Renkli yumurtaların sırrı | YAŞAM | DW | 18.04.2014
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Renkli yumurtaların sırrı

Hrıstiyanların her yıl kutladığı Paskalya yortusu, rengarenk boyanıp saklanan yumurtalardan 'paskalya kuzusu'na ilgi çekici ayrıntılar içeriyor.

Paskalya, Hıristiyanlık dünyasının en önemli dini yortusudur. En bilinen simgeleri ve gelenekleri ekseriyetle dini geçmişe dayanır. Pagan gelenekleri içerisinde de kökleri olan Paskalya yumurtası, tavşanı ve kuzusu asırlardır toplum içerisinde kendine özgü bir yer edindi. Paskalya’da Hz. İsa’nın dirilişinin kutlandığını çoğu bilmez.

Katolik Kilisesi Hz. İsa’nın çarmıha gerilmeden önce Havarileriyle birlikte yediği son akşam yemeğini bu günde anıyor. Akşam yemeğinde Hz. İsa ve Havarileri ekmek yiyip şarap içmişti. Bu ritüel daha sonra Hıristiyanlığın başlıca ibadetlerinden biri oldu. Hz. İsa’nın son akşam yemeği birçok sanat eseri ve ilahi ile de ölümsüzleştirildi.

Sıkı oruç günü

Kutsal Cuma, Hıristiyanların Hz.İsa’nın çarmıha gerilişini andıkları gün. Bazı toplumlarda dini kortejler düzenlenerek Hz. İsa’nın çarmıha gerilişi canlandırılır. Kutsal Cuma, Katolik kilisesi için sıkı oruç günü. Dini gelenek olarak Cuma günleri et yenmemesinin geçmişi Kutsal Cuma’ya dayanır.

Renkli yumurtalar Paskalya’nın vazgeçilmezidir. Pazar günü çocuklar, büyüklerin sakladıkları yumurtaları ararlar. Yumurta, Hıristiyanlıkta dirilişi sembolize eder. Kilise Ortaçağ’da oruç sırasında yumurta ve et yenmesini yasaklamıştı. Yumurtalar haşlandıktan sonra boyanıp hediye edilirdi.

Tavşanın Paskalya yumurtası getirmesi biyolojik olarak mümkün değil. Ama o da bu mevsime ait ve baharın habercisi olarak kabul ediliyor. Çok üredikleri için eskiden beri bereketin sembolü olarak kabul ediliyor. Geçmiş yüzyıllarda hediyeleri horoz ve leylekler de getirirdi. Bugün renkli yumurtaları ve şekerlemeleri tavşan getiriyor.

Kuzu neyi simgeliyor?

Paskalya kuzusunun geçmişi Yahudi ritüeli olan Hamursuz Yortusu’nda kuzu kesilmesine kadar uzanır. Kuzu figürü İsraillilerin Mısır’dan göçünü anlatır. Yahudiler ölüm meleği kendilerine dokunmasın diye kapılarını kuzu kanıyla işaretlemişlerdi. Hıristiyanlıkta ise kuzu Hz.İsa’nın masum olduğu halde acı çekmesini simgeler. Kek şeklindeki kuzu sadece temanın bir çeşitlemesi sayılır.

Başlangıçta Paskalya mumu, Paskalya gecesinin kilise ayinlerinde yakılırdı. Işık, Hz. İsa’nın dirilişi ile Hıristiyanların aydınlanmasını simgeliyor. Mum ışığı ayrıca ölümü yenip dirilen İsa’yı sembolize eder. Paskalya mumu ile diğer mumlar da tutuşturulur. Böylelikle aydınlanma sembolik olarak aktarılmış olur.

Paskalya ateşi, Cermen gelenekleri içerisinde de yer alıyordu. Alevlerin insanları kışın yoksulluğundan, kötü ruhlardan koruyacağına inanılırdı. Ayrıca ateş ışığının şans getirdiğine inanılır. Bugün aileler ve küçük topluluklar bir araya gelip Paskalya ateşiyle, Paskalya’yı kutluyor.

Kutsal Pazar günü kilise çanları yüksek sesle çalarak dirilişi müjdeler. Katolik kiliseleri Kutsal Perşembe’de sessizliğe gömülürken, çocuklar tahta zırıltılarla sokakları dolaşıp inananları dua etmeye ve kiliseye ibadete çağırır.


Paskalya suyu alma geleneği neredeyse kalmadı. Kutsal Pazar’dan önceki gece, genç kadınlar bir nehir kenarına gidip su alırlar. Paskalya suyu yaşamı simgeler. Kadınlar su almaya gidip gelirken sessiz kalırlarsa güzellik ve doğurganlıklarının kalıcı olacağına inanılır. Doğu Almanya’daki Slav azınlık Sorblar bu geleneği hala yaşatıyor.

Yumurtası kırılmayan kazanır

Almanya’nın değişik bölgelerinde Paskalya kahvaltısında Paskalya yumurtalarını tokuşturmak sevilen bir oyun. Özellikle Bavyera ve Ren Bölgesi’nde. Bunun dini bir gelenek olmadığını anlamak zor olmasa gerek.

Paskalya yemeğinden sonra yapılan yürüyüş de bir gelenektir. Paskalya gezintisi uzun kışın ardından bütün güzelliğiyle gelen baharı karşılamak anlamına gelir. Goethe, Faust adlı ünlü eserinde bu geleneği ölümsüzleştirdi. Günümüzde kilise cemaatleri ve dernekler geleneksel Paskalya gezileri tertipler.

Almanya’daki ilk Paskalya yürüyüşü 1960’da yapıldı. Daha sonra gelenek haline gelen yürüyüşlerde önce Soğuk Savaş Almanya’sının silahlanma planları protesto edilmişti. Günümüzün yürüyüşleri daha ziyade barış ve çevre koruma gösterisi şeklinde geçiyor.

© Deutsche Welle Türkçe

DW/GB/UÇ/AG/NH

Önerdiğimiz linkler

Reklam