Mısır′da hassas denge | DÜNYA | DW | 11.07.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Mısır'da hassas denge

Mursi’nin devrilmesiyle amacına ulaşan Mısır muhalefetinin yakaladığı uyumu daha ne sürdüreceği merak konusu. Zira eski Mübarek rejiminin destekçileri ile liberal devrimciler arasındaki gerginlik sürüyor.

Mısır'da Müslüman Kardeşlerin hâkimiyetine askerî darbeyle son verilmesinden bu yana muhalefet siyasi yükselişte. Laik muhalefetin temsilcisi Muhammed El Baradey geçici hükümet tarafından cumhurbaşkanı yardımcılığına getirildi. Liberal ve laik parti ve grupların zorlukla ulaştıkları uzlaşma ortamı şimdilik devam ediyor.

Muhalefet, 2012'deki cumhurbaşkanlığı seçimleri ilk turundaki hezimeti unutmadı. Eğer o dönemde muhalefet tek bir aday üzerinde uzlaşabilseydi, büyük ihtimalle Müslüman Kardeşler hiç başa gelemeyecekti. 30 Haziran'da milyonları sokaklara döken Temerrüt, yani isyan kampanyası işte bu birliği yansıtıyordu. Kampanyanın öncülerinden biri olan Muhammed Doss, isyan hareketini organize edenlerin büyük bölümünün işte bu siyasi parti ve grupların temsilcileri olduğunu söylüyor.

Ancak hedefe ulaşılıp Muhammed Mursi devrildikten sonra bu birliğin aynı güçle devam etmesi zor görünüyor. Mısırlı sosyal demokratların kurucularından olan eski milletvekili Ziyad El Alemi ise yine de umutlu. Alemi, "Mısırlı devrimciler ve sivil güçler geçtiğimiz 2,5 yılda sokakta nasıl çalışılacağı, nasıl uzlaşmalara varılacağı konusunda fazlaca deneyim kazandı. Bunun, tüm bu gruplara ılımlı bir ülke inşa etme yolunda uzlaşma sağlamada yardımcı olacağı görüşündeyim" diyor.

Mübarek rejiminin destekçileri

Laik ve liberal partilerin temsilcilerinin yaşadığı en büyük zorluklardan biri Mübarek rejiminin eski destekçileriyle işbirliği yapmak. 30 Haziran'da sokaklara dökülenlerin büyük çoğunluğunu eski rejimin destekçileri oluşturuyordu. Onların desteği olmadan Mursi'nin bu kadar çabuk devrilebilmesi mümkün olmayabilirdi. Buna rağmen özellikle 2011 yılındaki devrim dalgasının genç devrimcileri, eski Mübarek destekçilerine ısınamıyor.

Çünkü çoğu, bir kısmı şu an da görevde bulunan dönemin güvenlik yetkililerinin uyguladığı şiddete maruz kalmıştı. Bu nedenle şu anda ordu, polis ve protestocuların Tahrir Meydanı'nda el ele boy göstermesi onlara saçma geliyor. Birçok devrimci, insan haklarına saygı ve siyasi kurumlarda gerçek reformlar gerçekleştirmesini talep ettiği için iki cephe arasında siyasî uzlaşma sağlanması zor görünüyor.

Ancak Ziyad El Alemi son yıllarda yaşananlardan çok önemli bir şey öğrendiklerini kaydediyor: "Gerçek adaleti sağlamadan devrimciler ve eski rejimin temsilcileri arasındaki nefreti sona erdirmemiz mümkün değil. Son iki yılda öğrendiğimiz en önemli şey şu: Geçmişe tamamen perde çekmeden yeni bir geleceğe başlangıç yapmak mümkün değil."

Geçmişle yüzleşme

El Alemi bu nedenle geçmişin muhasebesinin yapılmasının çok önemli olduğunu belirtiyor. Ancak böyle bir muhasebeye gidilmesi kısa vadede Mübarek, ordu ve Müslüman Kardeşlerin destekçileri arasında uzlaşma sağlanmasını zora sokacak bir durum. Zira benzer çatışmalar laik ve liberal partilerde de kendini gösteriyor. Ordunun geçici anayasası da tüm bu çatışma noktalarını açık bir şekilde ortaya koyuyor.

Kahire İnsan Hakları Araştırmaları Enstitüsü'nün müdür yardımcısı Ziyad Abdül Tavab da bunu onaylayarak "30 Haziran isyanına öncülük eden en önemli grupların, haklarını ve düşüncelerini geçici anayasaya sokma imkânı bulamadıklarını gördük" şeklinde konuşuyor.

Bu durum güvenlik güçlerini fazla etkilemese de liberaller arasındaki yankısı oldukça büyük oldu. Ulusal Kurtuluş Cephesi başlangıçta geçici anayasayı tamamıyla reddetti. Ancak Devlet Başkanı Adli Mansur'un belge üzerinde değişiklik yapılacağı garantisi vermesinin arından geri adım attılar. Hâlihazırda anayasanın tamamına değil, sadece bazı bölümlerine karşı çıkıyorlar.

Ziyad El Alemi'ye göre yaşanan bu durumdan hareketle kesin yargılara varmak mantıklı değil. Alemi, "Devlet Başkanı henüz dört gündür görevde. Dolayısıyla partilerin devlet başkanı ile işbirliği konusunda değerlendirmede bulunmak için henüz çok erken. İşbirliği yapmamak onun bilinçli tercihi mi yoksa bu işe yeni başlayan birinin hatası mıydı bunu henüz söyleyemeyiz" diyor.

İslamcıların talepleri

İslamcıların taleplerine ne kadar taviz verilmesi gerektiği ise üzerinde tartışılan bir başka konu. Geçici anayasa taslağının içeriğine bakıldığında Selefilerin taleplerinin dikkate alınmaya çalışıldığı görülüyor. Tanınmış bir ekonomist olan Hazım El Biblavi'nin başbakan olarak görevlendirilmesi ordunun İslamcılara bir anlamda gül uzatması olarak görülüyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Matthiam Sailer, Banu Wöltje

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Önerdiğimiz linkler

Reklam