmişti. New York Times gazetesinden bir gazeteci, böylece Vice News’ın IŞİD’in borazanlığını yaptığını, onun propaganda aracı olarak işlev gördüğünü belirtiyor. Ne var ki Vice News’ın bu tür bir yayıncılık anlayışı ile klasik televizyon kanallarından uzaklaşan çok sayıda gence ulaştığı da aşikâr!

Peki böyle modern bir anlayışla eski bir iletişim aracı olan televizyonda ısrar etmek niye? Uzmanlar, Vice News’ın 2012 yılında 175 milyon dolar ciro yaptığı düşünülecek olursa, bunun yabana atılacak bir rakam olmadığını belirtiyorlar. Bu televizyon kanalının IŞİD’e ilişkin yayını ile milyonlarca kişinin sosyal medya kanallarında, YouTube’da bu konuyu konuşmasına yol açtığına da dikkat çekiliyor.

'Sosyal gazetecilik'

Gazeteci Jeff Jarvis, bu çerçevede New York'taki City Üniversitesi'nde “Sosyal Gazetecilik” diye bir fakülteyi açmayı planladıklarını belirterek, bu projenin amacını şöyle özetliyor: “İçerik sunmakla yükümlü olduğumuz düşüncesinden artık ayrılmak zorundayız. Gazetecilik toplum için bir hizmet servisidir. Bunu yerine getirebilmek için toplumu tanımalıyız ve üretime geçmeden önce ona kulak vermeliyiz. İşte bu anlayış şimdiye kadar var olan modeli alaşağı ediyor.”

© Deutsche Welle Türkçe

Paul-Christian Britz