1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

İkili ilişkilerin geleceği

26 Mart 2013

İsrail'in Mavi Marmara baskını için Türkiye'den özür dilemesinin ardından gözler iki ülke arasında normalleşme adımlarına çevrildi. Uzmanlara göre, iki ülke arasında ilişkilerin normalleşmesi hiç de kolay olmayacak.

https://p.dw.com/p/184eq
Fotoğraf: AP

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun özür telefonunun ardından, Türkiye ile İsrail arasında ilişkiler normalleşme sürecine girdi. 

Türk hükümetinin uzlaşma koşullarından olan, baskında ölenler için İsrail yönetiminin “tazminat” ödemesi konusunda görüşmelerin çok yakında başlaması bekleniyor. İsrail'den resmi bir heyetin, bu amaçla önümüzdeki günlerde Ankara'ya gideceği belirtiliyor… Türkiye-İsrail ilişkilerinde 3 yıl süren gerilimli dönemin ardından gelen uzlaşma adımları, tüm dünyada merakla izleniyor. Birçok gözlemci, Suriye'deki iç savaş ve bölgesel gelişmelerin, iki ülkeyi uzlaşmaya zorladığını düşünüyor. İlişkilerin yeniden eski günlerine dönüp dönmeyeceği ise merak konusu.

Türkiye-İsrail ilişkilerini yakından takip eden Emekli Büyükelçi Alon Liel'e göre, İsrail Başbakanı Netanyahu, ABD Başkanı Barack Obama'nın yoğun baskısı sonucunda geri adım attı ve Türkiye'den özür diledi.

Alon Liel, Türk tarafının da esnekliğe giderek, bu uzlaşmayı kolaylaştırdığı görüşünde: "Benim kişisel görüşüm, bu Obama'nın zaferidir. Amerikalıların, uzlaşma sağlanması için iki taraf üzerinde de ağırlığını koyduğunu düşünüyorum. Burada takdir edilmesi gereken birisi varsa o da Obama'dır."

Obama'nın yeni dış politikası

Düşünce kuruluşu Alman Marshall Fonu'nun Ankara Ofisi Direktörü Özgür Ünlühisarcıklı’ya göre, Başkan Barack Obama'nın ikinci döneminde benimsediği yeni dış politika gereği olarak, Türkiye ile İsrail arasında ilişkilerin normalleşmesi büyük önem taşıyor. Obama'nın dış politikada daha büyük enerjisini Asya-Pasifik'e kaydırmak istediğini, Ortadoğu'da güvenilir ve işbirliği içinde hareket eden ortaklara ihtiyaç duyduğuna işaret eden Ünlühisarcıklı, şunları kaydetti: "Türkiye'nin İsrail ile arasındaki mesele, ilave bir sorun çıkardığı gibi, hem Türkiye’nin hem de İsrail’in ABD ile güç paylaşmasını da zorlaştırıyordu. İsrail ile sorunlarını çözmüş bir Türkiye, Ortadoğu’da daha etkili olacak. Ve Türkiye’nin Ortadoğu’da daha aktif olması, ABD’nin çok daha fazla işine gelecek çünkü ABD’den yük alacak Türkiye."

Obama in Israel 20.03.2013
Barack ObamaFotoğraf: Jack Guez/AFP/Getty Images

Uzmanlara göre, Türkiye ile İsrail arasındaki normalleşme adımları önemli olmakla beraber, bu süreçte beklentileri çok yüksek tutmamak gerekiyor. Türkiye ile İsrail arasında, 1990'lı yıllardaki yakın ittifak ilişkisine dönülmesi, uzmanlar tarafından pek mümkün görülmüyor. Dış politika uzmanı Özgür Ünlühisarcıklı’ya göre, yapısal değişiklikler, ilişkilerin doğasını da değiştirdi.

Ünlühisarcıklı, "1990’lı yıllara baktığımızda Türkiye bugünkü kadar güçlü bir konumda değildi. Terörle mücadele devam ediyordu, ekonomik olarak kırılgandı. ABD’ye daha çok ihtiyacı vardı, bugün olduğuna göre. Dolayısıyla İsrail  ile daha iyi ilişkiler içinde olmaya ihtiyacı vardı Türkiye’nin. Ama bugün ilişkilerde bu simetri biraz değişti" şeklinde konuşuyor.

Filistin sorununun rolü

Türkiye'de de uzun yıllar görev yapmış olan emekli İsrailli diplomat Alon Liel, Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde Türkiye’nin büyük bir değişim sürecinden geçtiğini, bundan sonra Türkiye-İsrail  ilişkilerin geleceğinin, Filistin sorununa bağlı olacağını kaydediyor.

Alon Liel, "1990'lı yıllardaki Türkiye, Kemalist bir Türkiye idi… Son 11 yıldır AKP iktidarda… AKP'nin İsrail'e mesajı hep şu oldu. Filistinliler ile müzakerelerde ilerleme sağlayın. Barış yönünde ilerleyin. O zaman dost olacağız. Bu her zaman bir koşul oldu… Bugünün Türkiye'si ile anlamlı ilişkiler kurabilmek için, bizlerin önce İsrail-Filistin ilişkilerinde çok anlamlı ilerleme sağlamamız gerekmekte" ifadelerini kullanıyor. 

İsrailli uzman Alon Liel'e göre, Türkiye ile İsrail arasında işbirliği yönünde ilerleme sağlanması zaman alacak. İki ülke arasında stratejik bir ortaklığı görünür gelecekte mümkün görmeyen Liel, stratejik bazı konularda ise diyalog başlayacağını, bu kapsamda Suriye'nin önemli bir başlık olduğu görüşünü kaydediyor: “Şayet Esad rejimi çökerse, bunun sonrasında Suriye'de yaşanabilecek gelişmeler konusunda Türkiye ve İsrail'in orak çıkarları bulunuyor. Suriye toprakları üzerinde bazı bölgelerin El Kaide'nin eline geçmemesi, Suriye'nin İran tarafından kontrol edilen bir ülke haline gelmemesi çok önemli. Ben bunun, hem Türkiye hem de İsrail'in ortak çıkarı olduğunu düşünüyorum.”

Mavi Marmara Rückkehr nach Istanbul Archivbild
Mavi Marmara gemisiFotoğraf: picture-alliance/dpa

'Beklentileri çok yüksek tutmamak lazım'

Alman Marshall Fonu'nun Ankara Ofisi Direktörü Özgür Ünlühisarcıklı, Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni dönemde de zaman zaman gerilimlerin olabileceğini ancak iki tarafın da ilişkilerin öneminin farkında olduğunu belirtiyor:.

Ünlühisarcıklı, "Bu sadece Başbakan Erdoğan değil, İsrail'den de gelen sert söylemler olageldi. Bundan sonra da devam edebilir. Dolayısıyla retorik düzeyde, umarım dozu daha düşük olarak, karşılıklı yine ihtilaflar yaşansa da, önemli olan, reel politiğin de gereği olarak normal ilişkilerin sürmesi. Onun için ben 90'lı yıllara dönülmesi mümkün değil diyorum. Beklentileri çok yüksek tutmamak lazım. Ama iki ülke arasında makul ilişkileri beklememiz gerekiyor" diyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Haber: Ayhan Şimşek

Editör: Hülya Schenk