Türkiye-Almanya: İlişkiler eski rayına nasıl girecek? | ALMANYA | DW | 05.01.2018
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Türkiye-Almanya: İlişkiler eski rayına nasıl girecek?

Mevlüt Çavuşoğlu'nun Almanya ile ilişkileri düzeltmek istediği mesajı Berlin'de olumlu karşılandı. Ancak Alman siyasiler Türkiye demokratik ilkelere uymadığı sürece ilişkilerin düzelmeyeceği konusunda uyarıda bulunuyor.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu yarın Alman mevkîdaşı Sigmar Gabriel ile Almanya'nın Goslar kentinde bir araya gelecek. İki bakan son olarak Çavuşoğlu'nun daveti üzerine kasım ayının başında Antalya'da görüşmüştü. Bu ziyaret ise Almanya Dışişleri Bakanı Gabriel'in daveti üzerine gerçekleşiyor.

Bakan Çavuşoğlu'nun Gabriel ile görüşmesi öncesinde Türkiye'nin Almanya ile ilişkilerin yeniden normalleşmesini istediği yönünde verdiği mesajlar, iki ülke arasında yeni bir sayfa açılması beklentisi yarattı.

Hristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) Alman Meclis Grubu Dış Politika Sözcüsü Jürgen Hardt, Türkiye'nin verdiği mesajları olumlu olarak değerlendirdi. DW Türkçe'ye konuşan Hardt, "Kanımca Türk hükümeti, son yıllarda izlediği Avrupa'dan, hatta NATO'dan uzaklaşan, daha çok Rusya'ya yaklaşan yolun hem siyasi ve hem de ekonomik olarak ülkeyi zor durumda bırakacak bir çıkmaz sokak olduğunu anladı. Türkiye'nin Almanya ve Avrupa ile açık bir şekilde ilişkileri yeniden yumuşatma çabasının çok olumlu bir işaret olduğuna inanıyorum. Almanya da buna açık olmalı" diye konuştu.

Deutschland Jürgen Hardt CDU (picture-alliance/dpa/K. Nietfeld)

CDU'lu Milletvekili Jürgen Hardt

Ekonomik nedenler ön planda

Yeşiller partisi milletvekili Omid Nouripour ise Türkiye'nin Almanya ile ilişkileri normalleştirmek istemesinin arkasında ekonomik nedenler bulunduğuna işaret etti. Nouripour, DW Türkçe'ye yaptığı açıklamada, "Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin ekonomik kalkınmasını tehlikeye atmamak için Almanya ve tüm Avrupa Birliği (AB) ile iyi ekonomik ilişkilere ihtiyacı olduğunu biliyor" dedi. Erdoğan'ın izlediği "otokratik çizgi" yüzünden, ekonomik büyümenin sekteye uğradığını ifade eden Nouripour, "Kim basın ve ifade özgürlüğünün ayaklar altına alındığı ve insanların keyfi olarak tutuklandığı bir ülkeye yatırım yapmak ister ki" şeklinde konuştu. Nouripour, ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerin bozulduğu ve ülkede 2019 yılında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri göz önünde bulundurulduğunda, ilişkilerin düzelmesinin Erdoğan'ın çıkarına olduğunu dile getirdi.

Türkiye'ye demokrasi çağrısı

Sosyal Demokrat Partili (SPD) milletvekili Michelle Müntefering de, Ankara'dan gelen olumlu mesajların "Türkiye'nin Avrupa'ya olan ilgisini tamamen kaybetmediğine" işaret ettiğini söyledi. Müntefering, DW Türkçe'ye yaptığı açıklamada, Ankara ile Berlin arasındaki ilişkilerin yeniden normalleşmesi için Türkiye'nin demokrasi ve hukuk devleti ilkelerine geri dönmesi gerektiğine işaret etti. Türkiye'yi yakından takip eden siyasetçi şunları söyledi: "Türkiye giderek demokrasi ve hukuk devletinden uzaklaştı. Boğaziçi'nden insan hakları ihlalleri, basın özgürlüğünün kısıtlanması ve otoriterlik yönünde haberler geliyor. Yaklaşık bir yıldır Alman vatandaşları Türkiye'de tutuklanıyor ve siyasi rehinler olarak Türk hükümeti tarafından kullanılıyor. Bütün bu durum değişmezse, yeniden güven sağlamak çok zor olacak."

Michelle Müntefering (picture alliance/dpa/G.Fischer)

SPD'li Milletvekili Michelle Müntefering

Hristiyan Demokrat Birlik Partili (CDU) milletvekili Jürgen Hardt da, Almanya'nın Türkiye'yi ekonomide, güvenlik işbirliğinde ve AB ile ilişkilerde destekleyebilmesi için Türkiye'nin hukuk devleti ilkelerini uygulamasının şart olduğuna işaret etti. Türkiye'ye Avrupa Konseyi ve AB ilkelerini uygulama çağrısında bulunan Hardt beklentilerini şöyle dile getirdi: "Kanımca atılacak ilk somut adım hâlen hukuk devleti ilkelerini sınırlayan Olağanüstü Hal'in kaldırılması olurdu. Bunun yanı sıra mahkemelerin bağımsızlığının sağlanması ve basının önünde engeller olmadan faaliyetlerine devam edebilmesi gerekiyor. Bunlar 2018 yılında hayata geçirilebilirse, Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkilerin de yeniden normalleşmesi mümkün olabilir."

Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin henüz mümkün olmadığına işaret eden Yeşiller Partili milletvekili Omid Nouripour da, gazeteci Deniz Yücel'in cezaevinde bulunmasının yanı sıra Türkiye'de "artan otoriterliğin" bunda etkili olduğunu söyledi. Nouripour da, ilişkilerin düzelmesinin ön şartının Türkiye'nin demokrasi ve hukuk devleti ilkelerine geri dönmesi olduğunu vurguladı.

Omid Nouripour - Bundestagsfraktion Bündnis 90/Die Grünen (picture-alliance/dpa/A. Arnold)

Yeşiller Partili Milletvekili Omid Nouripour

AB ile ilişkiler

Alman siyasetçiler, Türkiye'nin Almanya'nın yanı sıra AB ile olan ilişkilerini düzeltmesi için de demokratik ilkelere uyması gerektiğine dikkat çekiyor. "Türkiye'nin son yıllarda Avrupa'dan uzaklaştığını" hatırlatan Sosyal Demokrat Partili Müntefering, "Bu nedenle de Almanya'da Türkiye politikasının yeniden şekillendirilmesi için geniş siyasi bir uzlaşı doğdu. Yeni kurulacak Alman Federal Hükümeti'nden beklenti de, bunun ne anlama geldiğini somutlaştırmak olacak. Ancak kesin olan Türkiye'nin yakın bir gelecekte AB üyesi olmayacağı" dedi. Müntefering, Almanya'da geçen aylarda gündeme gelen Türkiye ile AB arasındaki üyelik müzakerelerinin kesilmesi önerisinin ise AB üyeleri tarafından destek görmediğini hatırlattı.

Hristiyan Demokrat Birlik Partili Hardt ise şu aşamada "müzakerelere ucu açık olarak devam edileceğini" belirterek, müzarekere sürecinin sonunda "Türkiye AB'ye tam üye olmadan, AB ile arasında farklı ve sıkı bir bağın oluşturulabileceğine" inandığını söyledi. Hardt, "hatta belki Türkiye'nin de bunu istemeyeceğini" sözlerine ekledi.

Jülide Danışman

© Deutsche Welle Türkçe

Önerdiğimiz linkler

Reklam