1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

İrlanda kürtaj için sandık başında

25 Mayıs 2018

Halkının büyük çoğunluğu koyu Katolik olan ve AB ülkeleri arasında en sert kürtaj yasasına sahip İrlanda’da bugün kürtaj referandumu yapılıyor. İşte bu ilginç halk oylamasıyla ilgili altı soru, altı cevap:

https://p.dw.com/p/2yHdt
Fotoğraf: picture-alliance/PA Wire/B. Lawless

Son yıllarda kürtajla ilgili sık sık lehte ve aleyhte gösterilere sahne olan İrlanda'da kürtaj konusundaki mevcut yasal düzenleme nasıl?

İrlanda'da kürtaj hep yasaktı. 1983 yılındaki referandumla "doğmamış bebeğin yaşama hakkı” anayasa ile de güvence altına alındı. Anayasaya ilave edilen sekizinci ek maddeyle embriyo da anneyle aynı yaşam hakkına sahip oldu. Kürtaj yaptıran anneye 14 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.

Kadınların tecavüz sonucu hamile kalması ya da ceninin yaşamasının tıbben mümkün görülmemesi durumunda ne yapılıyor?

Her iki durumda da hamileliğin sonlandırılmasına izin verilmiyor. Hatta ensest ilişki sonucu meydana gelen hamileliklerde de kürtaj yasağı uygulanıyor. Ancak kadınların yurtdışında kürtaj yaptırmasına izin veriliyor. İngiliz Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre her yıl ortalama 3 bin İrlandalı kadın kürtaj olmak için yurtdışına gidiyor. 1980 ile 2016 yılları arasında bu sayının 170 bini bulduğu belirtiliyor. Kürtaj için en çok tercih edilen ülke İngiltere. Ayrıca pek çok kadın yasadışı olarak yurtdışından kürtaj hapı getirtiyor.

Yasağın istisnaları var mı?

2014 yılında yürürlüğe giren bir istisnaî düzenlemeye göre, annenin gebeliğe bağlı hayatî tehlikesi söz konusuysa o zaman kürtaja izin veriliyor. İrlanda Sağlık Bakanlığı verilerine göre bu gerekçe nedeniyle hastanelerde bugüne kadar 25 kürtaj yapıldı.

Ekim 2012'de 31 yaşındaki bir anne adayı, ciddi sağlık sorunları bulunmasına rağmen kürtaj olmasına izin verilmeyince hayatını kaybetmişti. Kadın, hamileliğinin 17'nci haftasında "listera enfeksiyonu” adı verilen bir iltihap kapmıştı. Bariz düşük tehlikesi bulunan anne adayına, bebeğin kalbinin attığı gerekçesiyle doktorlar uzun süre müdahale etmemişti. Hamilelik, ancak bebeğin kalp atışları durduktan sonra tıbbî müdahaleyle sonlandırılmış, fakat genç kadın kan zehirlenmesine bağlı olarak yaşamını yitirmişti. Bu olay ülke çapında büyük yankı uyandırmış, yapılan kitle gösterileri sonucu hükümet, kürtaj yasasını "annenin hayatî tehlikesi varsa, gebelik sonlandırılabilir” şeklinde esnetmişti.

25 Mayıs'ta tam  olarak ne oylanacak?

Anayasadaki sekizinci ek maddenin, yani doğmamış bebeğin yaşam hakkının güvenceye alındığı maddenin kaldırılıp kaldırılmaması oylanacak. Anketlere göre "Evet, kaldırılsın” diyenler önde görünüyor. Eğer referandumdan "evet” çıkarsa, hemen akabinde hükümet yeni kürtaj yasa tasarısını oylayacak. Yeni tasarı, kürtajın 12'nci hamilelik haftasına kadar serbest bırakılmasını öngörüyor. Anne sağlığının tehdit altında olması ya da ceninin sağlıksız gelişimi gibi istisnai durumlarda ise 22'nci hamilelik haftasına kadar kürtaja izin verilebilecek. 

Kürtaj taraftarlarının argümanları neler?

Evet cephesi, kadınların bedenleriyle ilgili tasarruf hakkının kendilerine ait olması gerektiğini savunuyor. Onlara göre anayasadaki sekizinci ek madde, kürtajı önlemekten ziyade "kürtaj turizmini” teşvik ediyor. Uluslararası Af Örgütü, İrlandalı kadınların birer "kuluçka makinesi” olarak görüldüğünü vurgulamıştı. BM İnsan Hakları Komisyonu da bu ülkedeki kürtaj yasağını "dehşet verici, insanlık dışı ve aşağılayıcı” olarak nitelendirmiş ve İrlanda hükümetini yasayı gözden geçirmeye çağırmıştı.

Kürtaj karşıtlarının argümanları neler?

Hamileliğin sonlandırılmasının hafife alınamayacak kadar ciddi bir konu olduğunu savunan kürtaj karşıtları, doğmamış bebeğin de yaşam hakkı olduğunu vurguluyorlar. İrlanda Piskoposlar Konferansı Başkanı Doran von Elphin, "Bir insanın yaşama hakkının, bir başkası tarafından elinden alınması, toplum tarafından kabul görmemeli” diyor. Tecavüz sonucu hamilelik ya da doğacak çocuğun sakat olmasının da kürtaja gerekçe oluşturamayacağını vurgulayan Katolik din adamları, yayınladıkları ortak açıklamada "Tüm çocuklar masumdur ve en iyi şekilde destek görmeye hakları vardır” görüşünü dile getirdi.

Rahel Klein

© Deutsche Welle Türkçe