1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

"İnsan onuruna yaraşır bir asgari ücret belirlenmeli"

4 Aralık 2020

İşçi konfederasyonları, asgari ücret için hükümet ve işverenle masaya oturmadan önce bir bildiri yayımlayarak "insan onuruna yaraşır" bir asgari ücret politikası benimsenmesini istedi.

https://p.dw.com/p/3mDNq
Fotoğraf: picture-alliance/AP Photo/P. Giannakouris

Koronavirüs salgınının yol açtığı olumsuz ekonomik koşullarda 2021 yılına ilişkin asgari üretin belirlenmesi sürecinde Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun ilk toplantısı bugün başlamadan önce, işçi temsilcileri ortak bir bildiri yayımladı.

Türk-İş, Hak-İş ve DİSK bugün yayımladıkları ortak bildiride, "2021 yılında geçerli olacak asgari ücretin pandemi koşullarında yaşanan iş ve gelir kaybı dikkate alınarak insan onuruna yaraşır bir geçim ücreti olarak tespit edilmesi ortak düşüncemizdir" denilerek "Üç İşçi Konfederasyonu insan onuruna yaraşır bir asgari ücret belirlenmesi taleplerini bir araya gelerek ortaklaştırmıştır" ifadeleri kullanıldı.

"Ekonomik durum gerekçe değil"

Asgari ücret düzeyinin birçok AB üyesi ülkenin gerisinde olduğu belirtilen açıklamada "Asgari ücret bir pazarlık ücreti değildir. İşçinin ailesiyle birlikte insanca yaşamaşını sağlayacak gelirdir" denildi.

"Bebek bezi yerine poşet, mama yerine şekerli su"

Ayrıca  "Çalışanlar yaşanılan ekonomik sıkıntıların nedeni değil mağdurudur ve "ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum” gerekçesiyle asgari ücretin düşük belirlenmesi kabul edilemez" ifadesi kullanıldı.

İşçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nda işçileri en fazla üyeye sahip işçi sendikaları konfederasyonu olarak Türk-İş, işveren tarafını Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) , hükümeti ise Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk temsil ediyor.  

Asgari ücretin belirlenmesine ilkeler

Bildirilerinde belirli bir rakam telafuz etmeyen işçi temsilcileri, komisyon çalışmaları sırasında temel alınması gereken ilkeler arasında asgari ücretin günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre işçinin ve ailesinin insanca yaşamasını mümkün kılacak ve insanlık onuruyla bağdaşacak şekilde belirlenmesi gerektiği ve salgın koşullarının yarattığı gelir kaybı ve gider artışlarının da dikkate alınması gerektiğinin dikkate alınmasını istediler.    

Asgari ücretin asgari geçim indirimi hariç ve net olarak açıklanmasını, bu ücretten yapılacak vergi, sosyal güvenlik vb. kesintilerin net tutarın üzerine ilave edilmesini ve yıl boyunca asgari ücretin açıklanan bu net ücretin altına düşmemesini talep ettiler.

Ücretlerin asgari ücrete tekabül eden kısmının vergiden muaf olması gerektiğini belirten işçi konfederasyonları, ayrıca ücretliler için damga vergisi uygulaması kaldırılmasını, asgari ücret sonrası ilk vergi basamağı için uygulanacak oranın yüzde 10 olması gerektiğini belirttiler.

Asgari ücretin herhangi bir ayrım yapılmadan yine ulusal düzeyde tek olarak ve yıllık belirlenmesi gerektiğini belirten konfederasyonlar, asgari ücretin ekonomik ölçülerin ötesinde sosyal bir ücret olarak kabul edilmesi gerektiğini  ve bu özelliği temel alınarak belirlenmesi gerektiğini kaydettiler.

Asgari ücret açlık sınırının altında

2019'da yüzde 26,1, 2020'de yüzde 15 artırılan net asgari ücret şu an 2 bin 324 lira. Hükümet, yüzde 8’lik 2021 enflasyon hedefine göre artırımda bulunursa, asgari ücret 2 bin 510 liraya yükselecek.

Ancak Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), Eylül ayına ait araştırmasına göre Türkiye'de dört kişilik bir aile için açlık sınırı 2 bin 447 liraya, yoksulluk sınırı ise 7 bin 973 liraya yükseldi. 

DW/SSB,GA

© Deutsche Welle Türkçe