Penceresinden 20 yıldır Manhattan′ı fotoğraflıyor | YAŞAM | DW | 10.09.2016
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Penceresinden 20 yıldır Manhattan'ı fotoğraflıyor

Reiner Leist, 20 yıldır Manhattan'daki dairesinin penceresinden fotoğraf makinesiyle her gün bir fotoğraf çekti. "Pencere" adını verdiği projesinde araya 11 Eylül saldırıları da girdi. Leist, DW'nin sorularını yanıtladı.

Alman fotoğrafçı Reiner Leist New York'u Midtown'daki evinin penceresinden fotoğraflamaya 1995 yılında başladı. "Pencere" (Window) adını verdiği projesine ve New York'a bundan 6 yıl sonra bir terör saldırısının damgasını vuracağını tahmin edemezdi.

"Pencere" fotoğraf sergisi 9 Eylül – 10 Ekim 2016 tarihleri arasında Münih'teki Walter Storms Galerisi'nde gezilebilecek. Proje, 9 Eylül'de de bir kitap olarak piyasaya çıkıyor.

DW: 11 Eylül 2001 tarihinde neredeydiniz?

Reiner Leist: 11 Eylül 2001'de Massachusetts eyaletinin Cambridge kentindeydim. 2000 – 2003 yılları arasında Massachusetts Institute of Technology'de ders verdim. O güne dair hatırladığım, koridor ve asansörlerde geçici olarak kurulan siyah-beyaz ekranlı televizyonlar. O gün şehirde olmadığımdan medya aracılığıyla her şeyden haberdar oldum.

DW: Manhattan'i "Pencere" projesiyle 1995 yılından itibaren görüntülemeye başladınız. Manhattan 11 Eylül'den önce nasıldı?

Reiner Leist: Oturduğum daire Midtown'da, Madison Square Garden'in hemen yanı başında, Port Authority ile Penn Station arasında. Muhteşem bir Downtown (şehir merkezi) manzarası var.

Reiner Leist Porträt

Reiner Leist

DW: Manhattan o zamanlar nasıldı? Sizi kente çeken ne oldu?

Reiner Leist: 1990'lı yılların ilk yılları fırsatlar yılıydı. Her şeyi yapabileceğiniz duygusu hâkimdi. Değişim ve masrafı karşılanabilir mekânlar söz konusu olduğundan Berlin'den pek bir farkı yoktu. Kentte insanların okuduğu kitapların yazıldığı, izlediği filmlerin çekildiği, ilgi çeken insanların bulunduğu izlenimine sahiptiniz.

New York'a 6 -7 yıl boyunca yaşadığım Güney Afrika'dan taşınmıştım. Bu ülkede dramatik toplumsal değişiklikler yaşanmıştı. Ancak New York'la kıyaslandığında Cape Town adeta bir köy kalıyor. Benim için New York saygı talep eden bir kent. 1980'li yıllarda üniversiteleri ziyaretimde bu kent için henüz gereken olgunluğa sahip olmadığım duygusuna kapılmıştım. O tarihlerde taşınmayıp tercihimi Güney Afrika'dan yana yaptığım için memnunum.

DW: 12 Eylül 2001 tarihli "Pencere" fotoğrafınız tanınıyor. Demek ki saldırıdan hemen sonra evinize döndünüz. New York'u saldırı sonrasında nasıl buldunuz?
Reiner Leist: Uyurgezer gibiydim. Bunu fotoğrafta da görmek mümkün. Kamerayı doğru odaklayamadığımdan fotoğraf da epey bulanık çıktı. Olay yerine gidebilirdim. Ama fiziksel olarak birkaç gün boyunca toparlanamadım. Ne mantıklı düşünce ne de kavrayabilme söz konusuydu, yalnızca hayretler içindeydim.

DW: Fotoğraf projeniz sizin açınızdan saldırıları işleyebilme yolu mu oldu?

Reiner Leist: Bir anlamda evet. Kriz zamanlarında sıradan işler anlam kazanabiliyor. Normal haller değerli oluyor. Her zaman yapılanın yapılması, kişiye kim olduğunu hatırlatıyor. Benim için de fotoğraf rutini böyle bir şey oldu.

DW: Neden eski bir körüklü fotoğraf makinesini tercih ettiniz? Çalışan bir kamerayı nereden buldunuz?

Reiner Leist: Afrika'da kullanılmış eşya satan bir dükkanda bir tane buldum. İki kamera var. Biri 1890'lı yılların Londrasından kalma, diğeri ise 1920 ABD ürünü. Bunu Amerika'da asıl sahibinin oğlundan satın aldım. Bunlar benim için önemliydi, zira zaman aralığını görselleştirmeye bağlamak istiyordum. Fotoğraflara bakıldığında bir ikilem gözlenebilir. Çok eskiye ait bir fotoğrafa benzemesine rağmen geçen yıldan da bir şey bulabiliyorsunuz. Bu onu son derece çağdaş yapıyor. İşte bu gerilimi aradım.

DW: "Pencere" projesine devam ediyorsunuz. New York'un 2001'den bu yana değişimini yalnızca dairenizin penceresinden bakarak nasıl tanımlardınız?

Reiner Leist: Çelişki kelimesini kullanırdım. "Pencere" projesi kentin portresi olarak da görülebilir. 20 yıl boyunca sizin portrenizi çektiğimde değişmeyen bir şey var. Siz, siz olarak kalmaya devam ediyorsunuz. Diğer yandan yaşlandığınız için değişiyorsunuz. Daha farklı görüneceksiniz. Bence bu Manhattan için de geçerli. Birçok yeni bina ve mimari değişiklikler görüyorum. Ama temel hatlar yine özgün halini koruyor.

DW: 20 yılı aşkın bir süredir New York'ta yaşıyorsunuz. "Pencere"de dışarıdan bakan birinin perspektifini mi sunuyorsunuz yoksa aradan geçen süre içinde bir New York'lu mu oldunuz?

Reiner Leist: Umarım bu ikisinin arasında bir yerdeyimdir. Bakış açınızı ele alın. Bir şeye çok yakından baktığınızda görüntü de bozulacaktır. Çok uzakta olduğunuzda da aynısı geçerli. Almanya ile ABD arasında gidip geliyor, bir yandan mesafe bırakırken diğer yandan da yakınlaşıyorum.

Alman fotoğrafçı Reiner Leist 1964 yılında dünyaya geldi. 1994'ten bu yana Manhattan'da yaşıyor. Münih, Cape Town ve New York'ta fotoğrafçılık ve görsel sanatlar eğitimi aldı. Eserleri uzun bir zamana yayılıyor. İnsan-toplum ilişkisini irdeliyor. "Pencere" projesine 1995'te başladı. Dairesinin penceresinden körüklü fotoğraf makinesiyle her gün bir fotoğraf çekti. Bu fotoğrafları iki kez kitap olarak yayımladı. Üçüncü kitabı 9 Eylül'de piyasaya çıkıyor. "Pencere" fotoğraf sergisi 9 Eylül – 10 Ekim 2016 tarihleri arasında Münih'teki Walter Storms Galerisi'nde gezilebilecek.

© Deutsche Welle Türkçe

Söyleşi: Kate Müser

Reklam