Türkiye ekonomisinde alarm zilleri mi çalıyor? | EKONOMİ | DW | 23.12.2014
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

EKONOMİ

Türkiye ekonomisinde alarm zilleri mi çalıyor?

Son günlerde ruble hakkındaki olumsuz haberler Türk ekonomisine ilişkin gelişmeleri gölgeledi. Oysa uzmanlar, Türk hükümetinin yapısal reformları ihmal ettiği görüşünde.

Üçüncü çeyrekte yüzde 1,7 ve ilk dokuz ayda da yüzde 2,8'lik bir büyüme Avrupa ülkelerini sevindirirdi. Türkiye'de ise İstatistik Kurumu tarafından kısa bir süre önce açıklanan bu rakamlar hayal kırıklığı yarattı. Zira rakamlar piyasanın beklentilerinin altında kaldı. Geçen on yıl süresince yüzde 10'a kadar varan büyüme rakamları nedeniyle gıptayla bakılan Türkiye, bugün büyüme hedeflerini düşürmek zorunda. Zira bu sene için öngörülen yüzde 3,3'lük büyüme dahi tehlikede, hükümetin daha önceki büyüme hedefi ise yüzde 4 dolayındaydı.

Öte yandan işsizlik rakamları da pek içi açıcı değil. Mevsimsel etkilerden arındırılmış işsizlik, eylül ayında yüzde 10,7'ye ulaşarak son dört yılın en yüksek seviyesine çıktı. Genç işsizliği ise yüzde 20 dolayında. Anlaşılan o ki Türk tüketicilerin cebinde de geçmişe kıyasla daha az para var. İlk dokuz ay içerisinde otomobil satış rakamlarında da geçen yıla kıyasla yüzde 19'luk bir düşüş meydana geldi.

Uluslararası konjonktürün etkisi

Bu sorunlar kısmen uluslararası konjonktürle bağlantılı. Amerikan Merkez Bankası FED'in tahvil alım programını sonlandırma kararı gelişmekte olan tüm piyasalarda olduğu gibi Türkiye piyasasına da olumsuz yansıdı. Yatırımcılar, paralarını İstanbul'dan çekiyor ve ABD'de artan faizlere umut bağlayarak orada değerlendirmeyi tercih ediyor. Türk ekonomisinin geçen yıllarda yaşadığı hızlı büyüme yabancılar tarafından finanse edilmişti, bu yatırımcıların Türkiye'yi terk etmesinin yıkıcı etkileri olabilir.

Ancak uzmanlar, sorunların bir kısmının da Türkiye'deki iç koşullardan kaynaklandığı görüşünde. TÜRKSAM uzmanlarından Hanife Çetin, DW'ye açıklamasında özellikle makine ve savunma alanlarında Türk şirketlerin yatırımlarının gözle görülür biçimde azaldığına dikkat çekti. Çetin, Türkiye'nin elverişli yatırım koşullarına ve AR-GE'ye yönelmeye gereksinim duyduğunu vurguladı.

IMF'den uyarı

Uluslararası Para Fonu (IMF), kısa bir süre önce Türkiye'yi yapısal reformları hayata geçirmeye çağırdı. Kuruluş, Ankara'nın uluslararası yatırımcılara olan bağımlılığını azaltması gerektiğini belirtti. Ekonomist Uğur Gürses, Radikal'deki köşesinde, 2008'den sonraki dönemde, yabancı yatırımcıların parası henüz Türk piyasalarını uçurmaya devam ederken, reform fırsatının kaçırıldığını ifade etti. Gürses, siyasi çalkantıların ve hükümete yönelik yolsuzluk iddialarının da ekonomiyi olumsuz etkilediğini vurguladı. Geçen hafta bazı gazetecilerin gözaltına alınması sonrası Türk lirası değer kaybetmişti.

TÜRKSAM uzmanı Hanife Çetin, uzun dönemli olarak bakıldığında, yatırımcıların Türkiye'ye yönelik kuşkularının ağır basacağı görüşünde. Çetin'e göre, petrol fiyatlarının düşük seyretmesi veya hükümetin gelecek yıl yapılacak seçimler öncesi harcamaları artırması gibi gelişmeler kısa vadede büyümeyi teşvik etse de, uzun vadede enflasyon ve işsizlik, dolayısıyla da ekonomide ‘kırılganlık' artacak.

‘Yeni bir büyüme modeli gerekiyor'

“Hürriyet Daily News” gazetesinin ekonomi uzmanı Emre Deliveli'ye göre, Türkiye'nin yeni bir büyüme modeline ihtiyacı var. İç talebe dayanan mevcut modelin terk edilmesi, bunun yerine ise yüksek teknolojik ürünlerin ihracatına dayalı bir modelin benimsenmesi gerektiğini savunan Deliveli, Türkiye'nin şu ana kadar yüksek teknolojik ürünlerin üretimine geçmeyi başaramadığını ifade ediyor. Deliveli, bunun başlıca koşulunun AR-GE'ye ağırlık veren bir eğitim sistemi olduğunu vurguluyor.

Ancak bu reformların yakın bir tarihte hayata geçirilip geçirilemeyeceği şüpheli. Deliveli, hükümetin kimi değişiklikler yapılacağının sözünü verdiğini, ancak bu sözlerin birkaç yıl önce de verilmiş olduğuna dikkat çekiyor. Gelecek yılın ortasında yapılacak genel seçimler öncesi ekonomik göstergelerde büyük bir değişiklik olması beklenmiyor.

©Deutsche Welle Türkçe

Thomas Seibert / İstanbul