İktidar mücadelesinin kurbanları | DÜNYA | DW | 26.08.2015
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

İktidar mücadelesinin kurbanları

Güney Sudan’daki iktidar savaşı, aşiretler arası düşmanlığın tetiklendiği etnik katliam görünümüne büründü. Yaklaşık 10 bin kişinin öldüğü tahmin ediliyor. 2 milyon insan savaştan kaçıyor.

17 Ağustos’ta bir barış anlaşmasına imza atması beklenen Güney Sudan Devlet Başkanı Salva Kiir, son anda fikrini değiştirdi. Salva Kiir düşünmek için iki haftalık süre istedi. Etiyopya Başbakanı Hailemariam Dessalegn, konuya ilişkin yaptığı umut verici açıklamada hükümetin iki hafta sonra anlaşmayı imzalayacağını düşündüğünü söyledi. Kuzeydoğu Afrika’da Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi‘nin (IGAD) de başkanlığını yapan Dessalegn, yaklaşık 20 aydır Güney Sudan’daki iç savaşın son bulması için arabuluculuk yapmaya çalışıyor. Bu çabalar ABD, Çin, Afrika Birliği ve BM tarafından da destekleniyor.

Kanlı iç savaş

Hükümet askerlerinin elinden sağ kurtulmayı başaran Nuer aşiretinin bir mensubu, başkent Juba'da yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "Bizi Juba’da yakalayıp hükümetin kamplarından birine götürdüler. Orada açık havada insanları öldürüyorlardı. Çığlıklarını duyuyorduk. Biz içerdeydik ama bize de ateş açtılar."

Ancak herkes onun kadar şanslı değil. Savaşın diğer cephesindeki Dinka aşiretinden bir kadın, ülkenin kuzeyindeki Malakal adlı kentte kocasının gözleri önünde nasıl öldürüldüğünü anlatıyor: "Savaşçılardan biri silahını ona doğrulttu ve hiç tereddüt etmeden ateş etti. Karnına isabet eden kurşun sırtından çıktı."

Kanlı iç savaşta 10 binlerce kişinin öldüğü tahmin ediliyor. Ancak kimse kesin sayıyı bilmiyor. Tüm ülke neredeyse bir harabeye dönmüş durumda. Ülkenin kuzeyindeki Bentiu kentinde yaşayan kadın hükümet birliklerinin ev, okul ve hastaneleri yerle bir ettiğini anlatıyor.

Kişisel iktidar mücadelesi

İnsan Hakları İzleme Örgütü, her iki aşiret mesuplarının da korkunç suçlar işlediğini belirtiyor.

Siyasi güç mücadelesinden doğan iç savaş, artık ülkeyi kan gölüne çeviren etnik katliama dönüştü. 2013 Temmuzunda Devlet Başkanı Salva Kiir, aynı zamanda rakibi olarak gördüğü Devlet Başkanı yardımcısı Riek Machar’ı görevden almış ve 5 ay sonra da Machar'ı darbeye teşebbüs etmekle suçlamıştı. Kiir Dinka aşireti, Machar ise Nuer aşireti mensubu oldukları için iki grup arasındaki düşmanlık yeniden alevlenmişti. Hem Kiir hem de Machar bu düşmanlığı kasıtlı olarak iktidar mücadelesine alet etti.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden Skye Wheeler "Artık insanların güvende olduğu bir yer kalmadı. İnsanlar kilisede, hastanede bile saldırıya uğruyor. Her iki taraf da oldukça büyük bir tahrip yarattı. Evleri, pazar yerlerini ateşe verip yağmaya izin verdiler" diye konuşuyor.

2014 yılının Ocak ayından bu yana yapılan sekiz ateşkes anlaşması da sonuç vermedi. Yaklaşık 2 milyon Sudanlı savaştan kaçıyor. 4 milyon 500 bin kişi ise açlık tehlikesi ile karşı karşıya. Neue Zürcher Zeitung‘ta konuya ilişkin yer alan yorumda " İktidar hırsının yanında ülkenin harap edilmesi Machar’ın da Kiir‘in de umurunda değil" deniyor.

Uluslararası baskılar

Diğer yandan Kiir’in iki haftalık süre istediği barış anlaşmasının hükümet temsilcileri tarafından ret edildiği belirtiliyor. Enformasyon Bakanı bu anlaşmanın sadece tasviye niteliğinde olduğunu öne sürüyor.

Riek Machar anlaşmayı imzaladığı için Batılı ülkelerin ihtarları Salva Kiir’e odaklanmaya başladı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby şunları söyledi: "Güney Sudan hükümetinden, iki haftalık düşünme süresinin ardından anlaşmayı imzalamasını talep ediyoruz. Aksi takdirde inatçılığın bedeli ağırlaşacaktır. ABD hükümeti yerel ve uluslararası ortakları ile baskıları nasıl artırabileceğini görüşmektedir."

© Deutsche Welle Türkçe

Jürgen Stryjak

Önerdiğimiz linkler

Reklam