Türkiye′de üçüncü OHAL dönemi | TÜRKİYE | DW | 20.01.2017
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

TÜRKİYE

Türkiye'de üçüncü OHAL dönemi

Türkiye'de darbe girişimi sonrası üçüncü OHAL dönemi başlıyor. Bu dönemde de darbe soruşturması çerçevesinde ihraçların, gözaltıların, tutuklamaların süreceği tahmin ediliyor. Anayasa referandumu yapılması da gündemde.

Türkiye’de sokaktaki hayat seyrinde devam ediyor. Ancak siyasette, yargıda ve ekonomide Olağanüstü Hal'in varlığı ağır şekilde hissediliyor. 15 Temmuz gecesi başarısızlıkla sonuçlanan darbe girişimi sonrası üç aylığına ilan edilen, ardından iki kez daha uzatılan OHAL üçüncü döneminde. OHAL, 90'lı yıllarda Türkiye'de PKK'ya karşı operasyonların yoğunlaştığı Güneydoğu Anadolu Bölgesi özdeşleşmişti. Ve bölgede insan hakları ihlalleri ve faili meçhul cinayetlerle anımsanan 15 yıllık OHAL uygulaması2002 yılında AKP tarafından sona erdirilmişti.

AKP şimdilerde OHAL'in hükümete verdiği kapsamlı yetkileri siyasi gücünü artırmak amacı ile kullanmakla eleştiriliyor.İktidar ise ilk kez ülke çapında uygulanan OHAL kapsamında "adli ve kolluk güçlerinin darbe girişiminin sorumlusu olarak gösterilen Gülen yapılanması ve diğer terör örgütlerini hedef aldığında" ısrar ediyor.

OHAL'de terör saldırıları

Darbe girişimi sonrası başlatılan operasyonlar kesintisiz devam ediyor. Ancak 15 Temmuz sonrası 6 aylık süreçte alınan kapsamlı tedbirlere rağmen Türkiye daha güvenli bir ülke görüntüsü vermiyor. Yeni yıl gecesi İstanbul’da IŞİD’e bağlı teröristin saldırısında ölen 39 kişi dahil olmak üzere OHAL döneminde 350'den fazla kişi terör eylemlerinde hayatını kaybetti, yüzlercesi yaralandı.

Öte yandan OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) aracılığı ile İnsan Hakları Derneği’nin raporuna göre yaklaşık 90 bin memur görevden alındı. Aynı dönemde bin 500’den fazla dernek, 15 üniversite, çok sayıda sendika kapatılırken, operasyonlarda bin 656 kişi tutuklandı, 10 bin kişinin dosyası halen incelemede ve cezaevinde tutulanların çoğu hakkında hazırlanan bir iddianame dahi henüz bulunmuyor. Ocak ayında yayınlanan raporda OHAL kapsamında ayrıca 177 medya kuruluşunun kapatıldığı, 10 bine yakın gazeteci ve medya çalışanının işsiz kaldığı, 144 gazetecinin tutuklandığı belirtiliyor. OHAL yüksek öğrenimde de kendini hissetirdi. Çok sayıda akademisyen görevden uzaklaştırıldı.

Bilgi Üniversitesi'nde sosyal politikalar konusunda çalışmaları olan Ekonomi Profesörü Burhan Şenatalar, DW Türkçe'ye verdiği demeçte "Temmuz 15 ile ilgili ortaya çıkan yasadışı büyük örgütlenmenin gerçekten dehşet verici” olduğunu belirterek "Fethullah Gülen örgütünün üzerine gidilmesi güvenlikle ilgili ancak şu anda gerek medyadan içeride tutulan insanlar, gerek üniversitelerden atılan hocaların büyük bölümü Gülen ile ilişkisi olmayan, güvenlik sorunu yaratması söz konusu olmayan insanlar¨ şeklinde konuştu.

Nach dem Angriff auf einen Istanbuler Nachtclub Renia Istanbul (picture alliance/dpa/E.Gurel)

Yılbaşı gecesi Reina'ya düzenlenen saldırıda 39 kişi hayatını kaybetti

"Uzatma temizliğin sona ermediğinin işareti"

OHAL'in üçüncü kez uzatılması Gülen yapılanmasına karşı operasyonların devam edeceği şeklinde yorumlanıyor.

İstanbul Şehir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Ferhat Kentel DW Türkçe'ye yaptığı açıklamada, "Devletin değişik kademelerinde, birçok kurumda örgütün uzantıları temizleniyor, ancak iktidar partisi kendi içinde FETÖ üyesi olduğu söylenen insanlar olduğuna dair sinyal vermesine rağmen bir temizlik yapmadı. Dolayısıyla bu uzatma yapılan temizliğin sona ermediğine de işaret ediyor" diye konuştu.

AKP içinde böyle bir temizliğin başkanlık sistemini öngören anayasa değişikliği paketinin onay süreci tamamlanmadan mümkün olmadığı tahmin ediliyor.

OHAL’in parti boyutunda bir iç temizlikten öte başkanlık sistemine hazırlıkları da kolaylaştırdığını belirten Prof. Ferhat Kentel, "OHAL her türlü prosedürün, yargının, yürütmenin,  başkanlık sisteminin belli bir kanalda yürümesi için önlem almanın yolunu, yordamını, sürecin prosedürlerini kolaylaştırıyor¨ şeklinde konuştu.

Hukukçular, Olağanüstü Hal döneminde anayasa değişikliği yapılmaması gerektiği uyarısı yapsa da hükümet OHAL koşullarında Nisan ayında gerçekleşmesi planlanan referandumda şimdilik bir tarih değişikliği öngörmüyor.

OHAL'in ekonomiye etkisi

OHAL döneminin bir başka kritik meselesi darbe girişiminden önce de kırılgan bir seyir izlemekte olan ülke ekonomisi. 2016 yılı üçüncü çeyreğinde yaklaşık yüzde 1.8 küçülen ekonomide yabancı yatırım payı gittikçe azalırken, Türk Lirası Amerikan Doları karşısında son üç ayda yüzde 25 değer kaybetti, Euro ise 4 TL bandını gördü.

Bazı ekonomistlere göre terörle mücadele için genişletilmiş bir yasal altyapı mevcut iken insan hakları ihlallerine sebebiyet veren, yatırımcıları ürküten ve Türkiye’nin marka değerine balta vuran, maliyeti yüksek bir OHAL'e gerek yoktu. İstanbul merkezli Rekabet Derneği Kurucu Başkanı Prof. Erdal Türkkan, "Darbe girişiminin olması ülkenin marka değerini zaten çok ciddi tahrip etmişken,  üzerine bu ekstrem OHAL’in uygulanması, amacının ötesine taşınması bu değeri daha da ciddi oranda düşürmüştür" dedi ve ekledi: "Bir ülkenin marka inşasi için milyarlarca dolar harcanır, yıllar alır, ülkeden çıkan her ürünün değerini belirler, tahribi ise birden bire aşılacak bir şey değildir, kolay kolay toparlayamazsınız. Bunun mutlaka bir maliyeti olur."

İstanbul Şehir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Ferhat Kentel'e göre ise asıl maliyet demokrasi adına önemli bir fırsatın kaçırılmış olması. Kentel, ¨Darbelerin meşruiyetine bu kadar güçlü bir darbe vurulmuşken, toplumun bu moral üstünlüğünün daha demokratik bir dönüşüme fırsat tanıma ihtimali vardı” şeklinde konuştu.

Aksine paradoksal bir biçimde sivil demokrasinin imkanları zayıflatıldığını vurgulayan Kentel, "Halbuki bu toplumun iyileşmeye ihtiyacı var" dedi.

© Deutsche Welle Türkçe

Şebnem Arsu / İstanbul

Önerdiğimiz linkler

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam