1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Referanduma Türkiye'deki Kürtler ne diyor?

29 Eylül 2017

Kuzey Irak'taki bağımsızlık referandumu sonrası Türkiye tutumunu sertleştirdi. DW Türkçe, Türkiye'deki Kürtlerin oylamaya bakışını ve hükümetin tutumuna tepkilerini mercek altına aldı.

https://p.dw.com/p/2kwDC
Irak Kurden feiern Referendum
Fotoğraf: Reuters/A. Jadallah

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nde (IKBY) pazartesi günü düzenlenen ve yüzde 93 oranında "evet" oyu çıkan tartışmalı referandumun ardından Türkiye ile Kuzey Irak yönetimi arasında tansiyon yükseldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan referandumun ardından, "Ekonomik yaptırımlardan, askeri seçeneklere kadar tüm ihtimaller şu anda masadadır. Hava sahaları, kara hepsi masadadır" açıklamasını yaparken, ilk adım olarak Türk Dışişleri Bakanlığı Erbil'e uçuşların askıya alınacağını açıkladı.

Güneydoğu'da kaygılı sevinç

Referanduma giden süreç Türkiyeli Kürtler tarafından karışık hislerle takip edilmişti. Ancak sandıktan çıkan bağımsızlık kararı Güneydoğu'da genel hatlarıyla olumlu karşılandı. Sonucun netleşmesinden sonra OHAL koşullarına rağmen kimi yerlerde kutlamalar yapıldı.

Uzun yıllardır bölgede yerleşik bir şekilde serbest gazetecilik yapan ve aynı zamanda Al-Monitor yazarlarından Mahmut Bozarslan, tanık olduğu kutlamalara katılanların aynı zamanda kaygılı olduklarını dile getirdirdi.

Güneydoğu'nun nabzını değerlendiren Bozarslan, Türkiye'ye ek olarak, diğer komşu devletlerin referanduma karşı takındığı tavrın ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dile getirdiği ekonomik yaptırımların bölgede kaygı yarattığını kaydetti.

Gazeteci, çıkan sonucu "Kürtlere özgüven geldi … Son iki yılda çatışmalar, baskılar ve ölümler nedeniyle zor günler yaşayan Türkiye Kürtleri için moral oldu" şeklinde değerlendirdi.

"Irak'la ilgili bir mesele"

Kimi gözlemciler ise meselenin sadece Irak'ı ilgilendirdiği ve Türkiye'deki Kürtlerin geleceğiyle ilgili doğrudan bir etkisi olmayacağı görüşünde. Adalet ve Kalkınma Partisi'nde (AKP) bir dönem milletvekilliği yapmış ve akamete uğramış "çözüm süreci" döneminde "Akil İnsanlar Heyeti"nde yer almış Abdurrahman Kurt bu isimlerden biri.

Bugün "Kürdistan" denilen bölgenin tarihsel olarak ifade ettiğinden farklı bir noktaya ulaştığını kaydeden Kurt, DW Türkçe'ye yaptığı değerlendirmede Kürtlerin Türkiye'deki şartlarının, bölgedeki şartlardan daha iyi olduğuna dikkat çekti.

Ancak AKP eski milletvekili, bunun Türkiyeli Kürtlerin kimlik ve kültürel haklarına ve toplumsal hayata eşit katılımına ilişkin taleplerinin olmadığı anlamına gelmediğinin altını çizdi.

Irak Kurden stimmen über Unabhängigkeit ab
Kuzey Irak'taki referandum bölgede tansiyonu yükselttiFotoğraf: Getty Images/S. Hamed

Tartışmalı referandum

Referandum öncesinde Kuzey Irak tarafında takvime dair belirsizlikler ve son günlere kadar Irak merkezî yönetimi ile IKBY'nin attığı karşılıklı adımlar, oylamanın gerçekten yapılıp yapılmayacağı konusunda soru işaretleri oluşturmuştu.

Bu soru işaretlerinin ve referandum çağrısının bölge ülkelerindeki Kürtler arasında, karşı karşıya oldukları ihtilaflar ve bölünmeler dolayısıyla tartışma yaratmış olduğunu teslim eden Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekili Ertuğrul Kürkçü ise bu tartışmaların referandum sonrasında sonlandığı görüşünde.

Oylama sonucunu DW Türkçe'ye değerlendiren Kürkçü, hem bölge devletlerinin hem de uluslararası güçlerin aldığı tavır karşısında Kürtlerin ortak bir ülküde birleştiklerini kaydetti. HDP'li vekil bu birleşmeyi, "Bir kere iş sözden eyleme dönüşmeye başlayınca, Kürtler varlık ve kimliklerini, ve tarihi talep ve iddialarını ortaya koymak için bir arada durmaları gerektiğine karar verdiler" sözleriyle ifade etti.

Sadece Iraklı değil, bölgedeki tüm Kürtlerin bu referandum ile bir irade beyanında bulunduğunu belirten Kürkçü, kararı, bir statü sahibi olarak yaşamak istediklerini açığa vurmaları olarak değerlendirdi. HDP'nin referandum öncesi yaptığı yazılı açıklamada, "Referandum kararı, halkların iradesine başvurularak çözümü aranan bütün hak arayışları gibi demokratiktir, halkın kendi kaderini tayin etmesi açısından ve tarihsel olarak meşrudur" denilmişti.

Kurt: Kürdistan'ın reelpolitik karşılığı yok

Bölgedeki dört ülkede yaşayan yaklaşık 30 milyon Kürtün yaklaşık yarısı Türkiye'de ve onların da büyük bir kısmı ülkenin batısında ikamet ediyor.

Eski AKP'li Abdurrahman Kurt, yaşadıkları tüm zorluklara rağmen Türkiye'deki Kürtlerin Türkiye'de yaşamayı tercih ederek bir anlamda IKBY'deki referandumun bir benzerini tarihsel bir süreçte yaptıkları görüşünde.

Bu doğrultuda Kurt, Türkiye'deki Kürtlerin referandum sonucundan kendilerine pay çıkarmasına mesafeli yaklaşırken, "Sosyolojik Kürdistan’la tarihsel resimlerdeki Kürdistan’ın artık değiştiği gerçeğini göz önünde bulundurmak zorundayız" şeklinde konuştu.

Kurt'a göre hayal edilen Kürdistan'ın reelpolitik açısından bir karşılığı bulunmuyor ve Türkiye’de yaşayan Kürtlerle, Irak, Suriye ve İran'dakiler sosyolojik ve tarihsel açıdan birbirleriyle benzeşmiyor.

Türkiye'deki Kürtlerin yaşadığı koşullara HDP'li Ertuğrul Kürkçü de dikkat çekti ve referandum kararının simgesel bir talep olarak kalmasına vurgu yaptı. Kürkçü, "Türkiye'deki Kürtlerin Türkiye siyaseti ve Türkiye toplumu içerisinde durumları Irak’takinden farklı, Suriye'dekilerin daha farklı" değerlendirmesinde bulundu.

Kürtler sokaklarda kutladı

Kim kazanır, kim kaybeder?

Referanduma giden yolda bölge ülkelerinde yaşanan gelişmeler ile Irak ve Suriye'deki istikrarsızlığın yarattığı güvensizlik ortamı bölgedeki siyasi dengeleri de değiştirdi.

Türkiye cephesini değerlendiren gözlemciler arasında, IKBY Başkanı Mesud Barzani'nin attığı adımlara hükümet tarafından verilen yanıtların önümüzdeki süreci en çok etkileyecek unsur olacağı görüşü hakim.

Mahmut Bozarslan dengelerdeki bu altüst olma durumunu Barzani algısının Türkiyeli Kürtler açısından değişimi üzerinden örneklendirdi. Gazeteci, bölgede bugüne kadar Barzani'nin partisi KDP'yi AKP ile bir görme algısının olduğunu ve referandum sonucunda KDP liderinin Türkiye Kürtleri arasındaki olumsuz imajının değiştiğini kaydetti.

Gerçekten de geçen bir yılda Irak-Türkiye ilişkilerinde büyük değişiklikler meydana geldi. Erdoğan'ın Irak Başbakanı Haydar el İbadi için kullandığı "Benim seviyemde değilsin” ifadesinden gelinen noktada Türkiye ve Irak merkezî hükümetinin birlikleri Habur-Silopi arasında ortak bir tatbikat düzenledi ve iki ülkenin bayrakları beraber dalgalandı.

Keza Türk hükümeti, IKBY petrolünün dünya pazarına ulaştırılmasında bir dönem Irak merkezî hükümetini muhatap almayarak Barzani ile anlaşırken, referandum sonrası IKBY aralarında askeri ve ekonomik önlemlerin de bulunduğu bir yaptırım ihtimali ile karşı karşıya kaldı.

Kürkçü, bu tip politika değişikliklerinin ve Türkiye'nin IKBY'ye yönelik olarak yapacağı müdahalelerin kaçınılmaz olarak Kürtlerle Türkiye devleti arasındaki ilişkilerde kötüleşmeye yol açacağını savundu.

HDP'li vekil, "Özellikle bir askeri müdahale söz konusu olursa, Türkiye Kürtleriyle Türkiye Cumhuriyeti arasındaki gönül bağı, eğer hâlâ kopmamışsa, kopmaya uğrayacaktır ve Türkiye'deki durumu da daha kompleks ve kaotik bir hale getirecektir" ifadesini kullandı.

Eski AKP'li Abdurrahman Kurt da benzer bir tehlikeye dikkat çekmekle beraber, Türkiye'nin son gelişmeleri doğru kullanması durumunda bundan herkesin fayda sağlayacağı görüşünde.

Kurt, "Ben Türklerle Kürtlerin birlikte Türkiye’yi büyüteceğini düşünenlerdenim. Orada bir bağımsız Irak Kürdistanı Türkiye'yi küçültmez, aksine büyütür, çünkü hinterlandına dahildir" ifadesini kullandı ve sözlerini şu şekilde noktaladı:

"Avrupa Birliği Türkiye için ne ise bugün Türkiye de Irak Kürdistanı için aynı şeydir. Yani çekim merkezi Türkiye’dir, ama korkular tersten işletiliyor."

© Deutsche Welle Türkçe

Çağrı Özdemir