Eğitimde mağdur olan çocuklar | YAŞAM | DW | 26.07.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Eğitimde mağdur olan çocuklar

Yeni bir araştırma, Almanya'da göçmenlerin yoğunlukta olduğu okullardaki öğrencilerin, kötü eğitim ve öğretim koşulları ile karşılaştığına işaret ediyor.

Bertolt-Brecht Lisesi, Bonn’nun fakir semtlerinden birinde bulunuyor. Bu okulun öğrencilerinin üçte birinden fazlasını, yabancı çocuklar oluşturuyor. Bu çocuklar kısmen Almanya’da doğup büyümüş, kısmen de Almanya’ya yeni gelmiş. Onlar henüz, ana dili Almanca olan çocuklarla aynı sınıfta ders yapacak düzeyde Almanca konuşamıyorlar. Lisenin Müdürü Reinhold Pfeifer, bu çocukların dil eğitimine büyük önem verdiklerini söylüyor. Pfeifer "Biz hemen 5’inci ve 6’ıncı sınıftan itibaren çocukların dil eğitimini teşvik etmeye başlıyoruz. Bu sınıflardaki Almanca derslerine bir ya da iki öğretmen daha gönderiyoruz. Bu öğretmenler, Almancası zayıf olan çocukları seçip onlarla ayrı bir grup oluşturarak derse küçük gruplar halinde devam ediyor. Amaç iyi öğrencileri ek bir destekle teşvik etmek" diye konuşuyor.

Uluslararası sınıflar

Bertolt-Brecht Lisesi’nde Almanca teşvik dersleri dışında bir de uluslararası sınıflar mevcut. Lise Müdürü, bu sınıfları şöyle izah ediyor: "Bu sınıfa da 8 veya 10’uncu sınıf yaşına gelmiş çocuklar alınıyor. Bu sınıflardaki çocukları neredeyse hiç Almanca bilmeyenler oluşturuyor. Bize özellikle İspanyolca konuşulan ülkelerden Almanca bilmeyen çok sayıda öğrenci geliyor."

Haftada 12 saate varan dil eğitimi ile bu öğrencilerin 2-3 yıl içerisinde yaşıtları ile aynı sınıflara gidebilmesi amaçlanıyor.

Eğitim uzmanları, öğrencileri, etnik ve sosyal kökenine göre sınıflara ayırmayı, "Eğitimde tasnif" olarak niteliyor. Duisburg-Essen Üniversitesi’nden eğitim uzmanı Dr. Diana Sahrai da eğitimde tasnif konusuyla yakından ilgileniyor. Sahrai, Bertolt-Brecht Lisesi’ndeki dil eğitimini teşvik çabalarından büyük bir övgü ile söz ederken, bu uygulamanın yeni olmadığına dikkat çekiyor. Sahrai "Bu uygulama, ana dili Almanca olmayan çocuklar Alman okullarına gelmeye başladığında, yani 1960’larda başlatıldı. O zamanlar ulusal sınıflar olarak niteleniyordu. Yunan, Türk ve İtalyan çocuklara kendi ana dillerinde ayrı dersler veriliyordu. Zira bu çocukların bir süre sonra ülkelerine geri dönecekleri düşünülüyordu" diye konuşuyor.

Eğitimde tasnifin dezavantajları

Sahrai, birkaç yıl sadece kendi aralarında kalan öğrencilerin, Almancayı çok iyi konuşan öğrencilerle az iletişim içinde oldukları için Almancalarının yeterince gelişemediği görüşünde. Bertolt-Brecht Lisesi Müdürü ise bu öğrencilerden birçoğunun öğrencinin genel yüksekokul olgunluğuna eriştiği anlamına gelen olgunluk sınavı Abitur’u başardıklarını ifade ediyor.

Alman eğitim sistemindeki ayrım tartışmalarına Alman Vakıfları Göç ve Uyum Bilirkişi Konseyi'nin yaptığı yeni bir araştırma bir başka bakış açısı daha getirdi. Zira araştırma göçmenlerin yoğunlukta olduğu okullardaki öğrencilerin, sık sık kötü eğitim ve öğretim koşulları ile karşı karşıya kaldığına işaret ediyor.

Bilirkişi Konseyi’nin Başkanı Jan Schneider, özellikle büyük kentlerdeki göçmen öğrencilerin yüzde 70’inin, göçmen ağırlıklı ilkokullara gittiğini belirtiyor. Bu ilkokullara devam eden Alman öğrencilerin oranı ise yaklaşık yüzde 17 dolayında.

Jan Schneider, araştırmadan çıkan sonuca göre; Almanya’daki göçmen çocukların sık sık eğitimde tasnif yapılan okullara gittiğini ve hayatta başarılı olma şanslarının Alman çocuklarına oranla daha az olduğunu söyledi.

Öğrencinin potansiyelini düşüren etkenler

Ancak araştırmacılara göre bir öğrencinin potansiyelini düşüren sebep, göçmenlerin ağırlıklı olduğu sınıf veya okullara gitmesi değil. Bilim insanlarına göre belirleyici olan daha ziyade ailenin sosyo-ekonomik koşulları ve çocuğun sınıf arkadaşlarının ortalama başarı düzeyi.

Araştırmaya göre, göçmen olsun ya da olmasın, eğitim seviyesi yüksek ebeveynler, çocuklarını göçmenlerin ağırlıklı olduğu okullara göndermekten kaçınıyor. Bunun yabancı öğrenciler için bir dezavantaj olduğu belirtiliyor.

Alman Vakıfları Göç ve Uyum Bilirkişi Konseyi Başkanı Jan Schneider, okullarda kültürlerarası açılımın sorunun çözümünde kilit rol oynayacağını belirtiyor. Schneider, hâlâ geçerli olan "ortalama bir Alman öğrenciye" göre yapılan eğitimin her alanda aşamalı olarak ve öğrenci çeşitliliği göz önüne alınarak revize edilmesini öneriyor. Öğretmen ve eğitimcilerin de bu çeşitliliğe çok daha iyi hazırlanmaları gerektiğini sözlerine ekliyor.

© Deutsche Welle Türkçe

DW/dpa, BD/AG

Reklam