′Göç Almanya′ya yarıyor′′ | ALMANYA | DW | 17.10.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

'Göç Almanya'ya yarıyor''

Almanya’daki pek çok kent idaresi, AB’nin yoksul ülkelerinden gelen göçmenlerden şikâyetçi. Ancak Avrupa Komisyonu’nun son araştırması, tam aksine Almanya’nın göçten kâr sağladığını ortaya koyuyor.

Berlin, Mannheim ya da Duisburg gibi büyük kentler, bir süredir büyük oranda yoksul insanla başa çıkmak durumunda. AB'nin en yoksul iki ülkesi Romanya ve Bulgaristan'dan bu kentlere gelenler, düşük nitelikli evlerde yaşıyor. Aileler çocuk başında her ay 190 euro alıyor. Bu oran Almanya için yüksek sayılır ancak göçmenler için ülkelerindekinden çok daha yüksek bir tutar. İş bulamadıkları için Almanya'yı üç ay içinde terk etmek zorunda olsalar da geldiklerine değiyor.

Söz konusu kentlerin yetkilileri gelecek konusunda endişeli. Çünkü gelecek yıldan itibaren Bulgarlar ve Rumenler de diğer AB ülkesi vatandaşlarıyla eşit haklara sahip olacaklar. Bu da Almanya'ya geldikleri ilk üç ay içinde işsizlik desteği alabilecekleri anlamına geliyor.

Avrupa Komisyonu'nun 9 Ekim'de açıklanan bir raporunda ise daha farklı bir tablo ortaya çıkıyor: Almanya'nın şikâyet etmesi için hiçbir sebep yok zira şu anda AB içindeki göçten kâr bile sağlıyor.

Araştırmada, AB'nin yoksul ülkelerinde göçün zengin ülkelerin sosyal sistemini nasıl etkilediği ele alınıyor. Buna göre, Almanya'daki AB içinden gelen göçmenlerden devletten sosyal destek alanların oranı yüzde 5'ten daha az. Bu, Finlandiya, Fransa, Hollanda ya da İsveç'tekiyle aynı oran. Göçmenlerin çoğu en azından birinin işinin olduğu ailelerde yaşıyor. Araştırma, AB vatandaşlarının sosyal sistemden faydalanmak için başka bir üye ülkeye göç ettiği yönünde neredeyse hiçbir belirti olmadığına dikkat çekiyor. Daha ziyade mesleki ya da ailevi nedenlerle göç edildiği belirtiliyor.

AB Komisyonu'nun istihdam ve sosyal işlerden sorumlu üyesi Laszlo Andor da Alman Der Spiegel dergisine verdiği demeçte, Rumen ve Bulgarların büyük bir çoğunluğunun çalıştığını ve Almanya'nın büyümesine katkı sağladığını ifade etti. Andor, bu insanların vergi ödeyip, sosyal sigorta katkı paylarını ödediğini ve Almanya'da para harcadığını söyledi. Rakamlar da Andor'un ifadelerini doğruluyor. İki ülkeden gelen göçmenlerin yüzde 20'den fazlasının üniversite diploması var. Bu, Alman halkı içerisindeki ortalamadan daha yüksek.

Duisburg Belediyesi İdari İşler Müdürü Reinhold Spaniel de sorunun Romanya ve Bulgaristan'dan gelen yüksek nitelikli insanlar olmadığını tam aksine yoksul, kötü ya da hiç eğitim almamış kişiler olduğunu söylüyor. Spaniel, yoksulluk kadar ırkçılığın da bu ülkelerdeki bazı insanları ülkelerini terk etmeye zorladığını kaydediyor.

Her ay 500 göçmen geliyor

Bu durumdan özellikle umutsuzluk içinde yaşayan Romanlar muzdarip. Çoğu eğitimsiz olan ve okuma yazma dahi bilmeyen bu insanların daha çok Duisburg gibi kiraların düşük olduğu kentlere gittiği belirtiliyor. Sadece şu anda 8 bin 500 yoksul göçmen Duisburg'da yaşıyor ve sayıları her ay 500 civarında artıyor.

Köln Üniversitesi'nde yoksulluk konusunda araştırmalar yapan Christoph Butterwegge, şu görüşü dile getiriyor: "Bu, özellikle Ruhr Bölgesi'nde yüksek oranda borcu bulunan kentler için finansal açıdan bir sorun yaratabilir. Ancak genel olarak Almanya için bakacak olursak şu çok bariz: Tabii ki bu sorunu ortadan kaldırmak için yeterince finansal kaynak mevcut.“

Ancak Almanya İçişleri Bakanı Hans-Peter Friedrich, AB'nin bu konuda yeni düzenlemeler bulması gerektiği konusunda ısrar ediyor. Örneğin ilk gelişinde geldiği ülkede iş bulamayan insanların bir kez daha geri gelmesinin engellenmesi gerektiğini ifade ediyor.

Christoph Butterwegge, İçişleri Bakanı'nı sert bir şekilde eleştiriyor: "Sayın Friedrich, seçim kampanyasının sona erdiğini fark etmeli artık. Bu yoksul mültecileri, seçim kampanyası sırasında göç konusunda çok sıkı engeller konulması tavsiyesinde bulunarak kendi amaçları için kullandı. Artık özellikle Rumen ve Bulgarlar konusunda, bu kişilerin de AB vatandaşı olduğu gerçeğini kabul etmeli. Sermayenin serbest dolaşımını daha fazla tercih ediyor ancak en önemlisi insanların serbest dolaşımıdır.”

© Deutsche Welle Türkçe

Michael Lawton / Başak Sezen

Editör: Ahmet Günaltay

Reklam