Güney Afrika liderine veda | DÜNYA | DW | 06.12.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Güney Afrika liderine veda

Apartheid rejimine karşı verdiği mücadele ile efsaneleşen Güney Afrika’nın ilk siyahî lideri Nelson Mandela 95 yaşında hayata veda etti. Mandela, asrın demokrasi kahramanlarından biri olarak görülüyor.

Güney Afrika'nın efsanevi lideri Nelson Mandela'nın babası Gadla, 1918 yılında vaftiz edilen oğluna ‘Rolihlahla' ismini verirken, muhtemelen oğlunun bu ismi ne denli büyük bir onurla taşıyacağını öngörememişti. Rolihlahla ismi, Mandela'nın mensubu olduğu Kosa halkının dilinde, ‘dalları kıran ilk kişi'ya da başka bir deyişle ‘kızdıran kişi' anlamına geliyor.

Güney Afrika'nın ‘Madiba'sı (mensubu olduğu kabilenin Mandela'ya taktığı lakap) ülkenin adaletten yoksun devletini de kim bilir ne kadar kızdırdı!

1963 yılında görülen Rivonia davasında ‘Güney Afrika hükümetini devirmek için gizli planlar yapmak' suçundan ömür boyu hapse mahkûm edilen Mandela'nın dava sırasında verdiği ifadedeki şu sözleri tarihe geçti: “Ben herkesin uyum içinde yaşadığı, eşit fırsatlara sahip olduğu bir demokratik ve özgür toplum idealini savunuyorum. Bu uğruna yaşayacağım ve başarıya ulaşacağını umduğum bir ideal ve gerekirse bu ideal için ölmeye de hazırım.”

Mücadelesi gençliğinde başladı

Mandela daha genç yaşlarda iken birilerini ‘kızdıracak' olan karakterinin sinyallerini vermeye başladı. Kabilesinde ‘seçkin' bir konuma sahip olduğu çocukluk yıllarından sonra, hukuk eğitimi aldığı üniversitede protestoların liderliğini üstlendi. Zorunlu evlilikten kaçarak Johannesburg'a gelen Mandela, burada daha da politize oldu.

Bildergalerie Jürgen Schadeberg

Mandela, 1958 yılındaki bir davada

1944 yılında merkez-sol çizgideki parti Afrika Ulusal Kongresi'ne (ANC) üye oldu. 1948 yılında aşırı milliyetçi Ulusal Parti iktidara geldi ve ülkede siyahlara yönelik ayrımcılığı daha da artırdı. Bu esnada ülkenin ilk siyahî avukatı olmayı başaran Mandela, 1952 yılında kendi avukatlık bürosunu kurdu. Bu yıllarda, ırkçı Apartheid rejimine karşı ülkedeki protestolar giderek daha da büyüdü.

Afrika Ulusal Kongresi'nin yasaklanmasının ardından 1961 yılında yeraltında "Ulusun Mızrağı" adlı silahlı bir örgüt kuran Mandela 1962 yılında gizlice yurtdışına gitti ve Afrika Ulusal Konseyi bünyesinde kurulan özel kadroların askeri eğitim alabilmesi için kaynak arayışına girdi. Ülkeye dönüşünden sonra ise tutuklandı ve Rivonia davasında yargılandı. Mandela, Güney Afrika'nın ‘Alcatras'ı olarak bilinen Kapstadt yakınlarındaki Robben Adası'nda tam 17 yıl tutuklu kaldı.

1985 yılında Afrika Ulusal Kongresi'nin silah bırakması şartına bağlı olarak hakkında af kararı çıkarılmasını reddetti. Ancak el altından müzakereler sürdü ve siyahî lider 27 yıl mahkûmiyetten sonra 11 Şubat 1990'da serbest bırakıldı. Bir yıl sonra ANC'nin başkanlığına seçilen siyasetçi, 1993 yılında da Apartheid rejimine karşı mücadelesinden ötürü Nobel Barış Ödülü'ne layık görüldü.

1994 yılında Güney Afrika'nın ilk siyahî başkanı seçilen Mandela, bu göreve geldiği tarihten itibaren Güney Afrika'da çok ırklı demokrasinin oturması ve eşitliğin sağlanması için mücadelesini sürdürdü.1999 yılında aktif siyasi hayata veda eden efsanevi lider, sosyal sorumluluk projelerinde görev almaya başladı. Mandela, özellikle çocuklar ve AIDS hastaları için yürütülen kampanyalarda rol aldı. Ülkede yoksulluğa karşı mücadele de Mandela'nın siyasi başarıları arasında sayılıyor.

Özgürlük savaşçısı olarak hatırlanacak

Uluslararası alanda Mandela, özellikle Burundi'daki iç savaş esnasında üstlendiği arabulucu rol ve Irak Savaşı döneminde ABD ile İngiltere'ye yönelik eleştirileri ile hatırlanıyor. 2004 yılında Afrika kıtasındaki ilk Dünya Kupası'nın düzenlenmesi için üstün çaba gösteren Mandela, 2010 yılında düzenlenen turnuvaya, torununun çocuğu 13 yaşındaki Zenani Mandela'nın Dünya Kupası konseri dönüşü bir trafik kazasında hayatını kaybetmesi nedeniyle katılamadı.

Bu tarihten itibaren sağlık durumu da gittikçe kötüleşen Mandela, köyüne çekildi.

Mandela'nın ölümü ile birlikte dünya büyük bir özgürlük savaşçısını ve devlet adamını kaybetti. Mandela'nın ‘babası' olduğu iktidardaki Ulusal Afrika Kongresi'nin bu yitimden sonra Afrika kıtasındaki pek çok özgürlük mücadelesinin vardığı sona doğru yönelmesinden endişe ediliyor: Görevi kötüye kullanma ve kayırmacılık.

© Deutsche Welle Türkçe

Friederike Wintgents / Başak Özay

Editör: Hülya Schenk

Reklam