1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Erdoğan-Barzani buluşması

Ayhan Simsek19 Kasım 2013

Başbakan Erdoğan’ın hafta sonunda Diyarbakır’a yaptığı ziyaret ve burada Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani ile buluşmasının yankıları sürüyor.

https://p.dw.com/p/1AKb2
Fotoğraf: picture-alliance/dpa

DW’nin sorularını yanıtlayan Kürt siyasi hareketinin etkili isimlerinden Haşim Haşimi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakır ziyareti ve burada Mesut Barzani ile görüşmesinin “tarihi bir önem” taşıdığını söyledi.

“İki simge ismin Diyarbakır’da buluşması, yeni bir dönemdir” diyen Haşimi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“ Tarihidir diyebiliriz, bu konuda herkes hemfikir. Çünkü bu buluşmada birçok tabu yıkıldı. Türkiye’nin Başbakanı, Kürdistan kelimesini kullandı. Türkiye ve Kürdistan’ın bayrakları bir arada görüldü. Bunlar Türkiye’de alışılmadık, kimsenin görmediği ve gerçekten yakın döneme kadar suç olarak nitelendirilen, adeta fobiye dönüştürülen tabulardı. Bütün bu tabular yıkıldı.”

‘Türkiye'nin yeni özgüveni'

Kürt sorunu hakkında yazılarıyla tanınan deneyimli gazeteci Sedat Bozkurt da ziyaretin büyük önem taşıdığını belirtirken, Türkiye’nin Kürtlere bakışındaki büyük değişime dikkat çekti ve şunları kaydetti:

“Türkiye devletinin bir özgüvenini ortaya koydu…Çünkü Diyarbakır, Kürtlerin deyimiyle Amed bir eyalettir, merkezidir. Türkiye Cumhuriyeti devleti Kürt bayraklarıyla bir Kürt lideri karşılayabiliyor buralarda. Bu iki taraftan anlamlı. Bir taraftan Türk devletinin özgüvenini göstermesi açısından. İkinci olarak da, Türk devletinin artık Kürt halkına güveni açından. Yeni ben buradaki Kürt halkına güveniyorum, bölünme, parçalanma gibi kaygılardan korkulardan bağımsız olarak.”

Erdoğan’ın siyasi hamlesi

Gazeteci Sedat Bozkurt, ziyareti aynı zamanda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın önemli bir siyasi hamlesi olarak değerlendiriyor. Türkiye’deki Kürtlerin geçmişte geleneksel olarak muhafazakâr bir tabana sahip olduğunu, Kürt siyasetinin geçmişte Barzani’nin partisi KDP’ye yakın olduğunu belirten Sedat Bozkurt, yakın dönemde tabanın büyük ölçüde PKK’ya kaydığına işaret ediyor:

“ Geçmişte her 4 Kürtten 3’ü kendisinin merkez sağ partilerde temsil edildiğine inanırken, PKK’nın devreye girmesiyle, yani devletin orada uyguladığı yanlış politikaların yarattığı şiddet ve o şiddete direnen örgüt haline gelen PKK’nın devreye girmesiyle bu denge tamamen bozuldu. Neredeyse tam tersine döndü”

Gazeteci Sedat Bozkurt, Başbakan Erdoğan’ın Diyarbakır ziyaretini ve Barzani ile buluşmasının siyasi açıdan önemini şöyle yorumluyor:

“Başbakan siyasi bir hamle yaptı ve o muhafazakârları tekrar Barzani çizgisinde bir araya getirme ve onun için de Barzani’yi oraya simge olarak, sembol olarak yerleştirmeye çalıştı. O yüzden bir siyasi hamledir bu diyorum. Oradaki Kürt siyasetini çeşitlendirmeydi bu. Belki çözüm sürecinin muhataplarını da çeşitlendirecek bu zamanla.”

Barzani ile PKK arasında rekabet

Barzani’nin Diyarbakır ziyaretinin, Türk hükümetinin Abdullah Öcalan ile başlattığı görüşmeler ve çözüm sürecini ne yönde etkileyeceği merak ediliyor.

Farklı siyasi geleneklere ve örgüt yapılarına sahip olan PKK ile Barzani liderliğindeki KDP geçmişte Kuzey Irak’ta çatışmıştı. Tabanın tepki gösterdiği bu çatışmalar artık geride bırakılmış olsa da, rekabet günümüzde de sürüyor. Barzani’nin Diyarbakır ziyaretini, PKK’ya yakınlığıyla bilinen BDP’den bazı isimlerin eleştirmesi ise dikkat çekti.

Kürtler üzerinde en etkili iki güç olarak görülen KDP ve PKK arasındaki rekabet, Suriye’deki gelişmeler nedeniyle de artmış durumda. PKK’ya yakın PYD’nin, Suriye’nin kuzeyinde güçlenmesi, özerlik yönünde adımları; Türkiye kadar, Barzani liderliğindeki KDP’yi de endişelendiriyor.

‘Diyarbakır açıklamaları güven tazeledi’

Deneyimli Kürt siyasetçi Haşim Haşimi, Kürt hareketinde sosyalist ve muhafazakâr farklı siyasi partilerin farklı görüşlerinin olmasının olağan olduğunu, ancak Barzani’nin Diyarbakır ziyaretinde verilen mesajların Kürtler için ayrıştırıcı değil, birleştirici nitelikte olduğunu kaydediyor. Haşimi, ziyaretin, Türkiye’de Kürt sorununa çözüm süreci açısından da önemli olduğunu vurgularken, olası provokasyonlar konusunda uyarıda bulunuyor:

“Burada önemli olan siyasi hükümetlerin siyasi iradenin kararlılığını devam ettirmesidir. Çözümle ilgili siyasi kararlılık devam ettikçe provokasyonlar, başarılı olmayacaktır. İkinci olarak, Sayın Başbakan’ın Ergani’de yapmış olduğu, ‘süreç kartopu gibi büyüyecek' açıklaması önemlidir. Cezaevleri boşalacak, gençlerimiz dağdan inecek açıklamaları yapılmıştır. Bu konuşmayla birlikte çözüm süreciyle ilgili bir güven tazeleme en azından olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti devletinin başbakanı Diyarbakır’da Kürdistan kelimesini kullanmıştır. Sayın Barzani de Diyarbakır gibi bir yerde yaşayın Kürt ve Türk halkının kardeşliği demiştir. Tüm bunlar devrim değildir de nedir?”

'Süreçten geri dönüş olmaz'

Kürt siyasetini yakından takip eden gazeteci Sedat Bozkurt, bundan sonra çözüm sürecinin yeni adımlarla devam edeceği, bazı kesintiler ya da tıkanıklar olsa bile geri dönüşün olmayacağını kaydediyor:

“Süreçte PKK da devlet de bundan sonra dönemez. PKK bu saatten sonra ben silaha sarılıyorum derse tabanını kaybeder. Öte yandan devlet de ben bu işten vazgeçtim, ..süreci bitirdim derse bir anda PKK’nın şiddetini karşısında bulur. Bu noktadan sonra süreçte geri dönülmez, aksamalar olabilir, ufak tefek kırılmalar da olabilir ama süreç devam eder.”

© Deutsche Welle Türkçe

Ayhan Şimşek

Editör: Ahmet Günaltay