“Laikliğin çıkarılması sivil darbe olur” | TÜRKİYE | DW | 27.04.2016
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

TÜRKİYE

“Laikliğin çıkarılması sivil darbe olur”

Hukukçular Türkiye’deki laiklik tartışmalarını DW Türkçe’ye değerlendirdi. Uzmanlar, laiklik ilkesinin anayasadan çıkarılmasının sivil darbe ile aynı anlama geleceği görüşünde.

TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın yeni Anayasa'da laikliğin yer almaması gerektiği yönündeki açıklaması Türkiye'de yeni anayasaya ilişkin büyük bir tartışma başlattı. Her ne kadar AKP sıralarından Kahraman'ın açıklamalarına mesafeli bir duruş sergilenmiş olsa da, anayasanın aralarında laiklik ilkesinin de yer aldığı ‘değiştirilemez nitelikteki' ilk üç maddesinin değiştirilip değiştirilemeyeceği tartışma konusu olmayı sürdürüyor.

Hukukçular mevcut anayasal düzen içerisinde böyle bir değişikliğe gitmenin mümkün olmadığı görüşünde. Girne Amerikan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı, anayasa hukuku uzmanı Prof. Dr. Meltem Caniklioğlu, “Laik bir Cumhuriyette demokratik rejimin çatısı olan parlamentonun başkanı ‘Anayasa'dan laiklik çıkarılacaktır' derse, ‘meclis başkanının açıklamaları AKP'yi bağlamaz' sözüyle geçiştirilemeyecek kadar ciddi bir sorunla karşı karşıyayız demektir” yorumunda bulunuyor. Caniklioğlu, “1982 Anayasasını masaya yatıran iktidar, eğer sivil bir darbe yaptığı iddiasında değilse bu anayasadan laiklik ilkesini çıkaramaz, 4. madde cumhuriyetin niteliklerine ilişkin 2. maddenin değiştirilemeyeceğini teminat altına alıyor” şeklinde konuşuyor.

Avukat Prof. Dr. Ersan Şen ise anayasadaki söz konusu maddelerin cumhuriyetin kurucu iradesinin ortaya koyduğu toplumsal bir mutabakat metni olduğunu ifade ediyor. Şen, “Bu metinde, savaş hali dahil başka bir takım yıkıcı, ülkenin bağımsızlığını ortadan kaldırmaya yönelik, bir ülke yıkılıp kurulması gibi yeni bir kurucu irade olmadan yapamazsınız böyle bir değişikliği” değerlendirmesinde bulunuyor.

"Uygar dünya bu değerleri tartışmıyor"

2011 yılında TBMM çatısı altında kurulan Anayasa Uzlaşma Komisyonu ile Türkiye yeni bir anayasa hazırlama sürecine resmen girdi.

Ancak bu çalışmalar sonuç vermedi. Yeni anayasanın akıbeti konusunda iktidar partisi AKP'nin atacağı somut adımlar bekleniyor. Laiklik tartışmasının zamansız olduğunu vurgulayan Avukat Şen, “Bence Türkiye bu konuyu çoktan aştı. 2000 yıldır bizi de etkileyen, Ortadoğu coğrafyasında devam eden şiddetli din ve mezhep çatışmalarını dikkate aldığımızda, din, mezhep veya etnik kimlik üzerinden benim çok tehlikeli bulduğum, “dipsiz kuyu” olarak nitelendirilebilecek yararı olmayan, spekülatif tartışmalarla zaman ve enerji kaybetmemeliyiz” diyor. Anayasa hukuku uzmanı Prof. Meltem Caniklioğlu da “Uygar dünya, bu değerleri tartışmıyor, bu değerlerle ördüğü siper gerisinden demokrasisini tahkim ediyor, bizim ülkemizde ise hâlâ modern toplumların hukuk düzenlerini kuran bu değerlere karşı yürütülen cadı avı devam ediyor” şeklinde konuşuyor.

“Sorun laikliğin doğru algılanmaması

Prof. Caniklioğlu aynı zamanda Türkiye'deki laiklik algısına da dikkat çekiyor. Anayasa hukuku uzmanı, “Yanlış bir laiklik algısı üzerinden verilen laiklik savaşları, karşı cephede laiklik kavramının kendisine ve amacına düşmanlığı da zaman içinde besledi. Sorunumuz laikçilerin de laiklik düşmanlarının da laikliği bilmemesi ve anlamamasıdır” şeklinde konuşuyor. Caniklioğlu, bir demokrasiyi laiklik olmadan yaşatmanın mümkün olmadığını savunuyor.

Avukat Prof. Dr. Ersan Şen de “Laikliğin bir ilke olarak Anayasada yazılı olduğu bir yerde bu kadar tartışma oluyorsa, olmadığı zamanda tartışmanın ve kavganın bunun ötesine geçme ihtimalini göz ardı etmemek gerekir. Yazsa ne olur yazmasa ne olur anlayışı, laiklik ve inançlar konusunda yaşanma ihtimali bulunan sorunları küçümsemek anlamına gelir. Coğrafyayı, toplumu ve sosyolojik yapıyı iyi tanımak lazım, burası Norveç değil” yorumunda bulunuyor.

Halkta şeriata destek yok

Metropol kamuoyu anket şirketi'nin başkanı Prof. Dr.Özer Sencar ise Anayasa'dan laikliği kaldırınca - halkta bunun karşılığının – hukuk düzeninin şeriat olduğu İslam devleti olarak algılandığına vurgu yapıyor ve Mart 2016'da yaptıkları ankette de gördükleri gibi toplumda böyle bir talebin olmadığını vurguluyor. AKP iktidara geldiğinde şeriat isteyenlerin %4 civarında olduğunu belirten Sencar, bugün bu oranın %17'ye yaklaştığını belirtiyor. Sencar, şeriat isteyenlerin geçmişte siyasi nedenlerden ötürü tam olarak kendilerini ifşa edememe olasılığına işaret ederek bugün bu kaygı ortadan kalktıktan sonra şeriat isteyenin kendini rahatça ifade ettiğini belirtiyor ve bu bağlamda aslında rakamların yansıttığı kadar dahi bir artış olmadığını vurguluyor. Sencar, AKP'nin İslami değerler üzerinden bir devlet ve toplum mimarisi yapma emeli var ise “hedefi konusunda başarılı olamamıştır; olsa idi bugün şeriat isteyenlerin oranı %25'lerde olmalıydı” diyor.

Laiklik ilkesi, 5 Şubat 1937 tarihinde 1924 Anayasasında yapılan değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na girmiş ve 1961 ve 1982 Anayasalarında da devletin değiştirilemez temel nitelikleri arasında yer almıştı. 1982 Anayasası’nın 2'inci maddesinde düzenlenen laiklik ilkesi, anayasanın ‘değiştirilemeyen ve değiştirilmesi teklif edilemeyen' hükümleri arasında.

©Deutsche Welle Türkçe

Tülin Daloğlu

Reklam