Mahruki: Hedef beni AKUT’un başından uzaklaştırmak | TÜRKİYE | DW | 26.10.2016
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

TÜRKİYE

Mahruki: Hedef beni AKUT’un başından uzaklaştırmak

Muhalif siyasi kimliği ile verdiği demeçlerin faturasının AKUT’a kesilmeye çalışıldığını kaydeden Mahruki, AKUT başkanlığından ayrılabileceği mesajını verdi.

DW Türkçe: Cumhurbaşkanı’nı tehdit etmekle suçlanıyorsunuz. Pazartesi günü savcılıktaki ifadenizin ardından tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildiniz. Bu karar sizin için bir sürpriz oldu mu?

Mahruki: Sürprizin ötesinde şok oldu. Sonuçta böyle bir bahaneden bu kadar ciddi bir şey çıkacağını tahmin etmemiştim. Çünkü zaten ne tehdit ne de hakaret var. Zaten Sayın Cumhurbaşkanı’nın adı geçmedi ki. Yani Tayyip Erdoğan adı hiçbir zaman geçmedi o konuşmada. Ben sadece Ege’deki 17 adanın AKP hükümetinin bilgisi dâhilinde Yunanistan’a teslim edildiğini ve Yunanistan’ın da bu süreç içerisinde bunların hepsini işgal ve ilhak ettiğini, bunun da bir vatana ihanet suçu olduğunu söylemiştim. Ve bu dönemdeki başbakan, cumhurbaşkanı ve genelkurmay başkanının yargılanacağını söylemiştim. Ama zaten bu adaların 16’sı birden 2004-2006 yılları arasında gitti. Dolayısı ile o dönemde Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı değil, Başbakandı. Sonuçta Başbakan olarak sorumluluğu var o süreçten. Ama televizyon programındaki konuşmada hiç adı geçmedi. Ama programdaki diğer konuk, “Başbakan, cumhurbaşkanı, genelkurmay başkanı yargılanacak” lafını duyunca, bir tek cumhurbaşkanı sözünü çekti oradan. Onu da Tayyip Erdoğan olarak çekti. Ki o dönemde Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer sonra da Abdullah Gül’dü. Ve konuk bağırdı, çağırdı, bir tiyatro oynadı. Sonra sanki ben Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a bir şey söylemişim gibi bir algı oldu. Bu da işi karıştırdı. Tabii daha sonra kendi yandaş medyaları bunu çok büyüttü, sosyal medyada çok dedikodusu yapıldı. Ve bir anda ben sanki Sayın Cumhurbaşkanı’nı tehdit etmişim, hakaret etmişim gibi bir hava yaratıldı. Savcıya da hâkime de aynı şeyleri söyledim. Savcı tutuklama istedi ama hâkim tutuksuz yargılansın diye yolladı. Enteresan tabii, Türkiye’de hukuk çok sıkıntılı bir dönem yaşıyor.

DW Türkçe: Peki savcılık televizyon kayıtlarıyla ilgili ne gibi sorular yöneltti?

Mahruki: Kayıtları izlemişler tabii. Ama öyle yorumluyorlar. Hatta savunmayı yaptıktan sonra savcı bana en son “’Devran değişecek’ demişsiniz. Onu keşke demeseydiniz” dedi. “Ne alakası var?” dedim. “O FETÖ’cü ağzı” dedi. “Ne alakası var, bu sonuçta halk ağzı. Devran değişecek diye şarkı sözü bile var yani. Bunu FETÖ’cü ağzı diye yorumlayıp, böyle niyet okuma ile iş mi yapılır? Siz benim niyetimi mi okuyorsunuz?” dedim. Ama “Yok” dedi, küt diye tutuklanma talebi ile yolladı.

DW Türkçe: Konu nasıl bu aşamaya kadar geldi sizce?

Mahruki: Kasten yapıldı. Yandaş medya bunu kasten köpürttü. Zaten şu ara bizim AKUT’a da bir operasyon yapıyorlar. Beni AKUT’un başından almakla uğraşan bir grup var. İşte onlar öyle bir algı yarattılar yani.

DW Türkçe: Nasıl bir operasyon? Bu siyasi gelişmeler AKUT’a nasıl yansıyor?

Mahruki: Şöyle yansıyor. Ben sadece araştırmacı-gazeteci, yazar Nasuh Mahruki kimliğimle bu tür programlara davet ediliyorum. Ve programda zaten siyaset konuşuluyor. Ben de zaten muhalif siyasi fikirlerim için çağrılıyorum. Fakat ben hoşlanmadıkları bir şeyler söylediğim zaman “Bunları AKUT Başkanı söyledi” diye yansıtıyorlar. Ve bu sefer AKUT’a buradan bir fatura çıkartılıyor. Şu süreçte üzerimizde çok büyük bir baskı var. Yani bazı AKUT ekip liderleri telefonla aranıp benim güya Cumhurbaşkanı’na hakaret ettiğim iddiaları söylenip açık açık tehdit ediliyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın anonsçusu, eski bir gönüllümüz olan birisi var. Onun üzerinden yürüyor bütün bunlar. AKUT’u çok zorluyorlar. İşte bütün bu tazyikler işleri çok karıştırıp, çok sıkıştırıp çok baskı altına sokup bizim içimizi karıştırmak ve beni AKUT’un başından uzaklaştırmak. 

DW Türkçe: Peki siz AKUT’un başkanlığından ayrılmayı düşünüyor musunuz?

Mahruki: Her şeyi düşünüyorum açıkçası. Düşünmek zorunda bırakılıyorum çünkü. “Şirketlerinize geleceğiz, müfettiş yollayacağız, öğretmenlere şunu yapacağız, yerlerinizden çıkarılacaksınız, hiçbir operasyona çıkamayacaksınız, hiçbir nefes alamayacaksınız” gibi bu kadar tehdit alınca, tabii sıkıntılı bir durum neticede. Bu gerilimden kurtulmamız lazım. Dolayısı ile düşünüyorum yani ama henüz bir karar veremedim. Bununla ilgili toplantılar da yapıyoruz “ne yapalım, nasıl çıkalım buradan” diye.

DW Türkçe: Bunlar sosyal medyadaki kişisel tehditler mi yoksa devlet kurumlarından bire bir yapılan tehditler mi?

Mahruki: Dedim ya Cumhurbaşkanı’nın anonsçusu olan aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Genel Koordinatörü olan Orhan Karakurt diye birisi var. Bu yapıyor bütün bunları. Bu telefon ediyor zaten. Bizim ekip liderlerini de tanıyor. Bu telefon edip açık açık “Bundan sonra yerlerinizden çıkarılacaksınız, hiçbir nefes alamayacaksınız, operasyona çıkamayacaksınız, hatta genel merkeziniz elinizden alınacak” dedi. Bunu iki hafta önce dedi. 10 gün sonra bize valilikten yazı geldi. 15 gün içerisinde boşaltmamız istendi. Orası bize 17 Ağustos 1999 depreminde yaptığımız hizmetler nedeniyle Bülent Ecevit tarafından verildi, açılışı Başbakan tarafından yapıldı. Ve şimdi bunlar diyorlar ki, 15 gün içerisinde boşaltın. Tamamen yasa dışı, tamamen keyfi. Türkiye böyle maalesef.

DW Türkçe: Ne yapacaksınız? Çıkacak mısınız Şişli’deki merkezinizden?

Mahruki: Çıkmayacağız tabii ki. 14 yıldır orada yaşıyoruz. Bize orayı 17 Ağustos’taki hizmetlerimizden dolayı devlet verdi sonuçta. Ne değişti ki şimdi oradan çıkmamız isteniyor? Yasal süreçlerle mücadele edeceğiz.

DW Türkçe: Peki yarın İstanbul’da şu beklenen büyük deprem olsa AKUT arama kurtarma çalışmalarına bir engelle karşılaşmadan devam edebilir durumda mı?

Mahruki: Ederiz. Zaten şu anda bizim operasyonlar devam ediyor. Orada bir eksiğimiz sorunumuz yok. Ama tabii bu kadar gerilim, bu kadar stres normal değil. Bir de bizim para ve pulla bir işimiz yok. AKUT tamamen gönüllülerden oluşan bir yapı. Dernekte 2 bin 200 gönüllü var, 3 maaşlı personel var. Böyle bir yapıda tabii çok zorlanıyoruz.

DW Türkçe: Adli kontrol şartı ile serbest bırakıldınız. Her hafta karakola gidip imza atmanız gerekecek. Sizce bundan sonra süreç nasıl işleyecek? Neler bekliyorsunuz?

Mahruki: Hiç bilmiyorum. Sonuçta bir şekilde devam edecek. Ama bilmiyorum nasıl devam edeceğini. Mahkeme devam ediyor daha, ifademizi vereceğiz, bakacağız.

© Deutsche Welle Türkçe

Söyleşi: Başak Demir

 

 

Önerdiğimiz linkler

Reklam