′Kürt sorununu insanlardan öğrendim′ | DÜNYA | DW | 05.03.2014
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

'Kürt sorununu insanlardan öğrendim'

Gazeteci-yazar Hasan Cemal’in “Delila: Bir Genç Kadın Gerillanın Dağ Günlükleri” adlı son kitabı geçen günlerde piyasaya çıktı. Kitabının tanıtımı için Berlin’e gelen Cemal, DW’ye değerlendirmelerde bulundu.

Türk siyaseti, demokrasi ve azınlıklarla ilgili kitaplarının yanı sıra köşe yazıları ile de geniş bir okur kitlesine hitap eden gazeteci-yazar Hasan Cemal, Kürt sorununu raporlardan ya da kurumsal araştırmalardan değil, bizzat insanların yaşadıklarından, onların deneyimlerinden öğrendiğini söylüyor. Daha önceki yıllarda yayımladığı "Kürtler" adlı kitabı büyük ilgi toplayan yazarın son kitabı ise ‘Delila: Bir Genç Kadın Gerillanın Dağ Günlükleri' adını taşıyor.

PKK’nın Türkiye sınırları dışına çekilme sürecini alanda izleyen tek Türk gazeteci olarak da tanınan Hasan Cemal, son kitabının da bu süreçte şekillendiğini belirtiyor. Cemal, bir çatışmada hayatını kaybeden Delila'nın hayatından nasıl esinlendiğini ise şöyle anlatıyor: “Geçen yıl mayıs ayında PKK’nın ilk kez çekilme süreci başlamıştı ve o günlerde on gün kadar dağda bir PKK kampında kaldım. O sırada bir akşam vakti ciple giderken, bir gerilla bir kaset koydu ve aniden bir sesle karşılaştım. Çok çarpıcı bir sesti; kim bu dedim, dediler ki o bizim Sezen Aksu’muz. Bunun üzerine ben de bu sesin peşine düştüm.”

Diyarbakır'ın Silvan ilçesine giderek, Delila’nın ailesini bulduğunu aktaran Hasan Cemal, orada aile ile konuşurken, tamamen bir rastlantı sonucu Delila’nın günlüklerinden üç deftere ulaştığını ifade ediyor. Onları okumaya başlayınca, günlükleri kitap yapmaya karar veren Hasan Cemal, kitabın kendisinde bıraktığı izleri şu sözlerle paylaşıyor: "Delila’nın yazdıkları duygu, düşünce yüklüydü ve hayatının etrafında hiç bir şey katmadan Kürt sorunu nedir öğrenmek mümkündü."

Kürtlerin AKP'ye verdiği oylar düşebilir

Hasan Cemal, yaşanan kayıpların sona ermesi gayesiyle büyük bir umutla başlayan barış sürecinin sıkıntılı bir dönemece girdiğine dikkat çekiyor. Cemal, bu konuda yapılan eleştirilerin Türkiye hükümeti tarafından 'barışı baltalama' olarak algılandığını savunuyor. Ancak, yine de gelinen noktanın yetersiz olduğunu vurgulamak gerektiğini kaydediyor.

Öte yandan Hasan Cemal Türkiye’nin son günlerde yaşadığı kuvvetler ayrılığı sorununun ve yolsuzluk skandalının da yerel seçimlerde oy kullanacak Kürtlerin eğilimlerini etkileyebileceğini ileri sürüyor: ”Kürtlerin AKP’ye verdiği oylarda düşme olabilir diye düşünüyorum. Bunun değişik nedenleri var. Bir tanesi, BDP artık bizim partimizdir sözü, Kürtler arasında daha çok işitilmeye başlandı. Öncelikle Öcalan’ın devlet tarafından muhatap alınması, ikincisi ateşkesin yaşanıyor olması, silahların patlamıyor olması. Yani tırnak içinde barış koşulları, BDP’ye yarıyor düşüncesindeyim. AKP’ye oy verenler zaten PKK’nın ya da BDP’nin düşmanı değillerdi ama AKP’ye oy veriyorlardı. Şimdi onlar bunu sistem partileri ve bizim parti diye ayırmaya başladılar. Bu da, BDP’nin oylarını yükseltebilir.”

AKP ve Gülen hareketi arasındaki çekişmeye de değinen gazeteci-yazar Hasan Cemal, söz konusu çekişmenin Barış ve Demokrasi Partisi'ni (BDP) güçlendirdiğini ifade ederken, hükümetin politikalarına etkisini ise şu sözlerle değerlendiriyor: ”İkisi arasındaki bu kavgada ben, şuna bakıyorum; bugün Tayyip Erdoğan ne yapıyor? Tayyip Erdoğan bugün, bu kavgayı bahane ederek, bence kendi hukuk dışı ve demokrasi karşıtı darbesini uyguluyor. Gerek HSYK kanunu, gerek internet kanunu ki, o da internetin dilini kesmeye dönük bir kanundur, gerekse şu anda parlamentoda görüşülen MİT kanunu, bütün bunlar Türkiye’de demokrasi ve hukukun canına okuyor.”

'Türkiye cevabı sandıkta verecek'

Türkiye'de hükümet ekseninde yaşananların demokrasi adına tehlikeli olduğunu belirten Hasan Cemal, Türkiye'de bazı şeyleri değiştirmenin de düşünüldüğü kadar kolay olmadığını ifade ediyor:“Türkiye’de başbakan Erdoğan, bir yerde kendi tek adamlık yolunda hızla ilerliyor. Tek adamlık yolunda yürümek demek, hukuk devleti ve demokrasinin temel değerlerini hiçe saymak demektir. Bu yolda nereye kadar yürüyebilir, Türkiye’de buna ne kadar izin verilebilir derseniz; şunu söyleyeyim Türkiye, ekonomik, kültürel, toplumsal ve siyasi açılardan bir hayli gelişmiş bir ülkedir. Bu ülkede çarkı sonuna kadar geriye çevirmek imkânsızdır diye düşünüyorum. Ve Türkiye Erdoğan’ı hem kendi partisi içinden, hem de seçim sandığında, ama bunun altını özellikle çiziyorum; seçim sandığında tasfiye edecektir, etkisiz kılacaktır.”

©Deutsche Welle Türkçe

Haber: Özlem Coşkun

Editör: Banu Wöltje

Reklam