′İran nükleer güç olarak tanınmalı′ | DÜNYA | DW | 20.04.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

'İran nükleer güç olarak tanınmalı'

İran'ın nükleer programı nedeniyle Batı ile yaşadığı gerginlik uzun süredir dünyayı meşgul ediyor. Bazı uzmanlara göre, çözüm İran’ın nükleer güç olarak tanınmasından geçiyor.

Tüm insanlık yani dünyada yaşayan 7 milyar kişi yılda 4 milyar ton ham petrol sarf ediyor. Ve yenilenebilir enerjilerin kullanımında gittikçe artış görülürken, ham petrole talep azalmıyor, tersine artıyor. Dünyanın az sayıdaki ülkesinde ham petrol rezervleri bulunuyor. Suudi Arabistan, Kanada ve Venezuela petrol rezervlerinin en fazla bulunduğu üç ülke! Bunların hemen ardından da yılda 21 milyar ton üretimle İran geliyor. Batılı ülkeler İran’ın ham petrolüne ihtiyaç duymazmış gibi bir tavır alıyor. İran’ın nükleer silah programında ısrar etmesini gerekçe gösteren ABD, AB ve diğer bazı ülkeler geçen yıl İran petrol ve doğal gazına ithalat ambargosu koydu. Peki, bu yaptırımların küresel ham petrol piyasasına ve İran ekonomisine etkisi ne olabilir? Ve Batılı ülkeler bu tutumlarında daha ne kadar diretebilir?

Ham petrol fiyatları

Küresel çapta anlaşmazlıklar ortaya çıktığında ham petrol fiyatları buna çok hassas tepki gösteriyor. Bunun sonucu olarak talep azalıyor, fiyatlar artıyor; serbest piyasanın mantığı böyle işliyor. Ancak bu tür dalgalanmalar bazı ülkelerin bütçelerinde büyük delikler açabilecek güçte. Özellikle ekonomisi güçlü ülkeler bunu derinden hissediyor.

Ancak asıl ham petrol ihracatına bağımlı olan İran bu durumdan zararlı çıkan taraf oluyor. Çünkü Batılı ülkeler bu eksiği bir biçimde gideriyor, en azından şimdilik… Avrupa için İran petrolünden yoksun olmak çok sorun yaratmadı. İran’a petrol ambargosu uygulama kararından sonra AB ülkeleri İran petrolünün devre dışı kalması üzerine Libya’dan ihtiyaçlarını gidermeye başladı.

Symbolbild EU-Ölsanktionen gegen Iran

ABD, AB ve diğer bazı ülkeler geçen yıl İran petrol ve doğal gazına ithalat ambargosu koydu

İran’a uygulanan petrol ambargosu nedeniyle ülkede ham petrol üretimi neredeyse üçte bir oranında azaldı. İran’da banka işlemleri, para akışı da ülkeye uygulanan yaptırımlar nedeniyle zorlaştı. Siyasi gözlemciler, İran’ın dolambaçlı yollardan, değiş-tokuş usulüyle ham petrolünü satmayı denediğini, örneğin Hindistan’ın mal ihracatı karşılığında İran'dan ham petrol aldığını belirtiyor. Ancak Alman ham madde uzmanı Alexander Poegel, bu tür ticaretin de ABD’nin baskısıyla zorlaştığını belirtiyor. Poegel, İran’ın özellikle teknik bilginin ülkeyi terk etmesinden olumsuz etkilendiğini, zira İran petrol sanayisi için büyük önem taşıyan yabancı firmaların büyük bir bölümünün ülkeyi terk ettiğini anlatıyor.

Alman uzman, İran’da sigorta sektörünün de büyük darbe aldığını vurgulayarak şunları ekliyor: "Yaptırımlardan önce deniz ticaretine ilişkin sigortaların yüzde 95’ini Avrupalı kuruluşlar düzenliyordu. Şimdi bunlar yapılmıyor. Limanlar ve İran ham petrolünü alanlar açısından bu çok riskli bir iş haline geldi. Bir zararın ortaya çıkması durumunda İran, alternatif sigortalar bulsa bile finansal işlemlere girişemiyor. Nihayetinde İran bu durumdan zararlı çıkan ülke konumunda, çünkü diğer ülkeler hacimlerini telâfi etti."

Suudi ve Batı Afrika petrolü

Alman ham madde uzmanı Poegel, sadece Suudi petrolünün değil, Batı Afrika menşeli ham petrolün de şimdilerde çok yoğun olarak ticarî dolaşımda olduğunu, bundan dolayı İran petrolünün devre dışı kalmasının telâfi edilebildiğini vurguluyor.

Peki, Batılı ülkelerin İran’a uyguladığı bu yaptırımlar ülkeyi dize getirebilecek mi? Ham petrol uzmanı ve aynı zamanda Dünya Ticaret Örgütü danışmanı olan Memduh G. Selami İran'ın boyun eğmeyeceği görüşünde: "İran, ‘bize baskıları artırırsanız, biz de Hürmüz Boğazı’nı kapatırız ve diğer Körfez ülkelerinin Boğaz üzerinden mal ihracatını önleriz’ diyebilir. Bu da ham petrol fiyatlarında istikrarı bozar.”

Symbolbild Erdölförderung Erdöl Öl

Hürmüz Boğazı üzerinden günde 20 milyon varil ham petrol sevk ediliyor

Kedi-fare oyunu

Şu anda Hürmüz Boğazı üzerinden günde 20 milyon varil ham petrol sevk ediliyor. Selamî, bu sorunun çözümünün İran’ın nükleer güç olarak tanınmasından geçtiği görüşünü savunuyor: "Batılı ülkeler ne kadar baskı uygularsa uygulasın, İran nükleer programını sürdürecektir. İran şimdiye kadar hep nükleer programını barışçıl hedefler doğrultusunda kullandığını ileri sürdü ama bu gerçeğin sadece bir yüzüdür. Hepimizin bildiği gibi uranyum zenginleştirme teknolojisine hâkim olan hiçbir ülke, barışçıl çabalarına son vermez."

Ham petrol uzmanı Selamî, Batının bu gerçeği kabul etmekten başka bir seçeneği olmadığını da vurguluyor. Siyasi gözlemciler ise İran ile Batılı devletler arasındaki kedi-fare oyununun bir süre daha dünya kamuoyunu meşgul edeceğine işaret ediyor.

©Deutsche Welle Türkçe

Rayna Breuer / Çelik Akpınar

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Reklam