Türkiye ÇED’e gerek duymuyor | TÜRKİYE | DW | 20.11.2019
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

TÜRKİYE

Türkiye ÇED’e gerek duymuyor

Türkiye’de son dönemde çevreye etkileri bakımından birçok proje tartışma konusu. Verilere göre 'Çevresel Etki değerlendirmesi (ÇED) gerekli değildir' kararları 'ÇED olumlu' kararlarının yedi katı seviyesinde.

Kaz Dağları

Kaz Dağları

Türkiye’de çevresel etkileri nedeniyle altın madenlerinden nükleer santrallere birçok proje tartışılırken, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçleri de tartışma konusu olmaya devam ediyor. Tartışmanın odağında kamuoyunda tepki çeken birçok proje için 'ÇED gerekli değildir' yönünde kararlar çıkması yer alıyor.

ÇED, bir projenin çevre üzerinde yaratacağı etkilerin masaya yatırılması anlamına geliyor. Bu değerlendirmede amaç, tasarlanan projenin gerçekleştirilmesi halinde çevreye yapacağı olumsuz etkilerin belirlenmesi ve bu etkilerin asgariye indirilmesi ya da önlenmesi.

Değerlendirmede çevreye etkilerinin yönetilebilir düzeyde olduğu belirlenen projeler için 'ÇED olumlu' kararı veriliyor. Bunun yanında yapılan incelemeler sonucu bazı projeler de çevreye etkileri bakımından değerlendirme dışı tutuluyor. Bu projeler için de 'ÇED gerekli değildir' kararı çıkıyor.

Kamuoyunda konuyla ilgili en çok tartışma da bu kategorideki kararlardan çıkıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ÇED kararları ile ilgili verilerine göre son 25 yıllık süreçte 5 bin 288 'ÇED olumlu' raporu çıkarken, bunun karşısında 'ÇED gerekli değildir' karar sayısı 60 bini aştı. ÇED ile ilgili son yıllık verileri içeren 2018 rakamlarına bakıldığında da 'ÇED gerekli değildir' yönünde alınan karar sayılarının 'ÇED olumlu' karar sayılarına göre oldukça yüksek olduğu görülüyor.

2018’de 432 'ÇED olumlu' kararı alındı, buna karşın 'ÇED gerekli değildir' karar sayısı 3 bin 62 oldu. Böylelikle ÇED’e gerek duyulmayan karar sayısı olumlu sonuçlanan çevresel etki değerlendirmelerinin yedi katı oldu.

Süheyla Doğan

Süheyla Doğan

Kaz Dağları’nda da 'ÇED gerekli değildir' dendi

Türkiye’de çevresel etki değerlendirmesi süreçleri çevre tahribatı yaratan büyük projeler dolayısıyla görünür bir gündem maddesi haline geldi. Son dönemde özellikle Kaz Dağları’ndaki maden projeleri kamuoyundaki konuyla ilgili hassasiyeti artırdı. Bu bölgedeki maden arama faaliyetlerine ilişkin bazı 'ÇED gerekli değildir' kararları, bölgede maden arama şirketlerinin faaliyetlerine başlamasına olanak sağladı.

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Ekoloji Birliği Eş Sözcüsü Süheyla Doğan, Kaz Dağları özelinde maden arama şirketlerinin çevresel etki değerlendirme mevzuatındaki bazı maddeleri suistimal ederek alana yerleştiklerini belirtti.

Doğan, "Çevresel Etki Değerlendirmesi yönetmeliği onlarca kez değiştirildi. 2014’te yapılan son değişiklikle 25 hektar altındaki madencilik faaliyetleri ÇED kapsamı dışına çıkartıldı. Kaz Dağları’ndaki madencilik arama faaliyetleri dikkate alındığında hemen tüm firmalar ilk başvurularını 25 hektardan daha düşük alanlar için yaptı. Böylelikle firmalar 'ÇED gerekli değildir' kararları alarak alana yerleşip faaliyetlerine başladılar" ifadelerini kullandı.

Söz konusu 25 hektar ile ilgili düzenlemeye karşı Danıştay bu yılın başlarında yürütmeyi durdurma kararı aldı. Bu durum olumlu bir gelişme olarak değerlendirilse de çevre mühendisleri ve şehir plancıları ÇED uygulamalarıyla ilgili hâlâ düzeltilmesi gereken alanlar olduğunu düşünüyor.

Akif Burak Atlar

Akif Burak Atlar

ÇED süreçleri etkisizleştiriliyor

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Akif Burak Atlar’a göre Çevresel Etki Değerlendirmesi raporları gittikçe büyük projelerin meşrulaştırılması amacıyla hazırlanan raporlar olarak öne çıkıyor.

Atlar söz konusu raporların bağımsız kurumlar ya da kamu eliyle katılımcı bir şekilde hazırlanmaması dolayısıyla etkinliğinin de soru işareti yarattığı görüşünde. Atlar özellikle İstanbul’da yeni havalimanı ve Kanal İstanbul gibi projelerde ÇED uygulamalarının işlevine yönelik soru işaretlerinin olduğuna dikkat çekiyor.

Atlar, “İstanbul 3'üncü Havalimanı’nın ÇED raporuna baktığınızda içeriği itibarı ile birçok sıkıntıyı, şehircilik probleminin haber veren bu raporun tüm o olumsuzlukları görmezden gelerek projeyi onayladığı görülüyor. Aynı şekilde Kanal İstanbul’da da sakıncalar olmasına rağmen olumlu bir ÇED raporuyla karşı karşıya geliyoruz” diye konuştu.

Çevre Bakanlığı’nın bütçe sunuşunda ana tartışma konularından biri oldu

ÇED ile ilgili tartışmalar geçen günlerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki bütçe sunuşunda da tartışma konusu oldu. Bakan Murat Kurum’un sunuşunu izleyen muhalefet partisi vekilleri çevresel etki değerlendirme süreçlerinin tümüyle işlevsiz kaldığına ve binlerce projede çevresel etki değerlendirmesine gerek duyulmadığına dikkat çekti. ‘ÇED olumlu’ ya da ‘ÇED gerekli değildir’ kararı alınmasının çok önemli olmadığına dikkat çeken muhalefet vekilleri Bakan Kurum’a tartışma yaratan ve birçok kez değiştirilen yönetmeliğin yürürlükten kaldırılması gerektiğini söyledi. 

Bakan Kurum ise "Çevremize, doğal dokumuza, tabiat varlıklarımıza zarar vermesi ihtimali çok az bile olsa o projeye asla ve asla ÇED onayı vermedik, bundan sonra da vermeyeceğiz” sözleriyle ÇED süreçlerini savundu.

S. Recep Oktay/İstanbul

© Deutsche Welle Türkçe