Irak′ta Kürtlerin referandumu: Bölgeyi neler bekliyor? | DÜNYA | DW | 17.08.2017
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Irak'ta Kürtlerin referandumu: Bölgeyi neler bekliyor?

Geri adım atılmazsa Kuzey Irak'taki Kürtler 25 Eylül'de Irak'tan ayrılmayı ve bağımsız bir devlet kurmayı oylayacak. Olası bir ayrılıkta karşımıza nasıl bir Ortadoğu çıkabileceğini araştırdık.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) Haziran ayında ilan ettiği bağımsızlık referandumu, süreç planlandığı gibi devam ederse 25 Eylül'de yapılacak. Referandum takvimi şimdilik işliyor. Ancak bölge siyasetinde gündemin üst sıralarında olan referandumun yapılıp yapılmayacağıyla ilgili tartışmalar son günlerde yoğunlaşmış durumda. Olası bir bağımsız Kürt devletini istemeyen bölgesel aktörlerin baskısının yanı sıra IKBY içerisindeki görüş ayrılıkları ve merkezi Bağdat hükümetinin başta Kerkük meselesi olmak üzere yaptığı itirazlar, referandumu zora sokan başlıca konular arasında.

Peki referandum kararının alınmasında başrolü oynayan IKBY Başkanı Mesut Barzani'nin girdiği yolun "geri dönüşü" var mı?

Bunun cevabı yakın zamanda ortaya çıkacak, ancak halk oylamasının planlandığı gibi yapılacağı düşünülürse, "Nasıl bir yeni Ortadoğu haritası çıkacak?", "Bu harita hangi ülkeleri memnun eder, hangilerini etmez?", "Yeni bir etnik savaşın fitili ateşlenir mi?" gibi pek çok soru gündeme geliyor.

DW Türkçe, bu soruları Irak ve Ortadoğu siyasetini yakından takip eden isimlere sordu ve muhtemel bir Kürt devletiyle ortaya çıkabilecek tabloyu araştırdı.

Arap-Kürt çatışması yaşanır m?

Gazeteci ve akademisyen Bora Bayraktar, yıllardır bölgeden önemli haber ve araştırmalara imza atan bir isim. Irak siyasetini ve küresel güçlerin bölge politikasını yakından takip ediyor. Bayraktar, bağımsızlık referandumunu ve sonrasında olası bir ayrılık sürecinin sonuçlarına dair olumsuz bir tablo çiziyor. Referandumun Bağdat ile Erbil arasında bir Kürt-Arap etnik savaşını tetikleyebileceğini düşünen Bayraktar bunun en önemli nedenini şöyle açıklıyor:

"Kürtlerin tartışmalı bölgeleri referanduma dahil etmesi, buralarda hak iddia etmesi sorun. Hem Kerkük hem Hanekin ikisi de çok önemli petrol bölgeleri. İkincisi Irak haritasına baktığınızda şunu göreceksiniz suyun neredeyse tamamı Kürt bölgesinden geçiyor. Bağdat sadece üçte birlik enerji rezervini kaybetmeyecek, suyu da kaybedecek, Türkiye’yle teması kaybedecek. Kuzey çok önemli, Türkiye ile Suriye ile bağlantı çok önemli. Bu bölgelerin Irak’ın kontrolünden çıkması Irak’ı burada tamamen kadük bir devlet haline getirecek.”

Irak'taki tartışmalı bölgeler fiilen Kürtlerin kontrolünde.

Irak'taki tartışmalı bölgeler fiilen Kürtlerin kontrolünde.

Bağdat ile Erbil arasında en büyük anlaşmazlık konusu olan Kerkük, 2014 yılında IŞİD tehlikesine karşı peşmerge güçlerinin kente konuşlanmasıyla fiilen Kürt yönetiminin kontrolüne geçmişti. Geçen Mart ayında kamu binalarına Kürt bayrağı çekilmesi de gerilimi tırmandırmıştı. Kerkük'ün resmi olarak Kürt yönetimine mi yoksa Irak merkezi hükümetine mi bağlanacağı 2005 anayasasına göre bir referandumla belirlenecekti, ancak bu referandum şimdiye kadar yapılamadı.

Bütün Kürtler destekliyor mu?

Referandum kararı IKYB parlamentosunda alınmadı, beş büyük partinin üçünün parlamento dışında uzlaşmasıyla alındı. Çünkü parlamento bölgede yaşanan çatışmalar ve siyasi kriz nedeniyle işlevsiz konumda. Barzani'nin lideri olduğu Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ve Kürdistan İslami Birliği referandum kararında imzası olan partiler. Goran Hareketi ve Kürdistan İslami Topluluğu ise referanduma itirazları var, bunun parlamentoda atılması gereken bir adım olduğu görüşündeler. Bunlar referandumun elini zayıflatan en önemli konular olarak görülüyor. Irak'ın Kürt bölgesindeki siyasi konulara hakim gazeteci yazar Fehim Işık'a göre siyasi anlaşmazlıklar referandumun önünde engel değil ancak sonrasına dair şunları düşünüyor:

"Goran Hareketi'nin boykota gideceği veya hayır oyu kullanacağına dair işaretler de gelmeye başladı. Bunlar Kürtlerin elini zayıflatan nedenler. Yani referandum sonrası ortaya çıkacak tabloda olumsuzluklara yol açabilir. Ama sonrası için mutlaka yapılması gerekenlerden biri Kürtlerin iç uzlaşmalarını sağlamalarıdır.”

Bora Bayraktar ise siyasi anlaşmazlıklara rağmen, bağımsızlık söz konusu olduğunda milliyetçi duyguların öne çıktığını ancak Suriye'de yaşanan iç savaş tecrübesinin de önemli bir endişelendirdiğini söylüyor. Bayraktar'a göre referandumdan çok ciddi bir farkla "evet" oyu çıkma ihtimali yüksek.

Neden şimdi?

Referandum kararı öteden beri gelen bir bağımsızlık idealin sonucu mu, yoksa siyasi istikrarsızlık, çatışma ortamı gibi dönemsel koşulların etkisiyle mi alındı? Tartışmalarda önemli yer tutan soruyu Bora Bayraktar şöyle yanıtlıyor:

"Irak Kürtlerinin yıllardan beri bağımsızlık mücadelesi var. Bu bir idealin devamı. Ama Barzani kendisini bir açmaza soktu. Konjonktürün uygun olduğunu düşünüyor. Irak parçalanmış durumda, Suriye parçalanmış durumda ABD bölgede bağımsızlığa yeşil ışık yakıyor. Ama benim kişisel görüşüm konjonktür buna uygun değil. Başta Türkiye ve İran bu işe hiç de sıcak bakacak gibi değil. İran’ın buradaki etkisini kırmak için belki Körfez ülkeleri belki Kürt meselesine bir süre destek verebilir ama onun da uzun süreli olacağını düşünmüyorum. Yani biraz iç ve dış faktörler bir araya geldi. Bunu biraz da idealizm ve ideolojik olarak da kaçırmak istemedi.”

Irak'ın petrol rezervlerinin çok önemli bir kısmı Kerkük'te bulunuyor

Irak'ın petrol rezervlerinin çok önemli bir kısmı Kerkük'te bulunuyor

Fehim Işık'a göre ise daha çok dönemsel sorunlar Kürtleri bu karara itti. Giderek daha fazla İran denetimine giren Bağdat'ın Kürtlere ve diğer gruplara ciddi haksızlıklar yapmaya başladığını savunan Işık gelişmelerin artık bir arada yaşanamayacağının göstergesi olduğunu düşünüyor. Bölgenin ekonomik anlamda ciddi zorluklarla karşı karşıya kalması, ticaretin çatışma ortamından olumsuz etkilenmesi, Bağdat'la yaşanan bütçe krizi Işık'a göre bu referandum kararını hazırlayan diğer önemli koşullar.

Kim Kürt devleti ister, kim istemez?

Referandumdan büyük farkla "evet" sonucu çıksa bile, bağımsızlık ilanı ve Kürt yönetiminin ayrılık adımı hemen arkasından beklenen bir süreç değil. Eğer bir ayrılık olacaksa bunun daha uzun zamana yayılacağı görüşü hakim. Peki olası bir bağımsız Kürt devletini hangi ülkeler ister, hangileri istemez, Türkiye'nin pozisyonu ne olacak?

Bora Bayraktar'a göre bölgesel güçler Türkiye, İran, Irak, ve her ne kadar darmadağın olmuşsa da Suriye rejimi bölgede bir Kürt devletini istemiyor. Çünkü olası bir Kürt devleti buradaki dengeleri değiştirebileceğine, küresel güçlere alan açacağını ve yayılmacı bir politika izleyebileceğine işaret ediyor. Diğer taraftan kendisini "Arap denizinde dört tarafı kuşatılmış bir ada” gibi gören İsrail çok net bir şekilde Kürt bağımsızlığını destekliyor. Dolayısıyla bir Kürt devletinin buradaki Arap yapıyı kırması, burada yeni bir güç odağı oluşması İsrail açısından istenen bir durum.

ABD'nin sıcak baktığını belirten Bayraktar, ancak bölgedeki dengeleri kendi aleyhlerine değiştirmemek ve bir karşıtlık oluşturmamak için bunu açıkça ilan etmediğini söylüyor. Rusya ise ikilemde kaldığı gözlenen devletlerden. Bayraktar, bu ikilemin en büyük nedeninin olası Kürt devletinin ABD'ye yakın olma ihtimali olarak açıklıyor, "hem Kürt grupları yakınımızda tutalım ama diğer taraftan da ABD güdümünde olmasın" gibi zorlu bir politikanın yürütüldüğünü savunuyor.

Türkiye'nin pozisyonu

Türkiye, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin aldığı referandum kararına net bir şekilde karşı çıkmıştı. Son olarak Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, referandumun Irak'ı iç savaşa götürebileceği uyarısında bulundu. 

Ankara'nın son yıllarda IKBY ile özellikle enerji konularından kurduğu çok iyi ilişkilere rağmen referandumdan geri adım atılması için çabalayacağı görülüyor.

Bora Bayraktar'a göre Türkiye'nin hem Barzani'yi küstürmeden ilişkileri devam ettirmek hem de Irak'ın toprak bütünlüğünü korumak gibi zor bir pozisyonu var. Bayraktar, Erbil'e baskı kurmak için Türkiye'nin Bağdat'la yakın duracağını ve bağımsız Kürt devletine net bir şekilde karşı çıkan İran'la ilişkilerin önem kazanacağına işaret ediyor. Nitekim, İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri'nin Ankara ziyareti bu yakınlaşmanın ilk önemli göstergelerinden biri. Bu ziyaretin 1979'dan bu yana İran'dan Türkiye'ye yapılan en üst düzey askeri ziyaret olduğunun altını çizmek gerek.

© Deutsche Welle Türkçe

Gökhan Yivciger

Reklam