1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

‘Erdoğan’ın önünde üç yol var’

26 Ağustos 2015

Alman siyasi temsilcileri ve uzmanlar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın otoriterleştiğini söyleyerek, erken seçim sonrası izleyebileceği politikaları DW Türkçe’ye değerlendirdi.

https://p.dw.com/p/1GLs1
Türkei Soldat mit Flagge
Fotoğraf: AP

'Muhalefetin tepkileri haklı'

Türkiye 1 Kasım ‘da erken seçime gidiyor. Ülke, siyasi tarihinde ilk kez böylesi bir erken seçim tecrübesi yaşayacak. Zira 7 Haziran seçimlerinin ardından koalisyon kurulamaması, yeniden patlak veren terör olayları ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlık sistemini işaret eden açıklamaları seçime dair soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Tüm dünyada olduğu gibi Almanya da Türkiye’deki gelişmeleri ve tartışmaları yakından takip ediyor.

‘Muhalefetin sivil darbe tespiti haklı’

7 Haziran seçimleri sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye’nin yönetim sistemi değişmiştir. Şimdi yapılması gereken bunun anayasal olarak gerçekleştirilmesidir“ açıklaması, muhalefette ‘Erdoğan Darbesi’ olarak algılandı. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ise "Cumhurbaşkanı, yaptığı bu darbenin meşru bir hukukî zemine oturtulmasını istiyor. 'Anayasa değişikliği yapılarak bunun gerçekleştirilmesini istiyorum' sözleriyle bir erken seçimin buna hizmet edebileceğini düşünüyor" diyerek, bu durumu eleştirdi.

Islamforum in Duschanbe Udo Steinbach
Udo SteinbachFotoğraf: DW

Türkiye ve Ortadoğu uzmanı Prof. Udo Steinbach, muhalefetin darbe algısının haklı gerekçelere dayandığını ifade ediyor. Alman uzman, Erdoğan’ın başkanlık sistemi ile bir tür otokrasi anlayışını hedeflediğini belirtiyor. Steinbach, cumhurbaşkanının anayasayı askıya alarak ve beraberinde bazı kanun değişiklikleri yaparak hukuku işlemez hale getirdiğini bunun da bir sivil darbe anlamına geldiğini söylüyor.

Berlin Claudia Roth Bundestag
Claudia RothFotoğraf: Reuters/F. Bensch

‘Erdoğan, Putin modelini istiyor’

Yeşiller Partisi Federal milletvekili ve Federal Meclis Başkan vekili Claudia Roth da Türkiye’deki muhalefetin bu konuda haklı tepkiler verdiğini savunuyor. Roth, Başbakan Davutoğlu ve CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun koalisyon görüşmeleri sürerken, Erdoğan’ın bir koalisyon kurulabileceği ihtimalini görerek buna engel olduğunu iddia ediyor. Alman politikacı, Türkiye’yi erken seçime götüren Erdoğan’ın, seçim sonuçlarını beğenmeyerek, adeta bir intikam havası içine girdiğini ve seçim beklentisini de buna dayandırdığını ileri sürüyor:

"Erdoğan sadece, partisinin mecliste anayasal değişikliği sağlayacak çoğunluğa ulaşmasını ve bu yolla başkanlık sistemini istiyor. Ülkeyi sınırsız, daha da sınırsız bir şekilde yönetmek istiyor. Yani bir anlamda Putin modeli. Bu, demokratik bir Türkiye için son derece tehlikelidir” diyen Roth sözlerine şunları ekliyor: “Bugün bile o tehlikeyi, yani anayasanın ve hukukun rafa kalktığı gerçeğini Türkiye'de hissediyorsunuz. Zaten Erdoğan da buna dayanarak ülkede sistemin değiştiğini artık sadece anayasanın bu sisteme uydurulması gerektiğini söyledi. Onun için muhalefetin darbe açıklaması son derece yerindedir."

‘Erdoğan, erken seçimden umduğunu bulamayacak’

Roth, kamuoyu yoklamalarının Erdoğan’ı hâlâ istediği sonuca götürecek rakamları göstermediğine işaret ediyor. Yeşiller partili politikacı, Erdoğan’ın ayrıştırıcı siyasetinin tutmadığını belirterek, ne PKK ile ilişkilendirerek HDP’yi kriminalize etme politikasının muhafazakâr Kürtleri kendisine çektiğini; ne de şehit olan güvenlik mensuplarının ona MHP’den oy kazandırdığını söylüyor.

Profesör Steinbach da, Türk halkının PKK ile olan çatışmalarda Erdoğan’ın rolünün farkında olduğunu ve onun iktidar oyununa düşmeyeceğini söylüyor. Özellikle HDP Eş başkanı Demitaş’ın PKK’ya yaptığı ‘amasız silah bırakma’ çağrısının Erdoğan’ın oyununu bozduğunu savunuyor.

‘Demokratik bir anayasaya ile yeniden itibar kazanabilir’

Türkiye uzmanı Steinbach erken seçimde istediği sonuca ulaşamazsa Erdoğan’ın izleyebileceği politikaları da şöyle aktarıyor:

"Bence iki şey olabilir: Ya anayasal sınırlara çekilerek cumhurbaşkanlığı görevini sürdürür ya da arzu ettiği türde bir cumhurbaşkanlığı yapamayacağı için istifa edebilir. Bir üçüncü yol daha var ki, Erdoğan’ı düşündüğümüzde bu ihtimal oldukça zayıftır. O da, Erdoğan’ın başkanlık sistemi için değil ama Türkiye'nin ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalan 82 Anayasasının değişmesine öncülük etmesidir. Bu onu Türkiye'de demokratik bir anayasanın babası haline getirebilir, ona yeniden itibar kazandırabilir.”

‘Türkiye’nin PKK politikası güvenlik sorunu yaratıyor’

Türkiye’nin PKK ile olan mücadelesine de değinen Steinbach, Almanya’nın Almanya’da yaşayan Türk ve Kürtleri gözeterek, Türkiye’deki gelişmelerden endişeli olduğunu belirtiyor. Alman siyaset uzman, ayrıca yaşanan çatışmalarda mesuliyetin PKK'dan çok kışkırtıcı yaklaşımlarından ötürü Türkiye hükümetinde görüldüğünü iddia ediyor.

Yeşiller Milletvekili Roth da Alman gazetelerine dayanarak, Türk ordusunun Kuzey Irak’ta Kürt oluşumlara ve peşmergelere saldırdığını burada pek çok sivilin de hayatını kaybettiğini savunuyor. Roth, peşmergelerin IŞİD’e karşı bölgede en etkin güç olduğunu ve Almanya tarafından eğitim verilip silahlandırıldığını hatırlatıyor. Bu nedenle Almanya’nın doğru bir karar vererek Türkiye’de bulunan Patriot füzelerini çektiğini ifade eden siyasetçi, son günlerde bölgede en önemli güvenlik sorunun, Erdoğan’ın girişimiyle izlenen politikalarda yattığını söylüyor.

"Bazı uzmanlar, bu yolla Erdoğan’ın İŞID’e karşı mücadele veren bir cepheyi zayıflattığını, hatta IŞİD’e yardım ettiğini söylüyorlar. ABD de Erdoğan’a IŞİD’e karşı daha etkin mücadele verilmesi çağrısında bulundu. Kaldı ki, Erdoğan IŞİD ile mücadelede Türkiye’nin neden bu kadar geç kaldığını da henüz yanıtlayabilmiş değil“ ifadesi ile Türkiye’nin IŞİD politikalarını eleştiren Roth sözlerini şöyle sürdürüyor: ”Ayrıca Erdoğan,Türkiye’nin neden IŞİD’den petrol satın aldığını, ona neden silah sevkiyatı yaptığını ve neden IŞİD militanlarının Türkiye’de yuvalanabildiğini açıklayabilmiş değil. Bunları göz önüne aldığımızda asıl güvenlik sorunu, IŞID’le mücadeleyi sekteye uğratabilecek politikalarıdır diye düşünüyorum."

©Deutsche Welle

Özlem Coşkun / Berlin