Fransa′nın kuzeyine mülteci akını | AVRUPA | DW | 01.10.2014
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

Fransa'nın kuzeyine mülteci akını

Fransa’nın liman kenti Calais de tarihinin en yoğun mülteci akını ile karşı karşıya. İngiltere’ye ulaşmak isteyen binlerce mülteci bu küçük şehrin civarında zor koşullarda yaşam mücadelesi veriyor.

Fransa’nın kuzeyindeki Calais kentinde yaşananlar bir aksiyon filminin sahnelerini aratmıyor. Otoyoldan, İngiltere’ye gidecek olan vapurların kalktığı limana yönelen ve ağır ağır ilerleyen kamyonlara doğru koşturan bir grup insan, bu kamyonların çektiği kasalara ve konteynerlere girmeye ve bu yolla kaçak olarak 30 kilometre uzaklıktaki İngiltere’ye geçmeye çalışıyor. Bu durumu kendi kamyonu ile defalarca yaşayan Polonyalı bir şoför, Fransız polisini gerekli önlemleri almamakla suçluyor ve kamyonlarında kaçak göçmen bulunduğu zaman İngiltere gümrüğünde kendilerinin ceza ödemek zorunda kaldıklarını dile getiriyor.

Fransa polisi ise aslında yetersizlikten ve imkanların kısıtlı olmasından dolayı başa çıkamıyor bu sorunla. Sadece bu yıl içinde Fransız polisi 8 bin kaçak göçmen vakasını kayda geçirmiş. Bu rakam da geçtimiz yılın tamamında hakkında zabıt tutulan vakaların tam dört katına tekabül ediyor. Kamyonlara atlamaya çalışan genç bir Yemenli mülteci Calais şehrine gelene dek çok çileler çektiklerini, özellikle iç savaş halindeki Libya’da, çatışmalar, işkenceler, çeteler ve katliamlar görerek tam bir cehennemden geçtiklerini ifade ediyor.

Belediye başa çıkamıyor

Calais Belediyesi ise kentteki yoğun kaçak göçmen nüfusu ile başa çıkamaz hale gelmiş durumda. Fransa, ülkeye daha fazla kaçak mülteci gelmemesi için insani koşullara uygun barınaklar inşa etmiyor. Bu yüzden, yüzlerce, binlerce insan şehrin etrafında oluşturdukları derme çatma kulübelerde ve çadırlarda yaşam mücadelesi veriyor. Bir kısmı yiyeceklerini çöplerden topluyor. Topluca yaşadıkları yerlerde ağır bir dışkı kokusu hakim. Calais Belediye Başkan Yardımcısı Philippe Mignonet kentin bu sorunla yalnız bırakıldığı görüşünde:

Philippe Mignonet, "Calais bir göçmen kenti değil, bir savaş bölgesi değil. 15 yıldır bu sorunla kendi başımıza mücadele ediyoruz. Tüm Avrupa bizi eleştiriyor ve bir de Lampedusa ile kıyaslıyor. Ancak Avrupa’da bu durumla ilgili bir karar alan hiç kimse yok. ‘Şunu şöyle yapın, bunu böyle yapın’ demek her zaman çok kolaydır. İyi o zaman, buyrun siz birşeyler yapın” diyor.

Hedef İngiltere

Avrupa Birliği’nde yürürlükte olan ilgili anlaşma gereği kaçak göçmenler hangi ülkenin topraklarına ayak basarlarsa sığınma başvurusunu orada yapmak zorunda. Ancak İtalya’da, Bulgaristan’da ya da Kıbrıs’ta kalmak pek tercih edilmiyor kaçak göçmenler tarafından. Bu yüzden yakalanmadan bir şekilde daha rahat edebileceklerini düşündükleri ülkelere gitmeye çalışıyorlar. Bu ülkelerin başında da kimlik ibraz zorunluluğunun olmadığı İngiltere geliyor. Ayrıca çok sayıda mülteci, İngiltere’deki akrabalarının yardımıyla daha iyi gizlenebileceği düşüncesine sahip.

Daha önce yaklaşık 50 kez İngiltere’ye geçmeye çalışan ama her seferinde başarısız olan Sudanlı Abdül Hamid için ise İngiltere eski çekiciliğini yitirmeye başlamış durumda. Calais kentinin yakınındaki bir fabrika alanında yaşam mücadelesi veren Hamid yaşadığı hayal kırıklığını ve çaresizliğini şu sözlerle dile getiriyor:

“Böyle olacağı hiç aklıma gelmedi. Avrupa’nın ve Fransa’nın bir cennet olduğunu düşünüyordum. Burada güvenli bir hayatım olacak sanıyordum. Şimdi her gün saatlerce düşünüyorum, acaba evden ayrılmak bir hata mıydı diye.“

© Deutsche Welle Türkçe

Georg Matthes