Türkiye Bağdadi’nin İdlib’de olduğunu biliyor muydu? | TÜRKİYE | DW | 30.10.2019
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

TÜRKİYE

Türkiye Bağdadi’nin İdlib’de olduğunu biliyor muydu?

ABD’nin IŞİD liderlerine Türkiye sınırına yakın bölgelerde operasyon düzenlemesi soru işaretlerine yol açtı. Uzmanlar, gündeme getirilen iddiaları DW Türkçe’ye değerlendirdi.

ABD’nin Türkiye sınırı yakınında IŞİD lideri Ebubekir El Bağdadi’nin ölümüyle sonuçlanan operasyonuyla uluslararası medyada başlayan “Türk hükümeti IŞİD ile mücadelede ne kadar samimi?” tartışması sürüyor. 

Batılı bazı medya kuruluşları tarafından “IŞİD lideri Türkiye’nin kapısının önünde öldü” başlıklarıyla duyurulan haberlerde, “Nasıl olur da IŞİD lideri Türkiye’nin bu kadar yakınında gizlenebildi?” ve “Türkiye, Bağdadi’nin İdlib’de olduğunu biliyor muydu?” soruları gündeme taşındı.

El Bağdadi’nin öldürüldüğü İdlib vilayetinde Türkiye’nin 12 askeri gözlem noktasının bulunması tartışmaları artırırken, ABD’nin ikinci önemli askeri operasyonunu da Türkiye’nin kontrolündeki Cerablus’ta yapması, burada Bağdadi’nin halefi olarak görülen Ebu Hasan El Muhacir’i öldürmesi spekülasyonları artırdı. 

Brett McGurk

Brett McGurk

ABD'nin eski IŞİD'le Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk, Washington Post gazetesinde yayımlanan makalesinde, "Türkiye'nin açıklaması gereken bazı şeyler var” ifadelerine yer vererek El Bağdadi’nin Türkiye sınırından birkaç kilometre uzakta, gözlem noktalarıyla koruduğu İdlib’de bulunduğuna dikkat çekti.

Türkiye biliyor muydu?

Suriye konusundaki çalışmalarıyla tanınan Oytun Orhan, ABD'nin El Bağdadi’nin ölümüyle sonuçlanan İdlib’deki Barişa köyü bölgesinin, Türkiye’yi düşman olarak gören Huraseddin grubunun kontrolünde olduğunu söyledi. 

Bu örgütün, IŞİD gibi El Kaide türevi, Heyet Tahrir Şam içerisindeki çekirdek El Kaidecilerin koparak oluşturdukları bir örgütlenme olduğunu kaydeden Orhan, “Bağdadi’nin burada bulunması iki yapı arasındaki iyi ilişkilerin olduğunu, bunların birleşerek yeni bir Selefi cihatçı harekete evrilmesinin göstergesi olabilir. Ama bunlar zaten Türkiye’yi düşman olarak görüyor. Ayrıca Bağdadi’nin o bölgede olmasından belki daha önemli soru, oraya nasıl gidebilmiş olduğudur” dedi. 

Orhan, “Burada asıl sorulması gereken, Bağdadi’nin son kalan bölgesi Deir ez Zor’dan, ABD ya da Esad rejiminin kontrolündeki bölgelerden geçerek, İdlib’e nasıl gidebildiği, bunun için kimlerden destek aldığı ve bu operasyonun neden özellikle Bağdadi’nin İdlib sahasında bulunduğu sırada yapılmış olunmasıdır” ifadesini kullandı. 

Ankara üzerinde baskı artıyor

Oytun Orhan

Oytun Orhan

 

Orhon’a göre, ABD Başkanı Trump’ın Suriye’den Amerikan askerlerini çekme kararına karşı çıkan, Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) desteğin sürmesini savunan kesimler, El Bağdadi’ye yönelik operasyonu Türkiye üzerinde baskı oluşturmak için araçsallaştırıyor.

Operasyonların ABD’nin Ortadoğu’daki güçlerinden sorumlu Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapıldığına dikkat çeken Orhon, “CENTCOM’un Trump’ın çekilme kararı konusunda ciddi rahatsızlığı olduğu ve YPG ile ittifakın devam ettirilmesini savunduğu göz ardı edilmez. Görünen o ki CENTCOM elindeki imkanlarla Türkiye’yi sahada zor duruma düşürecek hamleler yapmaya çalışıyor. Ama Trump’ın Bağdadi operasyonunu açıkladığı konuşmasında Türkiye’ye teşekkür etmesi Türkiye’ye yönelik oluşturulmak istenen bu algıyı önemli ölçüde geri püskürttü” dedi.

Amerikan medyasında ilginç açıklamalar 

ABD Başkanı Donald Trump, El Bağdadi operasyonuna ilişkin açıklamasında Türkiye’ye teşekkür etti. Ancak Washington yönetimi, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna 9 Ekim’de başlattığı askeri harekatı ile ilgili neredeyse tüm açıklamalarında bu harekatın IŞİD ile mücadeleyi baltaladığına dikkat çekiyor. 

Amerikan basınına konuşan bazı üst düzey ABD’li yetkililer de, IŞİD liderlerini hedef alan operasyonların “Türkiye’nin kontrolündeki bölgelerde” düzenlendiğine işaret ederken, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) “kilit önemdeki” katkısı ile başarıya ulaştıklarını vurguluyorlar. Hatta New York Times’ın haberinde ABD’li istihbarat yetkililerinin “Suriyeli ve Iraklı Kürtler operasyon için diğer tüm ülkelerden daha fazla istihbarat sağladı” ifadelerine yer verildi, "Trump’ın çekilme kararına rağmen Suriyeli Kürtlerin CIA ile işbirliğini sürdürdüğü” vurgulandı.

SDG, Türkiye’yi IŞİD’i korumakla suçluyor 

Uluslararası medyada yer bulan en sert suçlamalar ve iddialar ise, Türkiye’nin PKK’nın uzantıları olarak gördüğü, askeri harekatıyla ile sınır bölgesinden tasfiyesini hedeflediği PYD’den ve Suriye Demokratik Güçleri’nden (SDG) geldi.

Mazlum Kobani

Mazlum Kobani

Türkiye’nin kırmızı bültenle aradığı Suriye Demokratik Güçleri (SDG) baş komutanı Mazlum Kobani, El Bağdadi’ye karşı ABD ile “ortak operasyon” düzenlediklerini söylerken, bunu SDG’nin Twitter hesabından “uluslararası toplum üst düzey IŞİD’lilerin neden Türkiye’nin kontrolündeki bölgelerde saklandığını araştırmalıdır” açıklaması izledi. PYD’nin sözcüsü Salih Müslim ise Türkiye’yi IŞİD’lileri himaye etmekle suçladı. El Bağdadi’nin Türkiye’ye ait bir gözlem noktası yakınındaki evde saklandığını, birkaç kez Hatay’a gidip döndüğünü iddia eden Müslim, “Türkiye'nin bilmemesinin imkanı var mı? Muhakkak ki biliyor, kontrolü altında, istediği gibi yönlendiriyor” dedi.

"YPG, PR kampanyası yapıyor”

ABD’nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Alman Marshall Fonu (GMF) Türkiye Direktörü Özgür Ünlühisarcıklı’ya göre, uluslararası medyada yer bulan bu açıklamaların büyük çoğunluğu, Türkiye’nin harekatı sonrasında zora giren YPG’nin bir “PR kampanyasını” yansıtıyor. 

Son gelişmeleri DW Türkçe’ye değerlendiren Ünlühisarcıklı, “Bağdadi’nin İdlib’de olmasına şaşırılacak ne var? Rusya, ABD ve Türkiye’nin tam olarak kontrol altına alamadığı yer İdlib zaten. Öte yandan YPG’yi meşru ve makbul kılan, IŞİD’e karşı mücadelede faydalı olmasıydı. Peki, Trump neye dayanarak YPG ile işbirliğini kesti? IŞİD ile mücadelenin başarıldığı söylemiyle kesti. YPG’nin bu son operasyonlarla ilgili söylemleri, kendini IŞİD üzerinden Batı kamuoylarında meşrulaştırma çabasını yansıtıyor, bu yöndeki PR kampanyasının bir parçası. Bir ülkeyi düşmanlaştırmak isterseniz de onun IŞİD ile işbirliğini yaptığını söylersiniz” görüşünü dile getirdi. 

Türkiye’nin hatası var mı?

SDG’den yapılan açıklamaların doğruluğu bağımsız kaynaklarca teyit edilemese de, bu söylemlerin uluslararası kamuoyunda ciddiye alınması, uzmanlar tarafından şaşırtıcı bulunmuyor. Türkiye’nin geçmişte IŞİD’lilere göz yumduğu, mücadelede yeterli kararlılık göstermediği, yabancı savaşçıların sınırından geçişlerini engellemediği hatırlatılıyor.

“2015 yılına geri dönecek olursak, Türkiye’nin IŞİD’e yönelik tutumunun gevşek olduğunu söylemek durumundayız” diyen Ünlühisarcıklı, şöyle devam etti:

“O dönem devleti yönetenlerin konuyu çok da ciddiye aldığını söyleyemem. Ama Türkiye IŞİD saldırılarına hedef oldu ve gelinen noktada Türkiye’de her gün IŞİD militanları yakalanıyor. Türkiye Suriye’de IŞİD ile savaştı. IŞİD’in alan hakimiyetinin sona erdirilmesindeki önemli rolü görmezden gelinemez.” 

Trump’ın Suriye’den çekilerek YPG ile işbirliğinin son bulmasına yol açan kararına CENTCOM gibi merkezlerden bir direnç olduğuna ve ABD’deki başkanlık seçimlerinin yaklaştığına dikkat çeken Ünlühisarcıklı, ayrıca şunları kaydetti:

“Mesela şimdi SDG’nin başındaki Mazlum Kobani kod adlı kişinin Washington’a daveti söz konusu. Bilirsiniz ABD’den vize alırken sorular yanıtlamanız istenir. Hatta hepimize komik gelir, 'uyuşturucu ya da kadın ticareti yaptınız mı' gibi sorular dışında, 'herhangi bir terör örgütüne üye oldun mu' sorusu yer alıyor. Kobani olmadım diyecek, oradaki memur da buna inanacak mı? Bu konunun bir yere varması mümkün değil.”

Gözler IŞİD’le mücadele koalisyonunda 

Şimdi dikkatler Türkiye’nin de üyesi olduğu 81 ortaklı IŞİD’le mücadele uluslararası koalisyonuna çevrilmiş durumda. Koalisyon ülkelerinin bakanlarının 14 Kasım’da, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun ev sahipliğinde toplanması bekleniyor. ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, bakanların El Bağdadi’nin ölümü sonrasında izlenecek strateji hakkında görüş alışverişinde bulunacakları, “özellikle de Suriye’nin kuzeydoğusundaki son gelişmeler ve bunun bölgedeki istikrar ve güvenliğe etkilerinin” görüşüleceği belirtildi. 

Başta ABD ve AB olmak üzere birçok ülke Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusundaki askeri harekatını eleştirmiş, bunun bölgede istikrarsızlığa yol açabileceği, IŞİD ile mücadeleyi olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunmuştu. 

Bu arada ABD Başkanı Trump’ın El Bağdadi’nin hedef alındığı operasyon sonrasında yaptığı açıklamaya göre, bu operasyonda IŞİD’in faaliyetlerine, gelecek planlamalarına ilişkin önemli belgeler ele geçirildi. Güvenlik uzmanları, bu belgelerin aynı zamanda IŞİD’in Suriye ile Irak’ın yanı sıra pek çok ülkedeki ağları, uyuyan hücreleri ve bağlantıları hakkında bilgiler sağlayabileceğine işaret ediyor. Bu nedenle ABD’de yapılacak toplantının büyük önem taşıdığı vurgulanıyor. 

 

Değer Akal / Berlin

© Deutsche Welle Türkçe