Seçimlere günler kala ‘kayyum’ krizi | TÜRKİYE | DW | 28.10.2015
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

TÜRKİYE

Seçimlere günler kala ‘kayyum’ krizi

İpek Koza Holding bünyesindeki medya şirketlerine “Fethullah Terör Örgütü’ne yardım” suçlaması ile gerçekleştirilen baskınlar, birkaç gün sonra sandığa gidecek Türkiye’de gündemi değiştirdi.

Gülen cemaatine yakınlığı ile bilinen İpek Medya Grubu'na "kara para aklama ve terör örgütüne yardım" suçlamaları ile kayyum atanması, birkaç gün sonra genel seçimlere gidecek olan Türkiye'de yeni bir 'basın özgürlüğü krizi'ne yol açtı. Medya grubunun bağlı olduğu Koza İpek Holding, hükümetin muhalif sesleri kısmak için bu yola gittiği iddiasında bulunurken, çok sayıda basın kuruluşu da İpek Medya Grubu'na bağlı 22 şirkete el konulmasına tepki gösterdi.

CHP, MHP ve HDP de İpek Medya Grubu’na karşı düzenlenen operasyonlara tepki gösterirken, grubun merkezine ziyaret düzenleyerek destek mesajları verdiler. Başbakan Ahmet Davutoğlu ise, katıldığı bir tv programında konuya ilişkin soru üzerine, şu anda yürütülen bir soruşturma olduğuna işaret etti ve herkesin soruşturma sonucunu beklemesi gerektiğini vurguladı.

TV binasında arbede yaşandı

Bünyesinde Kanaltürk TV, Bugün ve Millet gazetelerini barındıran İpek Medya Grubu’na hem İstanbul, hem de Ankara’da gerçekleştirilen polis baskını ve TV yayınlarının resmi görevlilerce durdurulmak istenmesine dair görüntüler, dünyadan da tepki topladı. Konuya ilişkin bir açıklama yapan ABD Ankara Büyükelçiliği, "Vatandaşların erişebildiği bakış açılarının çeşitliliğinin özellikle de bir seçimden önce azalması, kaygı verici bir durumdur" ifadesini kullandı. Öte yandan kayyum atanması kararını protesto eden yüzlerce kişi de dünden beri holding binası önünde eylem yapıyor. Polis eyleme yer yer biber gazı ile müdahale etti.

“Binamızda sıkıyönetim var”

Sabah saatlerinde polisin kapılarını kırarak giriş yaptığı İpek Medya Grubu'na bağlı Bugün TV'nin Genel Yayın Yönetmeni Tarık Toros, yaptığı açıklamada, "Atanan kayyumlar Sabah-ATV grubundan. ATV’den bir cihaz getirmişler. O cihazla, havuz medyası yayınını yapma girişiminde oldukları haberini aldık. Saniyelerle yarışıyoruz" dedi. "Şu an binamızda sıkıyönetim var" diyerek diğer basın kuruluşlarını ve stk’ları kendilerine destek olmaya çağıran Toros, öğlen itibariyle başlayan resmi tatili hatırlatarak, "Resmi tatil başladı, kayyum kararı ticaret sicil gazetesinde yayımlanmadı. Şu anda kayyum heyetinin binamızı terk etmesi icap ediyor " diye konuştu. Toros, Kanaltürk ve Bugün TV’nin yayınlarının durdurulması tehlikesine işaret etti.

“Halkın haber alma özgürlüğüne darbe”

1 Kasım genel seçimlerine birkaç gün kala yaşanan İpek Koza Holding operasyonu, Türkiye’de birçok adli ve mali operasyonun yolunu açan İç Güvenlik Paketi’ni de tekrar tartışmaya açtı. DW Türkçe Servisi’ne konuşan uzmanlar, basın yayın kurumlarına yapılan bu tür baskınların ve halkın haber alma özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik uygulamaların hukuka aykırı olduğu görüşünde birleşiyor. Avukat Turgut Kazan, 12 Eylül 2010’daki anayasa değişikliği referandumundan sonra Türkiye’nin ‘hukukla ilgisi olmayan bir ülke’ haline geldiğini öne sürdü. AKP-Gülen ilişkisinin 17-25 Aralık operasyonları sonrasında bitmesinin ardından, hükümetin bu cenaha yönelik baskılarında hukuk ilkelerini hiçe saydığını ifade eden Kazan, “Bu dönemde yapılan herşey hukuk dışı bir sürecin örnekleridir. Şu anda başsavcılıklar da suç ceza hakimleri de Saray’a bağlı çalışıyorlar. Bu nedenle İpek Koza baskını hukuki mi değil mi diye tartışmak anlamsız” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan aleyhine yayın yapan, fikir beyan eden tüm holding, kuruluş veya şirketin bundan sonra tehdit altında olduğuna işaret eden Kazan, “Bundan sonra başka holdinglerin de bu tür el koyma, kayyum atama gibi yöntemlere maruz kalabileceğini düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.

“Soruşturma hızla sonuçlandırılmalı”

Avukat Fikret İlkiz ise, İpek Koza’ya kayyum atanması işleminin bir ‘el koyma’ işlemi olarak görülemeyeceğini belirtti. Devam eden bir soruşturma çerçevesinde başsavcılığın yasal yetkisini kullanarak ‘suçla bağlantılı gördüğü’ şirkete kayyum atanması talebinde bulunduğunu ve ilgili mahkemenin de bu talebi yerinde bulduğunu dile getiren İlkiz, “Basın yayın kuruluşları tarafıyla baktığımızda, bu soruşturmanın bir an önce sonuçlandırılması gerekiyor. En kısa sürede bir iddianame hazırlanmalı ve kayyum atanmasının gerekçeleri ortaya konulmalı” dedi. Dosyada gizlilik kararı olması nedeniyle verilen kararların gerekçelerine ulaşamadıklarını dile getiren İlkiz, “Başsavcılık kuvvetli bir delil görmüş olmalı. Ama basın yayın organları kayyum ile yönetilemez. Haber alma hakkının zarar görmemesi için süreç hızlandırılmalı” diye konuştu. Kayyumun o şirketteki çalışanların hak ve hukukunu korumak için atanması gerektiğine işaret eden Fikret İlkiz, “Ancak burada gördüğümüz tablo bu değil gibi. Yayınların durdurulması veya yayınlara müdahale edilmesi kabul edilemez. Bu haliyle anayasaya aykırılık teşkil eden bir uygulama” değerlendirmesinde bulundu.

Yaşanan operasyonların İç Güvenlik Paketi’nin temelindeki hukuksuzluk olduğuna işaret eden Avukat İzzet Otru ise, “Kamu düzenini sağlama gerekçesi ile yasalaştırılan paket, muhalefeti dizayn etme aracına dönüşmüş durumda. Yasal ama hukuki olmayan bir uygulamalar silsilesi var” dedi.

© Deutsche Welle Türkçe

Aram Ekin Duran / İstanbul

Önerdiğimiz linkler

Reklam