1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

FAZ: Alman hükümeti rekabet gücünün kaybedilmesini düşünmeli

29 Mayıs 2019

Almanya’nın rekabet gücü sıralamasında gerilemesi, İtalya’da aşırı sağcı partinin oylarını artırması, Weber’in Avrupa Komisyonu başkanlığına adaylığı ve İsrail’de hükümetin kurulamaması dikkat çeken konular arasında.

https://p.dw.com/p/3JMqr
Fotoğraf: picture-alliance/dpa/Sebastian Widmann

29.05.2019 - Alman basınından özetler

Frankfurter Allgemeine Zeitung, Uluslararası Yönetim Geliştirme Merkezi (IMD) tarafından açıklanan Dünya Rekabet Gücü Raporu'nda Almanya’nın 17'nci sırada yer almasını konu ediyor.

"İsviçre'nin Lozan kentindeki Uluslararası Yönetim Geliştirme Merkezi'nin hazırladığı endekste, dünyanın en büyük dördüncü ekonomisi 17'nci sırada yer alıyor. Almanya, bundan beş yıl önce bu endekste altıncı sıradaydı. Bu durumun Berlin'deki hükümeti düşündürmesi gerekiyor. Çünkü bu düşüşün nedeni izlenen politika. Vergi politikasında yaşanan durağanlık Almanya'nın gerilemesine yol açtı. Almanya, hiçbir değişiklik yapılmaksızın hâlâ işletmelerin kazancından yaklaşık yüzde 30 vergi alıyor ve böylelikle gelişme ve yatırım için gereken hareket alanını ellerinden alıyor. Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Norveç ve İsveç gibi bir çok ülke, hâlâ cazip olmak veya cazip hâle gelebilmek için işletme vergilerinde indirime gitti. Hatta İsviçre bile vergi reformu ile rekabet gücünü artırmak için çaba gösteriyor."

Avrupa Parlamentosu seçimlerinde İtalya'da Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Matteo Salvini liderliğindeki aşırı sağcı Lig partisi oyların yüzde 30’undan fazlasını alarak, birinci parti oldu. Karlsruhe’de yayımlanan Badische Neueste Nachrichten, İtalya’nın siyasetin sağa kaymasını işliyor:

"İtalya sağ eğilimler gösteriyor. Salvini'nin Neofaşistlere yakın olmaktan kaçınmaması, yapılan anketlere göre birçok İtalyan'ı rahatsız etmiyor. Burada soru, sağ eğilimi ile daha ne kadar ileriye gideceği. İçişleri Bakanı'nın, diğer sağcı milliyetçi parti ile koalisyon kurmak yerine kendisinin başbakan olabilmesi için bir hükümet krizi yaratarak, erken seçimlere gidilmesi için provoke etmesi ihtimal dışı değil. İtalya daha önce de güçlü adamları tercih etme eğilimi göstermişti. Bakınız Benito Mussolini ve Silvio Berlusconi."

Hamburg'da yayımlanan haftalık Die Zeit gazetesinde Avrupa Komisyonu başkanlığı için aday olan isimlerden Alman siyasetçi Manfred Weber mercek altına alınıyor:

"Aşağı Bavyeralı Manfred Weber'in ABD Başkanı Donald Trump karşısında kendine güvenli bir şekilde Avrupa'yı temsil edeceği konusunda Brüksel'deki bazı kesimlerin kuşkuları var. Bu türden kuşkular kibir içeriyor. Weber, eğer bir gün Oval Ofis'ten içeriye girerse, elbette korkudan düşüp bayılmayacak. Karizması yetersiz ama üstleneceği görevler bu durumu değiştirecektir. Ancak içerik olarak kendini açması gerekiyor. Weber, güçlenen Yeşillere yakınlık göstermek ve Komisyon'un izleyeceği siyasetin merkezine iklim krizini yerleştirmesi gerekiyor. Bunun için de cesaret ve siyasi hayal gücüne ihtiyacı var. Weber'in aday olarak, şimdi ikisine de sahip olduğunu kanıtlama fırsatı bulunuyor"

İsrail'de 9 Nisan'da yapılan genel seçimlerde Başbakan Benyamin Netanyahu liderliğindeki Likud'un en çok oy alan parti olmasına rağmen, ülkede hâlâ yeni bir koalisyon hükümeti kurulamaması erken seçim ihtimalini gündeme getirdi. Berlin'de yayımlanan Tagesspiegel gazetesinde konuya ilişkin şu satırlar yer alıyor:

"Netanyahu birçok kişinin beklentilerinin aksine İsrail'deki seçimleri kendi lehine çevirebilirdi. Hatta daha fazlası olabilirdi. Giderek daha da sağa kayan Likud, Netanyahu'nun liderliğinde yıllardır aldığı en iyi sonucu elde etti. Bu koşullar altında hükümetin kurulması bir formalite olmalıydı. Ancak kazandığı sanılan hayal kırıklığı yarattı, parlak bir galibiyet kazanan mağluba dönüştü. Kurulmaya çalışılan milliyetçi-dindar koalisyonun olası ortağı Başbakan ile aynı görüşü paylaşmıyor. Savunma Bakanı olduğu dönemde Netanyahu ile tartışan Avigdor Lieberman direniş gösteriyor. Lieberman, Ultra Ortodoks erkekler için de askerlik hizmetini zorunlu kılacak bir yasa hazırlanmasında ısrar ediyor. Ancak bu İsrail'de 'Bibi' denilen Netanyahu'yu ikileme sürüklüyor. Yönetebilmek için koyu dindarlara ihtiyacı var ama bir yandan da aslında erken seçim istemiyor."

DW/JD,HT

© Deutsche Welle Türkçe