Suriye′de yeni bir emirlik mi doğuyor? | DÜNYA | DW | 01.08.2016
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Suriye'de yeni bir emirlik mi doğuyor?

El Nusra Cephesi, faaliyetlerini artık Fetih el Şam Cephesi olarak sürdüreceğini açıkladı. Ortadoğu uzmanı Serhat Erkmen, DW Türkçe için kaleme aldığı analizde bu gelişmenin perde arkasını anlattı:

28 Temmuz 2016'da El Nusra Cephesi (NC) lideri Ebu Muhammed Culani kısa bir deklarasyonla NC'nin faaliyetlerinin sona erdiğini, onun yerine Fethi el Şam Cephesi'nin ilan edildiğini duyurdu. Bu haber pekçok yerde El Nusra Cephesi'nin El Kaide'den ayrıldığı şeklinde yorumlandı. Ancak, El Kaide'nin Suriye'deki iç savaşın başlamasından beri izlediği strateji bu gelişmenin sanıldığından çok daha derin ve önemli bir dönüşümü işaret ettiğini gösteriyor.

Suriye'deki çatışmalar ve El Kaide

El Kaide'nin Suriye stratejisi üç aşamada özetlenebilir: Yerleş, güçlen ve nihai hedefe ulaş. Ocak 2012'de NC ilan edildiğinde küçük bir gruptu. Etkili operasyonlar gerçekleştiren küçük gruplar olarak geçen birkaç aydan sonra ilk NC'nin yerel halkın ihtiyaçlarını karşılayabilecek istikrarlı alanlar oluşturmak ve yerel silahlı grupların desteğini almak yoluyla tabana yayıldığı görüldü.

Serhat Erkmen

Serhat Erkmen

NC, Suriye'de yerel halktan destek almayı stratejik bir öncelik olarak gördü. Bunun gerçekleşmesinde El Kaide'nin ilk evrelerinden beri içinde bulunan Suriyeli liderlerin rolü küçümsenmemeli. Fakat iki diğer faktör daha etkili oldu: Hizmetin diğer gruplarla karşılaştırıldığında çok daha etkin ve güvenilir bir şekilde dağıtıldığı yerel idareler ile disiplinli ve üstün askeri kapasite. Bu sayede NC, El Kaide'nin Suriye'de savaşmak üzere kurduğu bir kol olmanın ötesine geçti ve operasyonel hücrelerden yerel bir olguya dönüştü. Bunun sonucunda saflarına sadece yabancı savaşçılar ya da El Kaide'nin eski üyelerini değil binlerce Suriyeli'yi de katabildi.

Güçlenme evresi ise daha çok askeri araçlarla tanımlanabilir. NC, Eymen Zevahiri'nin tavsiyeleri ve yerel liderlerin etkisiyle yerel gruplarla işbirliği yapageldi. Kurduğu bazen sınırlı bir coğrafyaya özgü bazen de daha geniş çaplı cephe organizasyonlarıyla askeri kazanımlarını genişletti. Diğer grupların bazıları NC'den daha fazla adam, silah ve mühimmata sahip olsa da taktik planlama, savaş tecrübesi ve kritik durumlarda üstlenebildiği liderlik özellikleri nedeniyle özellikle Fetih Ordusu'nun belkemiği haline geldi.

Halep'in kuzeyi ile İdlib arasındaki bölgede kendilerine sürekli bir alan oluşturabilen muhalifler arasında hem siyasi olarak hem de askeri olarak ön plana çıktı. Fakat ABD'nin nokta operasyonları zaman zaman örgütü zora soktu. IŞİD'in askeri üstünlüğünü dengelemek için yerel gruplarla işbirliğini artırırken bunu siyasi alana da yansıttı. İç savaşa diplomatik ve siyasi bir çözüm bulunması konusunda yerel gruplar NC'yi değil, NC yerel grupları kendi çizgisine çekmekte daha başarılı oldu.

Yeni sürecin habercisi mi?

Fetih el Şam Cephesi'yle ilgili haberlerde yeni grubun herhangi bir dış yapı (El Kaide kastedilerek) ile bağının olmadığının altı çiziliyor. Böylece NC, El Kaide'den ayrıldı deniliyor. Fakat, olgular incelendiğinde karşılaşılan tablo daha faklıdır:

Öncelikle sürecin zamanlaması son derece dikkat çekici: Açıklama, ABD ve Rusya'nın NC'yi ortak düşman kategorisine koyup işbirliği yapacağını ilan etmesinden kısa süre sonra geldi. Öte yandan, IŞİD'in üst üste yaşadığı toprak kaybı bu örgütün yenilmesi ve dağılması halinde ortaya çıkacak boşluğun kim tarafından nasıl doldurulacağı sorusunu ortaya çıkarıyor. Yani El Kaide için Suriye'de tehdit ve fırsat aynı dönemde ince bir çizgide duruyor. Koalisyon'un saldırısıyla önce Halep'in belki de sonra da İdlib'in kaybı temel tehditken, bu süreçten az yarayla çıkılması halinde IŞİD'in dağılmasından doğan boşluğu doldurmak stratejik bir fırsat.

Fetih el Şam Cephesi'nin ilanını anlamak için Culani'nin açıklamasına odaklanmak yeterli değil. Öncelikle Culani'nin bildirisi tek başına değil El Kaide lideri Eymen Zevahiri'nin mayıs başında yayınladığı videosu ve Zevahiri'nin yardımcısı Ahmet Hasan Ebu Hayr'ın konuşması ile birlikte okunmalı. Bu üç metin arasında hem özde hem dilde birliktelik çok yoğun. Üç metnin de ortak özelliği "Şam cihadının" daha güçlü sürebilmesi için birlik çağrısı niteliğinde olmaları. Zevahiri'nin mayıs başında gerekirse NC'nin El Kaide'den ayrılabileceğini söylemesinden sonra Ebu Hayr'ın aynı sözleri tekrarı gelişmelerin habercisidir. Nitekim Culani'nin bildirisinde her ikisine de teşekkür vardır.

El Kaide'nin Suriye'de yerelleşmesi

Yeni grubun kuruluşu El Kaide'den kopuş değil, El Kaide'nin Suriye'de yerelleşebilecek düzeyde kök salma aşamasına geçmeye çalışmasıdır. Ebu Hayr'ın sözleriyle "seçkinlerin cihadından ümmetin cihadı olmaya" geçilmiştir. Bu söylem, gerilla savaşında devrimde öncünün rolünden, tabana yayılan bir cephe teşkilatına dönüşülmesi fikriyatını anımsatıyor. Yine Ebu Hayr'ın konuşmasındaki "askeri-siyasi incelememiz, sahadaki sorunlar, Şam halkının öldürülmesi..." gibi vurguların farklı sözcüklerle Culani'nin bildirisinde vücut bulması net bir stratejik ve düşünsel birliğe işaret ediyor.

Ayrıca El Kaide'nin üst düzey kadrosundan çok önemli bazı isimlerin Suriye'de bulunduğu iddiası da artık dışarıya bağlılığı gereksiz kılıyor. Bu da yerelleşme eğilimini kolaylaştıran bir diğer etken.

Yeni aşamanın geçiş aktörü

Ancak Fetih el Şam Cephesi'nin yeni bir aşamanın geçiş aktörü olacağını düşündüren en önemli iki gösterge şunlar:

El Kaide'den ayrı bir yapı kurulduğu ilan edilmesine rağmen ABD ve Rusya'nın bombardımanında bir azalma olmayacak. Zira her iki devlet de bizim için değişen birşey yok yönünde açıklamalar yaptılar bile. Böylece yerel grupların NC'ye "El Kaide'yle bağını kesersen siyaseten ve diplomatik olarak elimiz güçlenir" söylemi bir anlam ifade etmeyecek. Böylece NC'nin öteden beri ne yaparsak yapalım dertleri El Kaide değil, İslami şeriat'tır söylemi sahada güçlenecek.

İkincisi Culani'nin açıklamasında halkın ihtiyaçlarının karşılanacağı hizmetlere yapılan vurgu, bugüne kadar yapılan kamu hizmetlerinin daha ciddiye alınacağını gösteriyor. Elbette her hareketin kendi geleneği, kuralları, kurumları vb. özgün yanları var. Suriye'deki süreç de diğer cihatçı emirlik yapılanmalarının özgün süreçlerini taşıyacaktır.

Halep'teki kuşatmanın kırılması halinde ortaya çıkacak psikolojik üstünlük, sahada yeni ve geniş tabanlı bir şura konseyinin kurulmasına neden olabilir. Bu durum ise orta vadede halkın ve özellikle yerel grupların ikna edilmesi halinde yeni bir "emirlik" ile sonuçlanabilir.

© Deutsche Welle Türkçe

Serhat Erkmen

Doç. Dr. Serhat Erkmen Ahi Evran Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve 21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Ortadoğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi Başkanıdır.

Önerdiğimiz linkler

Reklam