Medyanın zaafı: Klişeler | DÜNYA | DW | 19.08.2014
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Medyanın zaafı: Klişeler

ABD’de silahsız siyahi bir gencin öldürülmesi, ırkçılık konusunu çeşitli boyutlarıyla yeniden gündeme getirdi. Bunlardan biri de medyadaki klişeler. Önyargıları pekiştiren yazılı ve görsel malzemeler eleştiri konusu.

Kendisi de siyahi olan Amerikalı genç Tyler Atkins, Twitter’daki mesajıyla önemli bir tartışma başlattı. 17 yaşındaki Atkins twitter hesabında iki fotoğrafını yayınladı. Birinde üzerinde siyah tişört, başında mavi bandana ile rahat bir genç, diğerinde siyah takım elbise, beyaz papyon ve saksofonuyla ciddi bir adam. Ve soru: Beni vursalardı medya arkamdan hangi resmimi kullanırdı?

Bu son derece net mesaj, medyanın kişileri klişelere sığdırma refleksini tüm açıklığıyla gözler önüne seriyor. Sadece ABD değil, tüm dünyada. Ve özellikle de Türklerle ilgili klişelerin çok yaygın olduğu Almanya’da.#bbi

Yeni Medya Yapımcıları Derneği yöneticisi gazeteci Konstantina Vassilliou-Enz Alman medyasında kullanılan görsel ve yazılı malzemedeki klişelere dikkat çekiyor ve meslektaşlarını bir kişinin kökeni ile olayın kendisi arasında yanlış bağlantılar kurma tehlikesine karşı uyarıyor: “Bu, özellikle de suç olayları ile ilgili haber yazımında açığa çıkıyor. Alman olmayan ya da yeni Alman suç failleri genelde etnik kökeni ile zikrediliyor. Yani Köln kentinden Ahmed H. yerine Türk Ahmed H. gibi… Ve böylece otomatik olarak tüm Türkler için genel bir algı oluşuyor. Özellikle de bu gruptaki insanlarla gündelik hayatta pek karşılaşmayanlar için. Münferit bir vaka otomatikman bir grup için tipik hale geliyor. Bu da algıyı etkiliyor…”

'Alman düşmanı yabancılar'

Vassilliou-Enz, münferit olaylardan yola çıkılarak yürütülen tartışmaların nasıl genel tartışmaya dönüştüğüne ve olayla hiçbir ilgisi olmayan insanları kapsar hale geldiğine de şu örneği veriyor: “Örneğin bir ara göçmen kökenli çocukların yoğun olarak bulunduğu okullarda Alman çocukların mobbing'e maruz kaldığına yönelik çok sayıda haber çıkmıştı. Buradan son derece hızlı bir şekilde ‘Alman düşmanlığı' tartışmaları başladı. Münferit vakalar alınıp genelleştirildi. Bu yanlış olmasına rağmen şu hissin uyanmasına neden oldu: ‘Evet durum gerçekten böyle ve benim çevremdeki Türkler istisna'. Halbuki gerçek tam tersi.”

Vassilliou-Enz, gazetecilerin konuya hassasiyetinin artırılması yoluyla pek çok klişenin önüne geçilebileceği görüşünde: “Uyumla ilgili haberlerin hemen hepsinde başörtülü kadın resmi görülüyor. Tabii ki editörün konuyu açık bir şekilde ifade edecek bir resme ihtiyacı var. Ama ortada hep baştan aşağı kapalı, arkası dönük, elinde alışveriş torbaları, çocuk arabası ve yanında da iki çocuk daha bulunan Müslüman kadınların resimleri kullanılıyor. Bu resmi kullanabilirim. Ama şunu da düşünebilirim. Bu resim gerçeği yansıtıyor mu? Sembolik anlamı nedeniyle ille başörtüsü kullanılacaksa niye fırında kasada parasını ödeyen ya da sokakta cep telefonuyla konuşan bir kadın resmi kullanmayayım? Bu gerçeğe daha uygun olur.”

© Deutsche Welle Türkçe

Günther Birkenstock