′Ferguson bir istisna değil′ | DÜNYA | DW | 19.08.2014
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

'Ferguson bir istisna değil'

ABD'deki sivil toplum kuruluşları, Ferguson'da siyahi bir gencin polis tarafından vurulmasının münferit bir vaka olmadığı görüşünde. Uzmanlara göre, başka yerlerde de siyahilere karşı orantısız şiddet kullanılıyor.

ABD'nin Missouri eyaletine bağlı Ferguson kentinde yaklaşık bir hafta önce bir siyahî gencin öldürülmesiyle başlayan gerginlik yatışmıyor. Polisin sert şekilde müdahale ettiği protestolarda en az 31 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Polisin verdiği bilgilere göre, iki gösterici polise ateş açtı; üç Alman gazeteci ise geçici olarak gözaltına alındı, daha sonra serbest bırakıldı. Başkan Obama ‘sükûnet' çağrısı yaparken, uzmanlar ise Ferguson'da olanların bir istisna teşkil etmediği uyarısında bulunuyor.

Temsiliyet sorunu

St. Louis yakılarındaki Ferguson'da siyahîler ile beyazlar arasındaki dengesizlik uç noktalarda. 21 bin nüfuslu kentin üçte ikisini siyahîlerin oluşturmasına karşın, Belediye Başkanı'nın yanı sıra belediye konseyinin altı üyesinden beşi beyaz. Emniyette ise 53 polis memurundan 50'si beyaz. Pek çok gözlemci, siyahî Michael Brown adlı gencin polis kurşunuyla hayatını kaybetmesinin bu dengesizliğin bir tezahürü olduğu görüşünde. Kaliforniya Üniversitesi Afroamerikan Araştırmaları Merkezi Direktörü Sosyolog Darnell Hunt, “Ferguson için söyleyebileceğim, her hesabın kötü olduğu. Belediye konseyini çoğunlukla beyazlar oluşturuyor, okul idaresinde ağırlık beyazlarda, keza poliste de öyle. Sanki 1940'lardaki eşit haklar mücadelesi döneminden söz ediyoruz" şeklinde konuşuyor.

'İstisna değil'

Peki, Ferguson münferit bir vaka mı? Yapılan bir ankete göre, siyahîlerin yüzde 80'i Ferguson'un bir istisna teşkil etmediği ve Brown'un öldürülmesinin ABD'deki ırkçılığa dair önemli noktaları açığa çıkardığı kanısında. Ankete katılan beyazların ise sadece yüzde 37'si bu görüşte. Çok sayıda sivil toplum kuruluşunun çatı örgütü konumundaki Medeni ve İnsan Hakları Liderlik Konferansı adlı örgütün sözcüsü Lexer Quamie şöyle konuşuyor: “Bence Ferguson, bu ülkede son yıllarda tekrarını defalarca gördüğümüz bir olaylar zincirinin son örneği.”

Quamie, polislerin silahsız siyahileri vurarak öldürdüğü ve ceza almadığı sayısız vaka olduğuna dikkat çekiyor. Sol liberal eğilimli “Mother Jones” dergisine göre, sadece temmuz ayının ortalarından bu yana dört siyahî genç polis kurşunuyla yaşamını yitirdi. Sosyolog Darnell Hunt, silahsız beyaz gençlerin vurulması olaylarına dair ise kulaklarına hiçbir şey çalınmadığını söylüyor. Sosyologa göre bu bir tesadüf değil:“Siyahîlerin tehdit olarak görüldüğü bir bakış açısını temsil ediyor bu, özellikle de siyahî erkekler kontrol altına alınması gereken ve bu noktada da polise ihtiyaç duyulan birer tehdit olarak görülüyor ve bu koşullar altında kişisel dokunulmazlığa sığınarak öldürücü bir güç kullanılabiliyor.”

İşsizlik yüksek, yoksulluk büyük

Medeni ve İnsan Hakları Liderlik Konferansı kuruluşu bu nedenle ten rengine göre polis kontrolü yapılabilmesinin yasaklanmasını, karakolların Adalet Bakanlığı tarafından denetlenmesini ve bakanlığın her bölgede polis kadrosunu oluşturmasını talep ediyor. Sosyolog Darnell Hunt, “Siyahî bir başkanımız olmasına rağmen, ülkedeki Afro-Amerikalıların durumu yirmi yıl öncesine nazaran çok daha kötü” diyor. Siyahîlerin ABD'de yaşamın pek çok alanında dezavantajlı konumda olduğunu söyleyen uzman, siyahîler arasındaki işsizlik oranının beyazlar arasındakinin iki katı olduğunu, ailelerin gelirinin ise ülke ortalamasının üçte biri oranında daha az olduğunu belirtiyor. Ayrıca siyahîlerin yoksulluk ve hapis cezası ile de daha sık karşılaştığını belirten Hunt, medyanın ABD'nın ‘ırkçılık sorununun geçmişte kaldığı' gibi bir algı yaratmaya çalıştığını fakat Ferguson'daki gibi olayların bazı şeylerin yanlış gittiğini gösterdiğini vurguluyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Dеnnis Stutе / BÖ

Reklam