Organ bağışında İspanya′nın sırrı | YAŞAM | DW | 15.07.2008
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

YAŞAM

Organ bağışında İspanya'nın sırrı

20 yıl öncesine kadar organ bağışında geride kalan ülkeler arasında yer alan İspanya, son yıllarda dünyanın en fazla organ bağışlanan ülkelerinden biri haline geldi. Bunda organ nakil merkezinin payı büyük.

default

İspanya'da organ nakil merkezi sayesinde organını bağışlayanların sayısı üç kat arttı

Tito Mora 60'lı yıllarda ülkenin ünlü şarkıcılarından biriydi. Ancak ünlünün hayatı 16 yıl önce birdenbire değişti. Mora eşiyle alışverişe çıktığı bir gün, bayılıp hastaneye kaldırıldığını, acı gerçeği orada öğrendiğini anlatıyor. Sanatçı, "Doktor hayatımın tehlikede olduğunu ve derhal organ nakline ihtiyacım olduğunu söyledi. Yaşamımı ancak o şartlar atlında sürdürebileceğimi yoksa 3 ay içinde öleceğimi belirtti diye konuşuyor.

Organ bağışı için çalışıyor

Tito Mora karaciğer nakli sayesinde hayata yeniden döndüğünü anlatıyor. Şimdilerde kendisi gibi zor günler yaşayan hastalar için, İspanyolları organ bağışına ikna etmeye çalışıyor. Kısa bir süre önce “Senin sayende yaşıyorum” adlı yeni bir albüm çıkardı. Hayatını hem kendisine organ bağışlayan kişiye, hem de organ nakil merkezinin fikir babası Rafael Matesanz’a borçlu olduğunu söylüyor.

Fikir babası doktor Matesanz

20 yıl önce merkezi bir organ nakil ağı kuran doktor Matesanz, bu sistemin koordinatörler sayesinde çalıştığını söylüyor. Yoğun bakım ünitesine sahip olan her hastanenin, organ nakli ile ilgilenen özel bir koordinatörü var. Doktor Matesanz işleyişi şöyle anlatıyor:

"Koordinatörler bir taraftan potansiyel bağışçıları tespit ediyor, diğer taraftansa, yakınlarını kaybeden aileleri organ bağışı için ikna etmeye çalışıyor. Eğer aile, bağış için onay verirse, koordinatör organ nakil merkezimizde bütün süreci planlıyor. Organı bağışlanan kişinin hangi şehirden olduğunu, kan grubunu, kilosunu, boyunu, özelliklerini içeren bilgileri merkeze bildiriyor."

Aileleleri ikna etmek zor

Organ bağış merkezinin kurucusu doktor Rafael Matesanz, 20 yıl önce hastanedeki görevi sırasında, ölen bir hastanın ailesiyle organ bağışı konusunu görüşmesinin ardından böyle bir merkezi kurmaya karar verdiğini anlatıyor. Matesanz, en önemli görevin koordinatörlere düştüğünü çünkü bu kişilerin aileleri organ bağışlamaya ikna ettiğini ve bu zorlu görevi büyük hassasiyetle yerine getirdiğini belirtiyor.

Organ bağışı üç kat arttı

Matesanz, organ bağış merkezinde çalışan koordinatörler sayesinde İspanya'da organ bağışının üç kat arttığını, bunun çok önemli bir başarı olduğunu vurguluyor.

Sevilla Hastanesi doktorlarından Jose Perez Bernal sistemin ilk koordinatörlerinden biri olması sebebiyle aynı da İspanya'da organ bağışı sürecinin de yakın bir tanığı. Perez Bernal, "Sevilla inanılmaz bir gelişmeye tanık oldu. 1992 yılında insanların yüzde 60'ı organ bağına 'hayır' derken, günümüzde bu sayı yüzde 20’ye düştü. Yani, her 10 aileden 8'i organ bağışlamayı kabul ediyor çünkü bu yaşam savaşının ancak onların desteği ile kazanılabileceğinin farkındalar" diyor.

Doktor Matesanz, organ bağışlama ve organın nakledilmesi sürecinde 100'den fazla kişinin görev yaptığını söyleyerek, "Cerrahlar organı alırken, personelimiz de alıcıyla ilgileniyor. Organın yerine ulaştırılmasında uçaklar, ambulanslar ve polis görev yapıyor. Bu sürecin günde 5 ya da 6 kez yaşandığı gözönüne alınırsa, ortaya inanılmaz bir tablo çıktığı söylenebilir" diyor.

5000 kişi organ bekliyor

İspanya'da organ bağışında sağlanan ilerlemeye rağmen hala 5000 kişi organ nakli için bekliyor. Doktor Matesanz, "Bağışçıların ve nakil sayısının artmasıyla, daha da fazla insan gerekli organa ulaşabilme fırsatına sahip oldu. 20 yıl önce 60 yaşın üzerindeki birinin organ nakli gibi bir şansı yoktu. Ancak günümüzde herşey çok farklı: 60, 70 ve 80 yaşındakiler de organ nakli için bekleme listesinde yer alıyorlar. Buradan başka bir anlam da çıkarabiliriz: Ne kadar arz, o kadar talep" diye konuşuyor.