Muhalefetin ″Erdoğan’a karşı birlik″ sınavı | TÜRKİYE | DW | 05.06.2020
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

TÜRKİYE

Muhalefetin "Erdoğan’a karşı birlik" sınavı

CHP’li Berberoğlu ile HDP’li Güven ve Farisoğulları’nın vekilliklerinin düşürülmesiyle siyasette gerilimin dozu arttı. Uzmanlar, Erdoğan’ın muhalefeti bölmeye dönük adımlarla bu gerilimi daha da artıracağını öngörüyor.

TBMM

TBMM

CHP’li Enis Berberoğlu, HDP’li Leyla Güven ve Musa Farisoğluları’nın milletvekilliklerinin düşürülmesi, HDP’li 5 belediyeye kayyum atanmasının üstünden sadece 20 gün sonra yaşandı.

Hükümetin kayyum politikasını "darbe" olarak gören her iki parti, siyasi ve toplumsal muhalefetin iktidar karşısında nasıl daha güçlü durabileceğinin formülünü ararken parlamentodaki sandalye sayısında kayıp yaşadı. CHP’nin 139 olan sandalye sayısı 138’e, HDP’nin 60 olan sandalye sayısı da 58’e düştü.

Milletvekilliklerin düşürülmesini mecliste "Darbe var, faşizme karşı omuz omuza" sloganlarıyla birlikte protesto eden iki parti de, önümüzdeki süreçte yeni protesto eylemlerini gündeme taşıyacaklarını söylüyor.

Bu eylemlerin ortaklaşa yapılıp yapılmayacağı merak konusuyken, HDP’nin ilk sokak eyleminde CHP’lilerin olmaması dikkat çekti.

Baskın Oran

Baskın Oran

"Erdoğan CHP’nin zayıflığına güveniyor"

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun vekilliklerin düşürülmesini "darbe" olarak nitelese de, bu darbeye karşı duruş sergileneceğini anlatan mesajında sadece Enis Berberoğlu’ndan bahsetmesi, HDP’li vekillerin adını hiç anmaması CHP’nin iktidar karşısında zayıf kalmayı özellikle tercih ettiğine ilişkin eleştirileri de beraberinde getirdi. Siyaset bilimcilere göre bu tercih, Türk demokrasisi için "büyük kayıp" anlamında.

Siyaset Bilimci Baskın Oran, HDP sözkonusu olduğunda CHP’nin sürekli muhalefete mesafeli bir tutum sergilediğini düşünüyor. "Çünkü CHP, 1930 modeli Kemalistlerin oylarını kaybetmekten korkuyor. Bu korku da CHP’yi gerilettikçe geriletiyor. CHP, bugün geri bir parti olmuştur" diyen Oran, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da CHP’nin bu zayıflığından yararlandığını düşünüyor.

Oran, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da iktidarın ağır kayyum politikalarının arkasından CHP ile HDP’li vekilleri kolaylıkla hedef aldığını ve böylelikle muhalefeti bölmeye dönük tavrını açıkça sergilediğini söylüyor.

Oran, "Erdoğan CHP’nin lagarlığına (zayıflığına, tembelliğine) güveniyor. İçine düştü siyaset ve ekonomik bataklığından çıkmak için gerilimi tırmandırıyor, muhalefeti parçalıyor. Gerginliği daha da tırmandıracağı çok açık" diye konuşuyor.

Video izle 04:01

Görevden alınan vekiller cezaevinde

"CHP Erdoğan’ın çizdiği çemberin içinde kalıyor"

Siyaset Bilimci Dinçer Demirkent’e göre de Erdoğan’ın muhalefetin üzerinde gücünü artırmasında CHP’nin tavrı büyük rol oynuyor. Demirkent’e göre milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması için mecliste 2016’da yapılan anayasa değişikliği oylamasına CHP’nin “evet” dediği günden beri Erdoğan siyasette daha rahat hareket etmeye başladı.

Demirkent, "Erdoğan, demokrasiyi sürekli daraltan bir çember çiziyor. CHP’nin sadece kendisini koruyup kollama üzerine kurulu tavrı Erdoğan’ın çizdiği çemberi besliyor. Çünkü CHP, bu çemberin içinde kalıyor. Bugün Enis Berberoğlu denilip, HDP’lilerin isimleri anılmıyorsa CHP’nin tavrında bir değişiklik olmadığı ortadadır" diyor.

Milletvekilliklerinin düşürülmesi sürecinin "göz göre göre" geldiğini, iktidarın anayasaya aykırı işlemlerini CHP’nin "çok iyi bildiğini" söyleyen Demirkent, CHP’nin sürekli Erdoğan’ın "tuzağına düştüğünü” öne sürüyor. Demirkent, "Erdoğan, kendini tartıştırmak istemiyor. Gerilim peşinde. Daha da tırmandıracak. CHP’nin mutlaka muhalefeti birleştirecek, güçlendirecek adımlar atması gerekiyor" önerisi getiriyor.

Garo Paylan

Garo Paylan

"Birlikte olacağız" sesleri yükselecek mi?

CHP’nin "Darbe Var" protestolarında HDP’li vekillerin adını anmamasına tepki büyüse de, CHP içinden demokrasi mücadelesinin HDP de dahil tüm muhalefetle birlikte verileceğine ilişkin sesler de yükseliyor.

CHP İstanbul milletvekili Ali Şeker, "4 Haziran 2020 tarihinde meclise bir darbe yapıldı. Anayasayı hiçe sayan bu darbeye karşı sesimizi yükselteceğiz" diyor. HDP’li belediyelere yapılan kayyum atamalarını da 'darbe' olarak gördüklerini anlatan Şeker, "Bizim demokratik siyaseti geliştirmek için bir arada mücadeleyi büyütmemiz gerekir. Demokrasi olmazsa hiçbir şey olmaz" diyor.

HDP’li Garo Paylan, bu süreçte CHP’yi suçlamaktansa muhalefeti Erdoğan karşısında daha da güçlü kılacak stratejiler üzerinde duracaklarını söylüyor. Paylan, "Erdoğan, her şeyin müsebbibinin CHP olarak görülmesini istiyor, muhalefeti parçalamaya çalışıyor ama biz tüm demokratik güçlerin birleşmesi için çalışacağız" mesajı veriyor.

HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu da, Türkiye’de darbelere herkesin karşı çıkması için meclisten Kızılay’a kadar yürüdüklerini ancak polis şiddetiyle karşılaştıklarını anlatıyor.

"Güvenpark’a varmadan durdurulduk. Polis arbedesi yaşandı. 2 vekilimiz darp edildi. Ceketi yırtılan, gözlüğü kırılan vekilimiz oldu" diyen Gergerlioğlu, siyasette yaşanan sancıyı "Türkiye artık böyle bir ülke oldu maalesef. Milletvekillerinin bile darp edilebildiği ülke haline geldik. Hukuksuzluk bu boyutta" sözleriyle dile getiriyor.

Gergerlioğlu, muhalefeti güçlendirmeye kararlı olduklarını söylüyor.

Hilal Köylü / Ankara

©Deutsche Welle Türkçe