Suriyelilere yardım tartışması: Tepkiler yerel yönetimlere yöneliyor | TÜRKİYE | DW | 17.04.2019
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

TÜRKİYE

Suriyelilere yardım tartışması: Tepkiler yerel yönetimlere yöneliyor

DW Türkçe, Bolu Belediye Başkanı'nın sözleriyle tekrar gündeme gelen Suriyelilere yardım tartışmasını mercek altına aldı. Uzmanlar yardımların AB ve BM kaynaklı olduğunu, belediyelerin desteğinin az olduğunu belirtiyor.

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın "Bütçemizden Suriyelilere tek kuruş yardım yapılmayacaktır" sözü tartışma yarattı.

Bolu, yerel seçimlerde belediye başkanı seçilen Cumhuriyet Halk Partili (CHP) Tanju Özcan'ın belediyenin Suriyelilere verdiğini iddia ettiği yardımları keseceğini söylemesinin ardından gündeme oturdu. Alçak binaları, muntazam sokaklarıyla "buralı” olmayan birinin rahatlıkla göze çarpacağı bir şehir olan Bolu'da resmi rakamlara göre, 11 bin 918 yabancı yaşıyor. Bu sayının 2 bin 379'u ise Suriyeli.

Doğma büyüme Bolulu olan Ali Palazoğlu ve Meral Gerede, şekerlemeci dükkanı işleten iki kardeş. Meral Hanım, Suriyelilerin varlığından değil, kültürel farklılıklardan rahatsız olduğunu dile getiriyor. "Hayatlarını buraya taşıyorlar. Sesli konuşmalarından rahatsız oluyorum, bu sıkıntı bence. Kamplar kurulmalıydı” diyor. Kardeşi Ali Bey ise daha sert çıkıyor. "Benim askerim orada savaşıyor, onlar burada paramızı yiyor ve benden iyi yaşıyorlar” diyor. Suriyelilerin 1.600 lira maaş ve 930 lira gıda yardımı aldığını söylüyor. Bu rakamları nereden duyduğunu sorduğumuzda net bir cevap veremiyor. "Kendi aralarında konuşuyorlar” diyor.

Doğma büyüme Bolulu olan Ali Palazoğlu ve Meral Gerede

Doğma büyüme Bolulu olan Ali Palazoğlu ve Meral Gerede

Valilik: "Belediyeye yardımları sorduk, cevap gelmedi”

Kent genelinde Suriyelilerin Türkiye devletinden maaş ve daimi yardım aldıkları algısı oldukça yaygın. Ancak Bolu Valiliği, Bolu Belediye Başkanı Özcan'ın demeçlerinin ardından yaptığı açıklamada, yardımların Birleşmiş Milletler (BM) Gıda Fonu tarafından finanse edilen "Sosyal Uyum Yardımı” (SUY) ve "Şartlı Eğitim Yardımları” olduğunu ifade etti. Yardımların muhtaçlık kriterlerine göre verildiğinin belirtildiği açıklamaya göre, aylık kişi başı 120 lira olan SUY'den Bolu'da faydalanan 560 aile, yani 3 bin 9 kişi var. Tam bakıma muhtaç bireyi bulunan ailelere ise yine BM tarafından aylık 600 lira ek ödeme yapılıyor. Bu ailelerin sayısı ise 33.

DW Türkçe'ye konuşan valilik yetkilileri, Bolu Belediyesi'ne resmi yazı yazarak belediye bütçesinden Suriyelilere ne kadar ayrıldığını sorduklarını ancak henüz bir yanıt alamadıklarını söylüyor.

Bolu Belediyesi

Bolu Belediyesi

Belediye: "Ne kadar yardım yapıldı, biz de bilmiyoruz”

Bolu Belediyesi ise Suriyelilere ne kadar yardım yapıldığı konusunda sessiz. Makamında ziyaret ettiğimiz Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, konuyla ilgili daha fazla konuşmak istemediğini belirterek görüşme talebimizi geri çeviriyor. Belediye yetkililerine geçtiğimiz senelerde Suriyelilere ne kadar yardım yapıldığını sorduğumuzda, "Aşevine ne zaman gitseniz oradalar” cümlesinden öte bir yanıt alamıyoruz. Kısacası, belediye yardım yaptıysa da kayıtlarda gözüken bir rakam yok.

"Yardımı AB fonluyor, Kızılay aracılık ediyor”

2016'da Suriyelileri temel ihtiyaçlarını karşılama konusunda desteklemek amacıyla aylık koşulsuz nakit yardımı için Avrupa Birliği (AB) tarafından fonlanan "Acil Sosyal Güvenlik Ağı” adlı nakit yardım programı kuruldu. Türkiye'de 1 milyondan fazla mülteciye ulaşan program, AB'nin bugüne dek fonladığı en büyük insani yardım projesi olarak biliniyor. Program kapsamında uygun bulunan ailelere aylık kişi başı 120 lira ödeniyor.

İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi (İGAM) tarafından hazırlanan "Türkiye'deki Suriyeli Mültecilerin Ekonomiye Katılımı” raporunun proje koordinatörü Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi'nden Dr. Nihal Eminoğlu da Suriyelilere yapılan nakit yardımının AB tarafından fonlanarak "Kızılay Kart” olarak dağıtıldığını söylüyor. "Kızılay aracı görevi görüyor, yardımı yapan Türk devleti değil” diyor.

Eminoğlu, bu durumun belediyeler açısından hizmet yükü oluşturmadığı anlamına gelmediğini de ekliyor. "Ancak Suriyelilerin Sosyal Uyum Yardımı'na rağmen yoksulluk sınırında olduklarını ve bu yardımın çalışmayanlara verildiğini unutmamak lazım” diyor. Eminoğlu'na göre, belediyelerin Suriyelilere yardım kesme kararı almaları "ötekileştirme” anlamına geliyor. Eminoğlu, "Bu durumun toplumun huzurunu bozabilecek farklı yansımaları olur. Belediyeler Suriyelilerin varlığına tepkili seçmenden oy ve takdir toplamayı umarken orta ve uzun vadede risk alıyor” şeklinde konuşuyor.

"CHP'li belediyeler Suriyelilerde ‘Erdoğan' görmekten uzaklaşmalı”

Bolu'nun çeşitli yerlerinde "Herkesin Belediye Başkanı Olacağım” yazılı afişler var. Buradaki "herkes” tanımının içine Başkan Özcan'ın Twitter'dan yaptığı, "Yatağa aç giren vatandaşlarımız varken Türk halkının vergilerinden oluşan bütçemizden Suriyelilere tek kuruş yardım yapılmayacaktır” açıklamasından hareketle, Bolu'da yaşayan yabancıların girmediğini söylemek mümkün.

Türk-Alman Üniversitesi Göç ve Uyum Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Murat Erdoğan'a göre ise, belediyeler herkese hizmet etmesi gereken yerler… CHP'li belediyelerin popülizmin esiri olmaması gerektiğini ifade eden Erdoğan, "Her Suriyelide ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan' görmekten uzaklaşmalı ve hak ve birey temelli, evrensel sosyal demokrat ideolojik çizgilerine uyumlu biçimde konuyu ele almalılar” diyor.

Yerel seçimlerde İstanbul'da Suriyeli nüfusun yoğunlukta olduğu Esenyurt ve Küçükçekmece belediyeleri de Bolu Belediyesi gibi AKP'den CHP'ye geçti. DW Türkçe'nin aldığı bilgiye göre, Küçükçekmece Belediyesi Suriyeliler konusunda şimdilik bir politika değişikliğine gitmeyi düşünmüyor. Esenyurt Belediyesi yetkilileri ise yardımların kesileceği yönünde bir talimat olmadığını, Suriyelilere yönelik politikalarda gidilebilecek değişikliklerle ilgili konuşmak için henüz erken olduğunu belirtiyor.

"Salona saat 16.00'dan sonra yabancı almıyoruz”

24 yaşındaki Umut, Bolu'da bir spor salonunda çalışıyor. Burası, "yabancıların” da üye olduğu bir salon… Umut, bazı üyeler rahatsız olduğu için saat 16.00'dan sonra spor salonuna yabancı uyruklu kişilerin alınmadığını söylüyor. "Suriyeli ya da Arap yok, bizim için yabancı var. Aralarında saatlerce kalanlar olabiliyor, o zaman içerisi çok kalabalık oluyor” diyerek açıklık getirmeye çalışıyor. Umut'a göre kent genelinde Suriyelilere karşı önyargı var. En büyük sorun ise Türkçe bilmemeleri. "Buraya geldiklerinde anlaşamıyoruz” diyor.

Türkei Archiv der Stadt Bolu (DW/ Burcu Karakas)

Bolu Belediyesi yetkilileri Suriyelilere ne kadar yardım yapıldığını sorusuna “Aşevine ne zaman gitseniz oradalar” yanıtını veriyor.

Suriyeli gençler: "İnsanın iyisi de var, kötüsü de”
Bolu'daki Göç İdaresi Müdürlüğü'nün önünde rastladığımız 25 yaşındaki Ayşe, burada çalışan arkadaşını kapıda bekliyor. Konuyu öğrendiğinde, "Suriyeliler Bolu'dan defolup gitsin. Az önce bir grup buraya taksiyle geldi. Ben taksiye binemiyorum, onlar nasıl biniyor” diyor. Bugüne kadar kentteki Suriyeli kimseyle iletişim kurup kurmadığını sorduğumuzda, "Hayır” diyor.

Sohbetimiz sırasında kapıdan çıkan Necid (23) ve Necmi (27) ile konuşuyoruz. İkisi de bugüne dek herhangi bir yardım almamış. Ev arkadaşı olan Suriyeli gençler, inşaatta çalışıyor. Yeni başkan Özcan'ın sözlerinden haberdarlar mı? "Duyduk, evet. Biz saldırı ya da kötü muamele görmedik ama bazen internetten okuyoruz. Burada insanın iyisi de var, kötüsü de” diyorlar.

"Belediye yardımı yok denecek kadar az ama en çok tepki onlara”

Galatasaray Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Didem Danış, Suriyelilere insani yardım konusunda başarılı olan Türkiye'nin meseleyi geçicilik perspektifiyle ele almasının bugün sorun yarattığını dile getiriyor. Suriyeli nüfusun kalıcılaşmasıyla hükümet politikalarının kamuoyuna hakkıyla duyurulmamasının sorunun temelini oluşturduğunu söyleyen Danış, "Misafir söylemi hükümetin ve medyanın dilindeydi. Türkiye toplumu oldukça olumlu bir tavır takındı aslında ama kalıcılık meselesi olması gerektiği gibi topluma aktarılmadı. Ezberden ‘Toplum ayrımcılık yapıyor' diye damgalamak çok basit” diyor. Danış, artan ekonomik krizin faturasının en zayıf halkaya yani göçmenlere kesildiğini, bu tepkinin de en çok bütçesi kısıtlı olan, yardımların yok denecek kadar az olduğu yerel yönetimlere yansıdığını söylüyor. "Doğru bilgi aktarımı yapılmamasına ekonomik kriz de eklenince gündelik hayatta tepkilere belediyeler maruz kalıyor” diye ekliyor.

Burcu Karakaş/Bolu

© Deutsche Welle Türkçe