Suriye′deki savaşın bedelini çocuklar ödüyor | DÜNYA | DW | 14.03.2016
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Suriye'deki savaşın bedelini çocuklar ödüyor

UNICEF'in raporuna göre Suriye’de 5 yıldır devam eden savaşta en fazla bedel ödeyenler çocuklar. Raporda öldürülen, silah altına alınan ve insan hakları ihlallerine maruz kalan en az bin 500 çocuk belgeleniyor.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu UNICEF'in son raporu Suriye'deki savaşta tamamen savunmasız durumda kalan çocukların ödediği bedeli gözler önüne seriyor. Öyle ki rapora göre yalnızca okul yolunda öldürülen ya da yaralanan çocuk vakası 150'den fazla.

Deutsche Welle'ye konuşan UNICEF Almanya Genel Direktörü Christian Schneider keskin nişancıların kurşunlarıyla öldürülen ya da okulları bombalanan çocuklar olduğunu, silahlı gruplar tarafından kendilerinin olmayan bir savaşa katılmaya zorlanan çocukların sayısının da arttığını söylüyor.

Bu şekilde savaşa sürüklenenlerin arasında 7 yaşında çocuklar dahi var. UNICEF'in verilerine göre ise yalnızca 2015 yılı içerisinde en az 100 çocuk çatışmalarda öldürüldü.

5 yılın bir çocuğun yaşamı için oldukça uzun bir süre olduğunu ifade eden Schneider, “Beş yıldır devam eden Suriye savaşında toplam 3 milyon 700 bin çocuk savaşın göbeğinde dünyaya gözlerini açtı. Öyle ki bu çocuklar kaçış, korku ve sürgünden başka bir şey bilmiyorlar. Hayatları bombalar ve çatışmalar içinde geçiyor” diyor.

‘'Vaatler gerçekleştirilmeli''

UNICEF'in Suriye Acil Durum Koordinatörü Geneviève Boutin ise henüz umudunu yitirmiş değil. Boutin bize ülkelerinden kaçmak zorunda kalan çocuklarla olan görüşmelerini anlatıyor ve hepsinin ortak hayalinden bahsediyor: Bir gün ülkelerine geri dönmek, burada okula gitmek ve aileleriyle kendi memleketlerinde yaşamak. Boutin'e göre UNICEF'in görevi ise bu çocukları hem Suriye içinde hem de Suriye'ye komşu ülkelerde korumak ve eğitimlerine devam etmelerini sağlamak.

Londra'da Suriye ve bölge ülkelerine yardım için düzenlenen uluslararası donörler konferansında Suriyeli çocukların tamamının eğitim görmesine, tıbbi ve psikolojik yardım almasına olanak sağlayacak programların oluşturulması öngörülmüştü. Boutin, UNICEF'in bu etkinlikte bir milyar eurodan fazla yardım onayı almasını oldukça memnuniyetle karşılamış. Ancak ona göre bu vaadin bir sonraki en önemli adımı ödemelerin gerçekleştirilmesi. Zira şimdiye kadar bu paranın sadece 74 milyonu UNICEF'e ödenmiş. Boutin bu rakamın Suriye ve komşu ülkeler için gerekli olan meblağın yalnızca yüzde altısı olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Vaat edilen bağışların gerçek paraya dönüşmesini umut ediyoruz.”

Şu ana kadar bağış ödemelerini düzenli olarak yapan ülkeler Almanya, İsveç ve Avustralya. Berlin, söz verdiği 265 milyon euronun 70 milyonunu ödedi, bir sonraki taksit ise yolda.

‘'Felaketi beklemek anlamsız''

Almanya Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Bakanı Gerd Müller'in de boş vaatlere tahammülü yok. Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) partili Müller DW'ye verilen sözler yerine getirilmezse olacakların iki boyutu olduğundan bahsediyor. ‘‘Biz yardım etmezsek insanlar ölecek‘‘ diyen Müller, diğer yandan da bulundukları yerlerde yardım ulaştırılmayan daha fazla sayıda insanın Almanya'ya ve Avrupa'ya geleceğini ifade ediyor.

Ne var ki Suriyelilerin çoğunluğu Avrupa'ya kaçacak maddi imkanlardan yoksun. Bu nedenle Suriyeli sığınmacıların yüzde 86'sı Lübnan'ın en yoksul bölgelerinde hayatlarını devam ettiriyor.

Müller, 1 milyon 500 bin sığınmacıya ev sahipliği yapan Lübnan'ın içinde bulunduğu durumu kaldıramaması halinde yüz binlerce sığınmacının daha Avrupa'ya gelmesinin yanı sıra bölgede büyük bir siyasi kaosun baş göstereceğini söylüyor. Ona göre, harekete geçmek için bu felaketin gerçekleşmesini beklemek ise kabul edilebilir bir durum değil.

Christian Schneider da Müller'le aynı görüşte. Schneider, savaştan zarar gören bölgelerin telafisi için yeterli miktar toplanamazsa geleceğe dair bir umutları kalmayan insanların ülkelerinden kaçmaya devam edeceğini söylüyor.

UNICEF'in raporunun ismi “No place for children”, yani “Çocukların yeri yurdu yok”. Ancak endişeler haklı çıkarsa ne yazık ki raporun ismi “Kimsenin yeri yurdu yok” olarak değişebilir.

©Deutsche Welle Türkçe

Bettina Stehkämper

Reklam