PKK saldırılarının üç aşaması | TÜRKİYE | DW | 11.07.2016
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

TÜRKİYE

PKK saldırılarının üç aşaması

Terör uzmanı Serhat Erkmen, çözüm sürecinin sona ermesinin ardından PKK ile yeniden başlayan çatışmaların bir yılını mercek altına aldı.

Son dönemde Türkiye'de terör eylemlerinde büyük bir artış yaşandı. Bu eylemlerin bir kısmı IŞİD'den kaynaklansa da hala çok önemli bir kısmı PKK tarafından gerçekleştiriliyor. Nisan ayı ortalarından itibaren il ve ilçe merkezlerinden yeniden kırsal alanlara kaymaya başlayan terör eylemlerinde gözle görülür bir tırmanma var. Bu tırmanmanın ne anlama geldiğini anlamak için son 1 yılda yaşanılan sürecin kategorik bir biçimde ele alınması faydalı olabilir.

Ortadoğu uzmanı Serhat Erkmen.

Ortadoğu uzmanı Serhat Erkmen.

PKK ile mücadelede üç dönem

Çözüm Süreci boyunca siyasi analizlerden arınmış güvenlik merkezli değerlendirmelerin tek bir ortak noktası vardı: Eğer çatışma dönemi yeniden başlarsa yeni dönemin öncekilerden çok daha sert ve kanlı geçeceği. Bu düşünce temelde şu olgulara dayandırılıyordu: PKK, Türkiye içindeki kırsal alanlardaki üslenmesini tahkim etmişti; büyük şehirler ile kalkışma planladığı il ve ilçelere büyük miktarda patlayıcı ve silah sokmuştu, ve örgüt Irak ve Suriye'deki çatışmalardan yeni ve son derece etkili taktik kazanımlar elde etmişti.

Nedenleri bir başka yerde tartışılabilecek bir biçimde Çözüm Süreci sona erdi ve tam bir yıl önce bugün 11 Temmuz 2015'te PKK çatışmasızlık durumunu sona erdirdiğini açıkladı. Bu tarihten sonra PKK ile güvenlik güçleri arasında son derece yoğun bir çatışma dönemi başladı. Ancak bu süreç hep aynı biçimde ilerlemedi. Son 1 yılda yaşanan çatışmaları kendi içinde üç dönemde incelemek yanlış olmayacaktır.

Temmuz-Aralık 2015: Kırsalda terör

İlk dönem kabaca çatışmasızlığın sona erdiğinin ilan edilmesinden bazı vilayetlerde başlatılan meskun mahal ayaklanmasına kadar geçen Temmuz-Aralık 2015 arasındaki dönemdir. Bu süre zarfında Temmuz sonundan başlayan Ağustos ve Eylül aylarında yoğunlaşan kırsal alanda terörle mücadele dönemi yaşandı. Bu dönemi önceki benzerlerinden farklı kılan PKK'nın Irak ve Suriye'de yaygın olarak kullanılan ve tahrip gücü artırılan el yapımı patlayıcılar ile güvenlik güçlerine daha yoğun saldırılar düzenlemesi oldu.

Öldürücülüğü artan bu tip eylemler o dönemde Türkiye'nin terörle mücadele gündeminin asli unsurunu oluşturuyordu. Buna karşılık, Türk güvenlik güçleri bir yandan kırsal alanda üstünlüğü sağlamaya çalışırken diğer yandan bir sonraki evreyi öngörerek PKK'nın kırsaldaki yapılanması ile ayaklanma potansiyeli yüksek yerler arasındaki bağlantıyı kesmeye odaklanmıştı. Güvenlik güçleri bu stratejinin meyvelerini şehirlerde çatışma başlayınca toplamaya başladı. PKK, çekilmek zorunda kaldığı şehirlere tekrar dönmek istediğinde dönemediyse bu stratejinin oynadığı rolü küçümsememek lazım.

Türk güvenlik güçleri Cizre'de operasyon sırasında.

Türk güvenlik güçleri Cizre'de operasyon sırasında.

Aralık 2015-Mayıs 2016: Kıra dayalı şehir terörü

Kasım sonundan itibaren çatışma sahası PKK'nın ayaklanma stratejisini hayata geçirdiği il ve ilçe merkezlerinde odaklandı. PKK bu dönemde Duran Kalkan'ın 2012 yılında ilan ettiği "Kıra Dayalı Şehir Gerillacılığı" stratejisi çerçevesinde çatışmayı meskun mahallere yayma çabasını tamamlamıştı. Fakat 35 civarında il, ilçe veya kasabada hayata geçirilmesi planlanan bu strateji PKK'nın beklediği kadar yayılmadı. Güvenlik güçleri açısından da hayli zorlu geçen bu süreçte PKK hedeflediği her yerde ayaklanma stratejisini uygulayamasa da TAK aracılığıyla Aralık 2015'in sonundan itibaren terör eylemlerini büyük şehirlere de yaydı.

Bu süre zarfında Sabiha Gökçen Havaalanı'na yönelik saldırı ile başlayan daha sonra Ankara, İstanbul ve Bursa gibi şehirlerde devam eden bir dizi terör eylemi gerçekleştirdi. Ancak, Nusaybin'deki operasyonların tamamlanmasıyla uzun süren, son derece şiddetli ve güvenlik güçlerinin de ağır kayıplar verdiği bu dönem bir ölçüde sona erdi. Nisan ayının son aylarından itibaren PKK'nın eylemlerini yeniden güçlü bir biçimde kırsal alanlara taşımaya başladığı görüldü. Bu süre zarfında Türkiye'de uzun süreden beri faaliyet gösteren çeşitli sol örgütlerle ortak bir cephe kurarak hem "meşruiyet" alanını hem de etkinlik coğrafyasını genişletmeye çalıştı. Ancak Aralık 2015-Mayıs 2016 döneminin gösterdiği en önemli olgu. PKK'nın yeni stratejisini hayata geçirmede başarısız olduğuydu.

Kırsala dönüş

İçinde bulunduğumuz dönem ise Haziran ayından itibaren daha netleşen ancak Nisan sonlarından itibaren gelişini hissettiren bazı özellikler taşıyor. Nitelik itibarıyla ilk döneme biraz daha benzemiyor değil. PKK yeniden kırsal alana yoğunlaşmış durumda. Büyük karakollara yönelik ses getirecek eylemler yapamıyor. Ama çeşitli askeri noktalar ile ulaşım hatlarında can kaybına neden olan saldırılar gerçekleştiriyor.

Bu süreçte zaman zaman büyük şehirlerde de büyük çaplı terör eylemlerinin yaşanması ihtimali yüksek. Aslında geçmişten beri PKK terör örgütünün eylemlerini izleyenler için bu süreç tanıdık geliyor. Buna karşılık, güvenlik güçlerinin yanıtı ise yeniden alan hakimiyeti sağlayabilmek için örgütün kırsaldaki güçlü noktalarını ortadan kaldırmak olacak gibi görünüyor. İşte bu süreç neredeyse her gün, bazen günde birkaç kez Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan terör eylemi haberi gelmesine neden oluyor.

Terör saldırıları daha da artabilir

Öncelikle şunun altını çizmek lazım. Son bir yılda yaşadığımız sürecin ilk evresi aslında ikinci evreye hazırlık aşamasıydı. Bu nedenle bir kazananı ya da kaybedeni yoktu. İkinci aşamada ise PKK kaybetti. Bu Türkiye için ağır bir maliyet yarattı ama PKK geniş bir coğrafi alanda şehir merkezlerinde ayaklanma çıkarma stratejisinde başarılı olabilseydi; bunun sadece askeri değil siyasi maliyeti de çok ağır olurdu. İçinde bulunduğumuz evre henüz olgunlaşmadı. Yaz aylarında PKK'nın saldırılarını 2015 yazına göre daha üst seviyeye taşımasını beklemek yanlış olmaz. Bu nedenle önümüzdeki haftalarda terör eylemlerinde artış yaşanabilir.

Şu aşamada PKK'nin terör eylemlerini bitirmesi pek olası görünmüyor. Hem bölgesel hem de örgütsel dinamikleri PKK'nın eylemlerini sürdürmesini olanaklı kılıyor. Üstelik, ne Çözüm Süreci'nin sona ermesini ne de PKK'nın terör eylemlerini yeniden başlatmasını sadece Türkiye'nin iç dinamikleriyle açıklamak mümkün. Baştan itibaren tüm bu süreç Suriye'deki gelişmelerle yakından ilişkiliydi. Dolayısıyla Suriye'de kökten bir değişiklik olmadıkça çatışmasızlık sürecine tamamen dönmek de mümkün görünmüyor.

Serhat Erkmen

Önerdiğimiz linkler

Reklam